VAV TV CANLI YAYIN
Mustafa Özcan

Gözü pek Boşnaklar

29.06.2026

Osmanlı'nın son dönemlerinde ordu müfettişliği postunda sağa sola atanan zevat vardır. Bunlar bazen gözlemlerini rapor (ma'ruzat) suretiyle düzenleyip -üstlerine aktarırlardı. Bunlardan bir kısmı bilahare belge/kitap olarak neşredilmiştir. Bu raportörlerden birisi de tarihçi ve devlet adamı Ahmet Cevdet Paşa'dır. 1863 yılında Bosna Müfettişliği görevine atanan Ahmet Cevdet Paşa bu görevi ifa ederken gördüklerini, gözlemlerini ve önerilerini bir rapor haline getirmiştir. Üstlerine sunmuştur. Bu raporlarında Boşnakların seciyesine değinmiş ve Boşnak gençlerin destansı kahramanlık ve gözü pekliğine temas etmiştir. Bazı Boşnak gençlerinin Sırp Çetniklerin arasına dalıp onları derdest ettiklerini ve birkaç kelle alıp üslerine geri döndüklerini haber vermiştir.

Ahmet Muhtar Paşa da 1885 tarihinde Mısır fevkalade komiserliğine tayin edilmiş ve maiyetinde Binbir Hadis eserini hazırlayan Ahmet Arif Beyi de alıp götürmüştür. Binbir Hadis kitabında Mehmet Arif Bey, Kahire'de içeriden gözlemlerde bulunmuş ve Ezher ulemasını tarassut etmiştir. Onlarda Masonluğa karşı bir eğilim sezmiş ve eserinin muhtelif yerlerinde buna temas etmiştir. Bu yönüyle eser hem ilmi bir eser hem de Mısır ahvalini gözleyen; hatırat, gözlem ve rapordur.

Süleyman Nazif'in de böyle yönleri vardır. Yazı ve üslubuyla Kölemen Abdullah Paşa'nın dikkatini çekmiş ve neticesinde onun kâtibi olarak Musul'a revan olmuştur(1895).

İmparatorluk içinde de olsa dış görevler gözlem açısından çok mühimdir. Bulunmaz bir fırsattır. Ertesi yıl görevinden istifa edip İstanbul'a geri döndü. Musul hatıralarını Namık Kemal gibi eserlerine serpiştirmiştir. Kısaca dış geziler ve ona eşlik eden gözlemler edebiyatımıza renk ve zenginlik katmıştır.

Esas mevzua dönecek olursak; Boşnakların temel özelliklerinden birisi sadakatleridir. Bir başka özellikleri ise gözü pek oluşlarıdır. Bu özelliklerinin birçok kanıtı ve tanığı vardır. Bunlardan birisi bizzat tarihçi Ahmet Cevdet Paşa'nın anlattıklarıdır.

Ma'ruzat (Raporlar) adlı eserinde bu yönlerine dikkat çeker. Hem tarihçi hem de devlet adamı olan Ahmet Cevdet Paşa engin ve eşsiz bir gözlemcidir.

Gözü peklikleriyle alakalı olarak bir başka tanık ise Filistinli alperen Abdullah Azzam'dır. Abdullah Azzam'ın 'Tevbe Suresi'nin Tefsiri' adlı kitabında geçen ve 1948 yılında Filistin'de İsrail ordusuna karşı çatışmalarda yer alan Boşnak savaşçıların konu edildiği pasaj şöyledir:

Filistin'de 1948 yılında harp başladığında. Filistin cihadına katılmak için Yugoslavya'dan mücahidler gelmişti. Allah'a yemin ederim ki onlardan bir tanesi bana şunları anlattı: "Binlerce Yahudi'nin arasına tek başıma dalıyordum. Üzerime kurşunlar yağmur gibi yağıyor, öyle ki sırtımdan ceketi düşürüyorlardı."

Ona, "Peki sen ne yapıyordun?" dedim. Ve o gün onu doğrulamamış, ona inanmamıştım. Ta ki, Afgan cihadında benzerlerine şahid oluncaya kadar! Yugoslavya'nın Bosna Hersek'inden olan Şeyh Abdurrahman şu cevabı verdi: "Ben 'Kulhuvallahu Ahad, Kul euzu birabbil felak ve kul euzu birabbinnas sûrelerini âyete-el-kürsî ile birlikte okuyor ve Bismillahillezi la yedurru maa ismihi şeyun fi'l ardi ve la fissemai ve huvessemî-ul âlim' okuyordum ve binlerce Yahudi askerinin arasına dalıyordum. Görevimi tamamladıktan sonra da hiçbir yara almadan geri dönüyordum. "1948'de Kudüs'ten ve Mescid-i Aksa'dan Ürdün ordusu geri çekilip Kudüs'ü Yahudilere peşkeş çekmek istediklerinde bu Şeyh Abdurrahman bunu reddetmiş ve şunları söylemiştir: "Yahudiler ben sağ kaldığım ve cesedim tepelenmediği sürece Mescid-i Aksa'ya giremeyeceklerdir."

Şeyh Abdurrahman ve beraberindeki Mısır İhvan-ı Müslimin teşkilatına mensup bir grup gönüllü ile birlikte Mescid-i Aksa'nın içine girer, siper olurlar. Oradan çekilmeyi reddederler. Vallahi onlarla içeride birlikte kalan bir kardeş daha sonra bana olayı şöyle anlattı: "Bizim sayımız, Mescid-i Aksa'nın pencerelerinin sayısından daha azdı. Biz ise mescidin içerisinde bir bu pencereden, bir şu pencereden dışarıya Yahudi askerlerine ateş açmaktaydık."

Şeyh Abdurrahman, Ürdün askeri komutanı Abdullah et-Tell'e "Mescid-i Aksa'yı nasıl terk edebilirsiniz? Nasıl buraları Yahudilere bırakabilirsiniz?" dediğinde, komutanın cevabı, "Gelen emirler böyle, çekileceğiz" olmuştu. Bunun üzerine Şeyh Abdurrahman komutana, "Bana iki sandık bomba bir otomatik silah ve mermileri bırak ve git. Ben Mescid-i Aksa'nın alanında bulunan şu minarenin üstüne çıkacağım. Yahudiler içeri girince bütün bu bombaları üzerlerine boşaltacağım ve ardından onları gücümün yettiği kadar otomatik silahla tarayacağım. Oyalayacağım. Sonra da onlar beni öldürürler." dedi.

Sonra Mescid-i Aksa'da bulunan gençler bütün pencerelerinden ateş edince Yahudiler Mescid-i Aksa'nın Müslümanlarla dolu olduğunu, Mescid-i Aksa'yı boş bırakarak çekilmelerinin mümkün olmadığını zannettiler. Mescid-i Aksa'ya yaklaşmaya bile cesaret edemediler. Böylece Mescid-i Aksa işte bu gençlerin sayesinde 1948 ile 1967 yılları arasında Müslümanların bünyesinde kaldı.

Tito'ya teslim edildiler

Arap ordusu bir savaşta ne zaman darboğazda kalsa arkalarından beş altı kişilik Yugoslav mücahidleri gönderilirdi. Bunlar Yahudi muhasarasını kırar ve mücahidlere yardım ulaştırırlardı. Bir defasında şehid Abdulkadir el-Hüseyni Yahudilerin kuşatması altında kalmıştı. İlgililer ek kuvvet istediler. Yugoslavyalı bu gençlerden beş tanesi gitti, Yahudilerin oluşturdukları çemberi yardılar. Ne yazık ki Mısır ve Suriye birlik kurup Arap Birleşik Cumhuriyeti'ni oluşturunca yeni cumhuriyetin başkanı Cemal Abdunnasır, Yugoslav lideri kardeşi Tito'ya -Abdunnasır, Tito'ya kardeş derdi çünkü inkarcılıkta onun kardeşi idi-, "Kardeşim Tito bizim birleşmemizin nişanesi olarak bizden bir arzun var mı?" diye sordu. Tito da, "1948 senesinde Filistin harbinde savaşan kaç kişi var sende? Bunlar Suriye'ye gidip orada yuvalandılar. Onları bana teslim et" dedi. Abdunnasır'da onları Suriye'de yakalatıp Tito'ya teslim etti. Tito ertesi günü bütün bunları kurşuna dizdi ve yaptıklarını halk için yaptığını söyledi. Boşnakların kahramanlığı konusunda Ahmet Cevdet Paşa ile Abdullah Azzam'ın anlattıkları birebir örtüşüyor! İnşaallah gelecek, geçmiş tarihi yineler!

Bu sahneler ışığında Boşnak savaş menkıbeleri yazılsa, yeridir.

Mustafa Özcan

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
X
Sitelerimizde reklam ve pazarlama faaliyetlerinin yürütülmesi amaçları ile çerezler kullanılmaktadır.

Bu çerezler, kullanıcıların tarayıcı ve cihazlarını tanımlayarak çalışır.

İnternet sitemizin düzgün çalışması, kişiselleştirilmiş reklam deneyimi, internet sitemizi optimize edebilmemiz, ziyaret tercihlerinizi hatırlayabilmemiz için veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.

Bu çerezlere izin vermeniz halinde sizlere özel kişiselleştirilmiş reklamlar sunabilir, sayfalarımızda sizlere daha iyi reklam deneyimi yaşatabiliriz. Bunu yaparken amacımızın size daha iyi reklam bir deneyimi sunmak olduğunu ve sizlere en iyi içerikleri sunabilmek adına elimizden gelen çabayı gösterdiğimizi ve bu noktada, reklamların maliyetlerimizi karşılamak noktasında tek gelir kalemimiz olduğunu sizlere hatırlatmak isteriz.