VAV TV CANLI YAYIN
Mustafa Özcan

İran neden çıldırdı?

20.03.2026

Yine buruk bir şekilde bayram atmosferine giriyoruz. Bayram günlerine denk gelen kutlu günlerde huzuru yine yakalayamadık. Teskin olacağı yerde tırmanma şeridinde ilerleyen bir savaşın ortasındayız. Geride büyük bir hasar bırakacak. Kolay bir çıkış yolu da görünmüyor.

İran bu savaşta mantık döngüsü yaşıyor. Dostlarını artıracağı ve düşmanlarını azaltacağı yerde nefret söylem ve eylemleriyle kendini yalnızlığa itiyor. Dünyada neredeyse İsrail ve ABD'nin yanında duran kimse kalmadığı hâlde Tahran yanlış refleksleriyle kimi Körfez ülkelerini İsrail-ABD kampına doğru itiyor. ABD-İsrail kampı da sağlam bir blok değil. Aralarında büyüme eğiliminde olan çatlaklar var.

Burada ise İran küresel komplo mantığına yenik düşüyor. Bu mantığa teslim olmuş vaziyette. Bu savruk bir mantık. Dostu Beşşar Esad da öyle bir söylem tutturmuştu. Kontrollü küresel destek yanında iken bunu kaybetmiştir. Zira bütün çözüm yollarını tüketmiş ve elinin tersiyle itmiştir.

Şimdi İran meşhur bir Yahudi seçeneğine başvuruyor. Buna Samson seçeneği diyorlar! Kitab-ı Mukaddes'e dayanan hikâyede Samson düşmanlarıyla birlikte kendini de yok ediyor. Bugünkü ifadesiyle "kaybet-kaybet (lose-lose)" formülü izliyor! Bu formül her ne kadar İsrail kaynaklı olsa da fazlasıyla İran'a intibak ediyor. Bu tamamen çılgınlık hâli lakin İran'ı şu aşamada âkiller değil çılgınlar yönetiyor. Akıl tutulması yaşıyor!

İran neden çıldırdı?

Bunun temel nedenlerinden birisi imparatorluk hayalinin yıkılması ya da devrim projesinin çökmesidir. Kazanımlarını kaybetmesidir. Geri dönüş yolu da kapanmıştır. Bu açıdan Ali Laricani öldürülmeden evvel ümitsizce İslam âlemine hitaben "Ya bizimlesiniz ya da karşımızdasınız, safınızı belleyin, seçin." demiştir. Yardım isterken bile buyurgan bir dil kullanıyorlar! Burada akıl ve felsefe iflas ediyor! Kışkırtıcı bir dil kullanıyorlar.

Bu çıkış, George Walker Bush'un çıkışlarını hatırlatıyor. Projesi çöken İran varlık nedenini kaybetmiştir. Bu da onu çılgınlığa sevk ediyor! Bu nedenle de ayrım gözetmeden sağa sola saldırıyor. Katar ile Suudi Arabistan'a saldırıyor. Kimi İslam ülkeleri soruna bir çözüm bulabilmek için Riyad'da toplanmışken tam da orasını vuruyor! Trump'ın "Benim kimseye ihtiyacım yok." demesine benzer bir tutum izliyor. İsrail'in petrol tesislerine saldırısına Körfez ülkelerini vurarak karşılık veriyor. Hangi akla hizmet ediyor? Bu tali savaş arayışı dostane münasebetleri bulunan Katar'ı da tepkiye itti. İranlı diplomatları istenmeyen adam ilan etti. Peki, neden İsrail dolum tesisleri dururken Körfez ülkelerini hedef aldı? Bilahare Hayfa kentini de vursa bu tehirli olmuştur. Belki de alışık olduğundan Araplarla savaşmayı daha kolay görüyor! Dişine göre olduğunu düşünüyor! Belli ki savaşı bölgeye yayarak bir çıkış yolu arıyor.

"Neden Körfez ülkeleri?" sorusunun birkaç cevabı var. Geleneksel olarak İran'ın düşman listesinde ve kategorisinde başta Araplar var. İkinci sırada Osmanlılar, yani Türkler geliyor. Üçüncü sırada ise güncel olmasa da tarihî sıralamaya göre Ruslar bulunuyor. Şimdi dost olmaları ise konjonktüreldir. ABD'ye karşıdır. Hazreti Ömer'le başlayan günleri ve süreci kara günler olarak değerlendiriyor. Arapları ırken de sevmiyorlar. Araplar Sami ırkına mensupken onlar Ari ırkına mensup bulunuyorlar. Ali Laricani de Türk düşmanı olarak anılıyordu. Azeri kökenli bir ahund Musul'da iken Süleyman Nazif'e kimliklerini şöyle tafsil eder: "Ruhumuz Şii, bedenimiz ise Türk'tür." Varlık nedenini ve pusulasını kaybeden İran başı kesik horoza döndü. Bütün dengesini kaybetti. Bundan dolayı alışılmadık asimetrik tepkiler veriyor. Bu ölçüsüz tepkisi de şüphesiz bu ülkeleri katarına katmak ve koalisyonuna dâhil etmek isteyen ABD-İsrail kampına yarıyor. Dolayısıyla İran İsrail ile harp hâlinde iken bile nefretine mağlup olarak onların ajandasına hizmet ediyor!

Körfez ülkelerini hedef almalarının temel nedenlerinden birisi onların zenginliklerinde ve refahlarında gözü olmasıdır. Onları içten içe kıskanıyor. Ya da başka bir deyimle servet düşmanlığı yapıyor. Dünyada petrol rezervi açısından üçüncü sırada olmasına rağmen halk fakruzaruret içinde inliyor. Bütün paralarını savaşlarda harcadı. Kaddafi'nin Libya'sında olduğu gibi halkı Körfez ülkelerinin zenginliğine imreniyor. Elbette Körfez ülkelerinin zenginliklerini nasıl ve hangi yolla harcadıkları da meşru bir sorudur. Lakin İran'ın zenginliğini halkının refahı dışında çarçur etmesi de affedilebilecek bir hata değildir. Körfez ülkelerinin serveti ve şaşaası rejim olarak İran'ın düşmanlığını çekiyor ve körüklüyor. İran benzeri servetten mahrum olmasa da yanlış tercihlerin kurbanı. Bütün servetini Orta Çağ'dan kalma kavgalara ayırdı, yatırdı. İran, Körfez'in zenginliğine göz dikerken Trump da İran'ın petrollerine göz dikti. Yani korsanın üzerinde de korsanlar var.

Gelecekle bağlantılarını ve emellerini kaybetmiş İran, intihar stratejisi izliyor ve akrep refleksi gösteriyor. Yangının ortasına düşen akrep kendisini sokar! İran'ın İslam âlemine Bush gibi iki seçenek dayatması yerine, onlarla barışmanın yollarını aramalıdır. Çıkış kapısı, zihniyeti değiştirmekten geçiyor.

Not: Okurlarımın Ramazan Bayramı'nı tebrik eder, tasasız günler dilerim.

Mustafa Özcan

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
X
Sitelerimizde reklam ve pazarlama faaliyetlerinin yürütülmesi amaçları ile çerezler kullanılmaktadır.

Bu çerezler, kullanıcıların tarayıcı ve cihazlarını tanımlayarak çalışır.

İnternet sitemizin düzgün çalışması, kişiselleştirilmiş reklam deneyimi, internet sitemizi optimize edebilmemiz, ziyaret tercihlerinizi hatırlayabilmemiz için veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.

Bu çerezlere izin vermeniz halinde sizlere özel kişiselleştirilmiş reklamlar sunabilir, sayfalarımızda sizlere daha iyi reklam deneyimi yaşatabiliriz. Bunu yaparken amacımızın size daha iyi reklam bir deneyimi sunmak olduğunu ve sizlere en iyi içerikleri sunabilmek adına elimizden gelen çabayı gösterdiğimizi ve bu noktada, reklamların maliyetlerimizi karşılamak noktasında tek gelir kalemimiz olduğunu sizlere hatırlatmak isteriz.