Yeni Ağlama Duvarı mı?
Belçika Kraliçesi Mathilde beraberindeki heyetle Türkiye'ye tarifeli bir uçakla geldi ve gitti. Şaşaa ve debdebeden uzak ve tevazuyu çağrıştıran bu davranışı elbette gönül alıcı bir davranıştır. Avrupalı liderler genellikle debdebe ve ihtişamdan kaçınırlar. İşe gidiş gelişlerinde bisiklet kullandıkları vakidir. Lakin heyetten birisi bunu gölgeleyen bir davranışta bulunmuştur. Hilaf-i mutat bir biçimde Anıtkabir'i ziyaret ettiğinde orada diz çökmüştür. Filhakika yabancı devlet adamları ve misyon şeflerinin Anıtkabir'i ziyaretleri adet haline gelmiştir. Bununla birlikte son yıllarda garip bir şekilde maksadı aşan ilaveler sergileniyor. Bu ziyaretlere kimi aşırılıklar da eşlik etmektedir. Türkiye'yi ziyaret eden Belçika Kraliçesi Mathilde başkanlığındaki heyette yer alan Belçika Savunma Bakanı Theo Francken Anıtkabir Mozolesi önünde diz çökmüş ve ardından da tereciye tere satar gibi "Anıtkabir'de yine diz çökerim, Atatürk ilham verici çok güçlü bir lider ve subaydı" demiştir. Bu duyguları kendisini bağlar ama diz çökmesi abartılı bir davranıştır. Zaten ne çekiyorsak abartılardan çekiyoruz. Son yıllarda bu ve benzeri davranışlar giderek artış kaydetmektedir. Bu diz çökmede gelenek haline gelebilir. Buna da alışırlar ve Theo Francken'in çığırı derler!
Nitekim Ürdün Kralı Abdullah II de çalkantılı yıllarda ve günlerde Türkiye'ye gelmiş ve Mart ayında 2013 tarihinde Anıtkabir'i ziyaret etmiş ve burada göz yaşlarına hakim olamamıştır. Ürdün Kralı Abdullah II'nin neden ağladığı tartışılmış ve buna cevap aranmıştır. Kralın gözyaşları hala tartışma konusudur. Bence ağlama seansı kralın ve kraliyetin yalnızlığını ifade ediyor. Yaşayanlara derdini anlatamayınca belli ki derdini Anıtkabir'le paylaşmak istemiştir. 'Yaşasaydı belki de beni anlayabilirdi' demek istemiş olmalıdır. Gözyaşları aslında yalnızlık gözyaşlarıdır. İngilizler dedesi Şerif Hüseyin'i önce kullanmış sonra kullanılmış bir mendil gibi bir kenara savurmuştur. Sürgüne göndermişlerdi.
Dolayısıyla imparatorluk hayali içinde iken siyaseten yetim kalmış bir aileden söz ediyoruz. Dedesi Şerif Hüseyin Osmanlı'ya ihanetinden dolayı çok ızdırap çekmiş ve bin pişman olmuştur. Lakin her defasındaki gibi son pişmanlık fayda vermemiştir. Ürdün dost görünümlü düşmanlarla çevrili yalnız bir ülkedir. O sıralarda Suriye olayları ağırlığını hissettirmektedir. Sonraki hedefin kendileri olduğunu görmüş olabilir. Arap Baharı çalkantıları ve rüzgarları bu küçük kraliyeti yıkabilirdi. Kral Abdullah'dan yola çıkarak; acaba Anıtkabir de birilerinin veya yalnızlar kulübünün ağlama duvarı haline mi geliyor diye sorabiliriz?
Bilindiği gibi orijinal Ağlama Duvarı Süleyman Tapınağından geride kalan Burak Duvarı harabeleridir. Veya Yahudilere göre Ağlama Duvarı'dır. Yahudiler eskiye hasretlerini böyle ifade ederler. Tevrat algısına göre günün sonunda veya dünyanın son günlerinde milletler Kudüs'a gelerek İsrail'e diz çökecek ve yüz süreceklerdir. Şimdi Yunanistan ya da BAE gibi İsrail'in fedaileri bunu yapıyorlar. Lakin İsrail kendisi de canlı bir ağlama duvarı haline gelmiştir. Ölmüş ağlayanı yok derler. Amaç, İbrahim anlaşmalarıyla İsrail'i milletlerin diz çökme mahfili haline getirmektir. Lakin işler istedikleri kıvamda gitmiyor, sarpa sardı.
Kimden kesp ettilerse kimileri Anıtkabir'i de ağlama duvarı haline getirmek istiyor. Halbuki Türkiye'nin böyle bir hesabı yok. Lakin Celal Şengör gibi çılgınlar özel mahiyette ağlama duvarı arayışındalar. Bazen çocuk ruhu dışarı akseden Celal Şengör Ekim 2023 tarihinde inanmış bir ateist olarak, Mustafa Kemal'in annesi Zübeyde Hanım'ın İzmir Karşıyaka'daki anıt mezarını ziyaret ederek saygı duruşunda bulunmuştur!
Sözde akılcı bu kimseler akıl sınırlarını zorlayan davranışlar sergiliyorlar. Cemal Kutay gibi Celal Şengör de Mustafa Kemal'e taabbüt edilmesine karşı çıkmaz herhalde. Ortaya bir bidat atıyorlar ceremesini de bütün ulusa çektiriyorlar! Sonuç itibarıyla yerli ya da ithal ağlama duvarı projelerinden kaçınmalıyız. Gitsinler kendi duvarlarında ağlasınlar!
Mustafa Özcan
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
- Her devirde tek adam (15.05.2026)
- Daralmadan genişlemeye Türkiye (08.05.2026)
- Ne yol alır, ne sırt bırakır! (06.05.2026)
- Peygamberlerin yoluna dönüş (04.05.2026)
- Yavuz modelinden Emin Hafız modeline (02.05.2026)
- 250 yılın sırrı (30.04.2026)
- Bıçak sırtı patikada müzakereler (27.04.2026)
- Kantarın topuzu kaçınca (24.04.2026)