VAV TV CANLI YAYIN
Mustafa Özcan

Mezhepçilik dayatması

25.03.2026

İsrail ile ABD'nin İran'a saldırması karşısında sessiz kalan kimi Sünni kitle ve çevreler için mezhepçilik suçlaması ve yakıştırması yapılıyor. Eskiden mezhepsizlik cereyanı hedef alınırdı. Şimdi ise tersinden mezhepçilik moda kabilinden bir suçlama kalıbı haline getirildi. Hivar Kanalı'nda Hamas kontenjanından İran'a gönül vermiş Azzam Temimi gibiler İran'a karşı olan Sünni çevreleri komploya yatkınlıkla, teşne olmakla suçluyorlar. Şimdi de sessizliğe bürünerek mezhebi kaygılarını canlı tuttuklarını söylüyorlar. Doğrusu ortada bir mezhepçilik var ama bunu kim yapıyor? Burada mezhepçiliği kim yapıyor, sorusunun tahlilini iyi yapmalıyız. İran sürekli solarak dayatılan savaşlardan bahsediyor. Hep saldırıya maruz kaldıklarından söz ediyor. Bu iddialar su götürür. Bu değerlendirme üzerinden ya da İran'ın dayatılan savaş kavramı üzerinden Sünni kesim ve kitlelerin de dayatılan bir mezhep ajandası ile karşı karşıya olduğunu söylemek mümkündür.

Dört kalem ve maddede İran'ın mezhepçilik yaptığını ispat ederim. Mezhepçilik yaptığı tartışma götürmeyecek kadar açıktır. Sünni dünya bırakın mezhepçilik yapmayı, mezhebi kaygılardan bile habersiz yaşıyor. Birazcık olsa da mezhebi kaygıları uyanmışsa bu İran'ın ters etkisindendir.

Humeyni velayet-i fakih doktrinine dayalı olarak bir mezhep rejimi ve devleti kurmuştur. Bu yönde anayasasına çeşitli maddeler serpiştirmiştir. 12'nci madde gibi maddeler devleti Şiiliğe tahsis ediyor. Sünni ve sair mezheplerin esamisi okunmuyor. Şiileri kayırıyor ve Şiilik dışında yüksek mevkilere tırmanmanın önünü kesiyor. Hiçbir Sünni devlette benzeri bir hüküm yoktur. Hatta Irak, Suriye ve Lübnan gibi ülkelerde Şiiler pozitif ayrımcılıkla yüksek makamlara gelebilmektedirler. İran da Sünnilere karşı devlet kademelerinde pozitif ayrımcılık yapabilirdi.

İkinci kademede Tahran gibi büyük şehirlerde Sünni camileri göremezsiniz. Belki onları "mescid-i dirar" hükmünde görüyorlar. Kürtlere ve Belucilere ayrım yapılmakta ve onların gençlerinin yozlaşmasına ses çıkartılmamaktadır. İran'da büyük şehirlerde Sünni mabetlerine izin verilmediği gibi Irak ve Suriye'de İran destekli mezhep milisleri yüzlerce camiyi yerle bir etmiştir. Bu yönde Siyonistlerin veya Sırpların icraatlarından farklı bir durumları yoktur.

Sünnilerin mabetlerine iliştikleri gibi Sünnilerin bölgelerini ele geçirdiklerinde oralarda Sünni barındırmamakta katliamdan geçirmekte ya da tehcir etmektedirler. Hatta buna Yahudiler bile şahittir: Nitekim Yahudi asıllı Amerikalı akademisyen Deborah Amos konu ile ilgili bir araştırma/inceleme çalışması yayınlamıştır. Kitap, Iraq War is Eclipse of the Sunnis: Power, Exile, and Upheaval in the Middle East (2010), adını taşımakta ve bu ülke ve bölgede Sünniliğin soluşundan söz etmektedir. 2003 yılından 2010 yılına kadar yapılan gözlemlere dayanmaktadır. Maalesef Baassızlaştırmadan bahsedildiği kadar Sünnisizleştirilmekte-bahsedilmemiştir. Lakin bu ve benzeri kitapların haricinde dağınık da olsa Irak'ın Sünnilerden arındırılmasına dair çeşitli makaleler ve yazılarla mesele az çok irdelenmiş ve belgelenmiştir.

Mezhepçilik dayatmasının bir başka kalemi ise teşeyyü yani Şiileştirme çabalarıdır. Bu Afrika'ya kadar uzanmıştır. Kasım Sülleymani'nin Halep'te cirit attığı sıralarda bu şehirde ve benzerlerinde Şiileştirme kampanyalarına hız verilmiş ve hüseyniyeler açılmıştır. Hatta bu paralel faaliyetlerinden dolayı Süheyl Hasan gibi Suriyeli komutanlar bölgelerine İranlılara sokmamışlardır. Onlara göre de İran girdiği yerlerde fitne ve mezhepçilik fitnesi yaymaktadır. Iraklı Şii ulemasından Şeyh Muhammed Senceri İranlıların Şiileştirme dalgalarını da Persliğin hizmetine sunduğunu ifade etmektedir. Şiilik milli bir mezhep olarak Persliğin önünü açmaktadır. Senceri gibilerine göre İranlılar nezdinde milliyetçiliğin veya Persliğin Şiiliğe göre sadareti ve öncülüğü vardır. İran'da milliyetçilik önde Şiilik ve Müslümanlık ise arkada gelmektedir. Daha doğrusu sekterizm Pers milliyetçiliğinin omurgasıdır.

Buna mukabil Sünniler tarihin bu durağında ne Şii beldelerinde sistematik Sünnileştirme kampanyaları açmışlar ne de onlar gibi buldukları yerde Şii katletmişlerdir. İran ise bulduğu yerde Sünnileri katletmekte ve diş kirası da istemektedir. Ağyara karşı kendilerine siper olmasını beklemektedir. Mezhepçiliğin hikayesi işte budur!

Mustafa Özcan

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
X
Sitelerimizde reklam ve pazarlama faaliyetlerinin yürütülmesi amaçları ile çerezler kullanılmaktadır.

Bu çerezler, kullanıcıların tarayıcı ve cihazlarını tanımlayarak çalışır.

İnternet sitemizin düzgün çalışması, kişiselleştirilmiş reklam deneyimi, internet sitemizi optimize edebilmemiz, ziyaret tercihlerinizi hatırlayabilmemiz için veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.

Bu çerezlere izin vermeniz halinde sizlere özel kişiselleştirilmiş reklamlar sunabilir, sayfalarımızda sizlere daha iyi reklam deneyimi yaşatabiliriz. Bunu yaparken amacımızın size daha iyi reklam bir deneyimi sunmak olduğunu ve sizlere en iyi içerikleri sunabilmek adına elimizden gelen çabayı gösterdiğimizi ve bu noktada, reklamların maliyetlerimizi karşılamak noktasında tek gelir kalemimiz olduğunu sizlere hatırlatmak isteriz.