İkinci Mehmet, Fatih miydi?
Mezhebi takıntılarından dolayı Şiiler ve Selefiler fetihler tarihine gölge düşürürler. Lakin bir Arap atasözünde ifade edildiği gibi köpeklerin havlaması bulutlara zarar vermez. Kimi Araplar İkinci Mehmet'in hadislerde müjdelenen Fatih olmasına gölge düşürüyor. Tarihte ve tarihçiler arasında İbni Haldun ve Suyuti gibi Türk taraftarları ve dostları vardır. Bunlar taşı gediğine koyarlar. Vaktinden evvel Suyuti, Türklerin (Yavuz ve askerleri) Mısır'a kudümlerini yani geleceklerini müjdelemiştir. İbni Haldun da Türk dostudur. Bu nedenle kimi Araplar tarafından karalanmaktadır. Bazı Arap yazarları İkinci Mehmet'in Fatih olmadığına dair temelde iki argüman ileri sürüyorlar. Örfi hukuk uygulayarak kardeş katline cevaz vermesi ve yolunu açması ve bunun kendisinden sonra Osmanlı'da bir çığır haline gelmesidir. Fatih kanunnamelerinde onun kardeş katline fetva vermesi kusurlarından birisidir. Gerçekten de şeriat katında öyledir. Lakin bu onun Fatih olmasına veya iyi bir komutan olmasına (nime'lemir) mani bir hal değildir! Ömer Bin Abdulaziz siyasetin iç fethini yapmıştır. Fatih gibi çağ açıp çağ kapatmamış ya da İstanbul gibi nadide ve müjdelenen bir şehri fethetmemiştir. Lakin zulüm çarkını adalet çarkına çevirmiştir. Bu açıdan Ömer Bin Abdulaziz, Fatih'e karşı rüçhaniyet sahibidir. İkinci itiraz noktası ise Fatih Sultan Mehmet'in mezhebi kimliğidir. Hatta bir defasında Mısır'da hapishanede iken bir nadan bize 'Fatih Müslüman mıydı?' diye sormuştu! Zira onlara göre üçüncü hicri asırdan sonra Müslüman bulmak ne mümkün! Onlara göre Fatih bidat çığır üzerinde yürümüştür. Yani Maturidi (onlara göre bir nevi Eş'ari) olmasıdır. Bu noktada Kudüs fatihi Salahaddin Eyyübi ile aralarında bir fark yoktur. Gazneli Mahmut da Sünni ve Hanefi bir gelenekten gelmekle birlikte Hindistan seferlerinde dönemin Selefilerinden sayılan Kerramilerden de yararlanmıştır. Dolayısıyla mezhebi noktadan İkinci Mehmet'e gölge düşürmek tekellüflü bir iştir ve günümüzde Haddadiye gibi akımların marifetidir. Bazıları mezhep taassubuyla Fatih'in fatihliğini inkara yeltenmektedir. Bazıları da sekülarizm zemininde Arapçılık nokta-i nazarından İkinci Abdülhamid'in Filistin konusunda yeterli gayreti göstermediği kanaatindedir. Halit Harup adlı Filistinli yazar daha ziyade Abdulhamid'in Filistin'e olan atıfet ve ilgisini ideolojik bakış açısına bağlamakta ve bunun eseri olduğunu ileri sürmektedir. Bu bakış açısının gerçeklerle bir alakası yoktur.
İkinci Abdulhamid elindeki kıt imkanlarla Siyonistlerin Filistin'de kök salmasına mani olmak istemiştir. Lakin devletin ve dönemin şartları pek de uygun değildir. Karşıt bakış açısında insaf değil adeta nefret bakış açısı saklıdır. Bununla birlikte Arap yazarlarının ekserisi ve geneli İkinci Abdulhamid'in Filistin konusundaki hassasiyetine müdriktir.
Faysal bin Nasır isimli yazar İstanbul'un fethini müjdeleyen hadisin zayıf olduğu kanaatindedir. Hadiste geçen İstanbul'u fetheden komutanın iyi bir komutan olduğu vurgusuna da karşı çıkmakta ve Fatih'in kardeş katline onay veren suçlu bir hükümdar olduğunu savunmaktadır. Bu zat Türklerin tarihte kendilerini ön plana çıkarmak için bu hadise sarıldıkları düşüncesindedir. Bununla Emevi ve Abbasi hanedanlarının icraatlarını gölgeleme niyetindedirler. Ya da bu hadisle Türklerin yüceltilmesinin murat edildiğini ileri sürmektedir. Halbuki fethin manevi önderi Akşemseddin de bir Arap'tır ve bu hadise dayanarak Fatih'i yüreklendirmiştir. Nasır Düveyle adlı yazar da hadisin güvenilir olduğunu ve Zehebi, İmam İbni Kesir ve günümüzde Nasirüddin Elbani tarafından da sahih addedildiğini hatırlatmıştır. Hadis İmam Ahmet Bin Hanbel'in Müsned'in de ve Hakim'in Müstedrek'inde yer bulmuş ve Suyuti de derleme hadis mecmuası olan el Camiu's Sağir adlı eserinde bu hadise temas etmiştir. Araplar fethin şerefine nail olabilmek için bir rivayete göre bu şehri 17 defa kuşatmışlardır. Buraya 17 sefer düzenlemişlerdir. Kısaca itirazlar Fatih'in fethine gölge düşürmez. Tarih sahnesinde garazkarların garezi olarak kalır.
Mustafa Özcan
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
- Tepeden gelen, tepeden gider (29.05.2026)
- Kur'an Masonluktan bahseder mi? (25.05.2026)
- Kudüs üzerine Siyonist-Mason ittifakı (24.05.2026)
- Yeni Ağlama Duvarı mı? (18.05.2026)
- Her devirde tek adam (15.05.2026)
- Daralmadan genişlemeye Türkiye (08.05.2026)
- Ne yol alır, ne sırt bırakır! (06.05.2026)
- Peygamberlerin yoluna dönüş (04.05.2026)