Demir kuşaklı cihangir Kanuni Sultan Süleyman'ın ölümü neden gizlendi?

Osmanlı Cihan Devleti'nin en uzun süre tahtta kalan ve en büyük padişahı olarak kabul edilen Kanuni Sultan Süleyman Han, bundan 452 yıl önce 7 Eylül 1566 tarihinde Sigetvar'da sefer esnasında vefat etti. Kanuni Sultan Süleyman Han, popüler kültürde şaşalı törenler ve saray hayatı ile anlatılsa da 46 yıllık hükümdarlığının büyük kısmı at sırtında seferlerde geçerken, çoğu Batı'ya olmak üzere 13 büyük sefer düzenledi.

Yayınlanma Tarihi: 07.09.2018 00:00 Güncelleme Tarihi: 07.09.2018 15:54

Babası, 9'uncu Osmanlı Sultanı Yavuz Sultan Selim Han'ın, Hafsa Sultan'dan doğma Kanuni Sultan Süleyman Han, 6 Kasım 1494 tarihinde Trabzon'da dünyaya geldi. Hünername'ye göre adını, doğduğu saatlerde Kur'an'dan açılan sayfada geçen Hazreti Süleyman'dan aldı.

Büyük Padişah, isminden çok Kanuni unvanıyla tanınırsa da bu sıfat 18. yüzyılda ilk defa Dimitrie Cantemir'in Osmanlı tarihinde geçti, XIX. yüzyılda Osmanlı tarihçileri tarafından benimsenerek yaygınlık kazandı. Çağdaşı Batılı yazarlar Sultan'ı "Muhteşem" (Magnificent, Magnifique) veya "Büyük Türk" (Grand Turc) lakaplarıyla anıyorlardı. Ayrıca Batı kaynaklarında, Fetret döneminde Osmanlı tahtına oturan Süleyman Çelebi dolayısıyla II. Süleyman şeklinde de nitelendirildi.

Kanuni Sultan Süleyman Han'ın çocukluk yılları babasının sancak beyi olduğu Trabzon'da geçti. Evliya Çelebi'ye göre Trabzon'da iken sütkardeşi Kadı Ömer Efendi'nin oğlu Yahya ile (Beşiktaşlı Yahya Efendi) birlikte bir Rum'dan kuyumculuk öğrendi. Şehzadelik yıllarında iyi bir eğitim aldığı, Arapça ve Farsça bildiği anlaşılan Kanuni'nin Kefe sancak beyliği sebebiyle Tatar lehçesiyle de konuşabildiği belirtiliyor.

26 YAŞINDA TAHTA OTURDU

Sultan II. Bayezid, 1509'da Süleyman'a babası Şehzade Yavuz'un ısrarıyla Kefe sancağını verdi. Yavuz Sultan Selim'in tahta çıkmasıyla birlikte 1513'te yegâne taht varisi sıfatıyla sancak beyi olarak Manisa'ya gönderildi. Babasının vefatının ardından 30 Eylül 1520'de İstanbul'a gelerek tahta oturdu. Belgrad'ı, ardından Rodos'u fethetti. Kanuni Sultan Süleyman Han, Batı'ya karşı an'anevi gaza siyasetini canlandırırken iki ana hedefi ön plana aldı. Bunlardan ilki Orta Avrupa'nın kilidi durumunda bulunan Belgrad, diğeri Akdeniz hâkimiyeti bakımından son derece önemli olan Rodos idi. Bunları ise Macaristan'a yönelik 1526 ve 1529'daki iki harekât takip edecek, sonuncu sefer Viyana önlerine kadar uzanacaktı.

İlk siyasi faaliyetlerinde atası Fatih Sultan Mehmed Han'ın, izinden giden Kanuni Sultan Süleyman Han, 30 Ağustos 1521'de Belgrad'ı, ardından Rodos'u fethetti. 29 Ağustos 1526'da Mohaç ovasında Macarlar'ı kısa sürede yendi. Macar kralının hayatını kaybettiği meydan savaşı Macar Krallığı'nın bir anlamda sonunu getirdi. Ardından Budin'e hareket eden Kanuni Sultan Süleyman,11 Eylül'de hiçbir mukavemetle karşılaşmadan şehre girdi. 1529'da 17 gün süren 1. Viyana kuşatmasını kötü hava şartları ve şehrin elde tutulamayacağını düşündüğü için kaldırdı. Akdeniz'de Osmanlı donanmasını güçlendirmek için 1532'de Barbaros lakaplı Hayreddin Reis'i Donanma-yı Humayun'un başına getirdi.

OSMANLI'NIN AKDENİZ'DEKİ HÂKİMİYETİ

1534'te devlete sıkıntı çıkaran ve isyanları destekleyen Safevilere karşı Irakeyn Seferi diye bilinen askeri harekâtı düzenleyerek önce Tebriz'e ardından Bağdat'a girdi. Seferdeki başarısızlıklar ve aile içerisindeki çekişmelerin de etkisiyle yakın arkadaşı Pargalı İbrahim Paşa'yı 14-15 Mart 1536'da sarayda aniden idam ettirdi. 1537'de kuşatılan Korfu Adası, bir takım aksiliklerin zuhur etmesi yüzünden alınamadı. 1538'de Hadım Süleyman Paşa'ya Süveyş'te bulunan donanmayla Portekizliler'e karşı Hindistan bölgesindeki küçük Müslüman prensliklere yardım için sefer emri verdi. Yine aynı yıl 27-28 Eylül'de Preveze Zaferi kazanıldı. Barbaros Hayreddin Paşa kumandasındaki Osmanlı donanması ile Cenevizli amiral Andrea Doria'nın başında bulunduğu Haçlı donanması arasında geçen Preveze Deniz Savaşı, Osmanlı Devleti'nin Akdeniz'deki hâkimiyetini pekiştirdi.

HAYATININ DÖNÜM NOKTALARINDAN BİRİ OĞLU MUSTAFA'NIN İDAMI

1548'de Safevi hükümdarı Şah Tahmasb'a karşı yeniden İran'a sefer düzenledi ve Tebriz'e girdi. Bu seferde Van kalesi alınarak burası beylerbeyilik merkezi yapıldı.

Kanuni'nin hayatının önemli dönüm noktalarından birisi de büyük oğlu Mustafa'nın idamı oldu. Doğu seferinde 4 Ekim 1553'te Konya Ereğlisi mevkisinde iken babasının huzuruna çıkmak için otağa giren Şehzade Mustafa, cellatlar tarafından boğularak idam edildi. Oğlunu idam ettiren Kanuni Sultan Süleyman Han'ın buna zaman geçtikçe çok üzüldüğü ve pişmanlık duyduğu gerek Osmanlı gerekse Batı kaynaklarında açık şekilde belirtiliyor. Ayrıca bu hadise dolayısıyla Taşlıcalı Yahya gibi bazı şairler tarafından ağır sözlerle eleştirildiği halde sesini çıkarmadı. Çocukluk arkadaşı Beşiktaşlı Yahya Efendi'nin bu mesele yüzünden onunla konuşmadığına dair menakıbnamelere konu olan bilgiler de bulunuyor. 1 Haziran 1555'te Şah Tahmasb'ın elçileriyle Amasya Antlaşması imzalandı. Kanuni'nin barış şartlarını da içine alan Tahmasb'a yolladığı mektupta dini meselelere vurgu yapıp, aşırı uç Şiiler'in Hazreti Aişe'ye ve 3 halifeye karşı olan küfürlerinin yasaklanmasını istedi. Şehzade Mustafa'nın idamından sonra görevden aldığı Rüstem Paşa'yı Hürrem Sultan'ın tesirinde kalarak 29 Eylül 1555'te yeniden göreve getirdi.

SİGETVAR KALESİ'NİN ALINIŞINI GÖREMEDEN VEFAT ETTİ

7 Haziran 1557'de kendi adına Mimar Sinan'a inşa ettirdiği camisi tamamlandı, cuma namazını da Süleymaniye'de kılarak açılışını yaptı.1558'de çok sevdiği eşi Hürrem Sultan'ın ölümü Kanuni'yi çok üzerken bu olayın ardından Şehzade Bayezid ve Şehzade Selim'in sancak yerlerini Amasya ve Konya olarak değiştirdi. İki kardeşin 1559'da Konya ovasında yaptığı savaşı Selim kazandı. Önce Amasya'ya çekilen Bayezid, Kanuni'nin sefer hazırlıklarını haber alınca Safeviler'e sığındı. Bayezid ve oğullarının teslimi için Şah Tahmasb'a önemli miktarda para ve tavizler verildi. Şehzade 23 Temmuz 1562'de oğullarıyla birlikte idam edilip Sivas'ta defnedildi.

1565 yılındaki Malta bozgunu sonrası Osmanlı'nın Batı'daki imajı yara alırken Kanuni, kötü izleri silmek için yeni bir sefer hazırlığına girişti. Kanuni, 1 Mayıs 1566'da Eyüb Sultan'ın türbesini ziyaret edip dua ettikten sonra sefer için yola çıktı. Sigetvar Kalesi kuşatılırken Kanuni'nin otağı da hâkim bir tepeye kuruldu.

Ömrünün son 15 yılında tedavisi olmayan gut (nikris) hastalığı iyice ilerlemesine rağmen savaş meydanından ayrılmayan Kanuni Sultan Süleyman Han, 7 Eylül 1566'da kalenin alınışını göremeden vefat etti. Kuşatma sürerken iç organları çıkarılan naaşı, misk ve amber kokuları sürülerek tahtın altına gömüldü. Kalenin düşmesinin ardından 42 gün gömülü olan naaşı arabaya konuldu ve padişah yaşıyormuş davranıldı. Kendisine haber gönderilen yeni padişah II. Selim'in Belgrad'a gelişi üzerine vefat haberi resmen ilan edildi.

Süleymaniye Camisi'nde 23 Kasım'da Şeyhülislam Ebussud Efendi'nin kıldırdığı cenaze namazının ardından, naaşı caminin kıble tarafındaki türbesine defnedildi.

OSMANLI CİHAN DEVLETİ'NİN TEMELİ

Onun yoğun askeri ve siyasi faaliyetleriyle Osmanlı, Avrupa'nın cihanşümul anlayışına sahip Cihan Devleti haline geldi. Osmanlı Cihan Devleti'nin ideolojik alt yapısının temellerinin atıldığı bu dönem, Avrupa'nın siyasi coğrafyasını derinden etkiledi. Osmanlı Devleti böylece Avrupa devletler dengesinde belirleyici bir rol üstlendiği gibi modern Avrupa'nın oluşumunda da pay sahibi oldu.

Cihan Devleti'nin sınırlarının ulaştığı toprakların dışında Kuzey Afrika içlerinden Habeşistan'a, Yemen'e, Hindistan'a, kuzeyde Rus steplerine kadar çok geniş bir sahaya hâkim oldu. Kanuni Sultan Süleyman Han, ömrünün son dönemine kadar devam eden av merakı ve uzun seferleri dolayısıyla Cihan Devleti'nin çeşitli bölgelerini tanıdı, doğuda ve batıda pek çok yeri gördü, şehir ve kasabaları dolaştı. Bu bakımdan Kanuni, imparatorluğunu coğrafi temelde de bizzat gezerek tanımış son Osmanlı padişahı kabul ediliyor.

Devrinde yaptığı reformlar, bürokrasinin şekillenmesi ve kanunlar Osmanlı'yı güçlü bir şekilde dönüştürdü. Kanuni Sultan Süleyman Han adına yazılmış Süleymannameler'de ve Şehnamelerde onun askeri liderliği ön plana çıkarılmıştır. Padişah Gazi Sultan, Adil Hükümdar, İslam'ın Koruyucusu ve Savunucusu, edebiyat ve sanat hamisi imajıyla övüldü. Hükümdarlığı döneminde imparatorluğun birçok bölgesine önemli cami ve imarethaneler yaptırdı. Özellikle Mimar Sinan'a İstanbul'da abidevi yapılar inşa ettirdi.

"DEMİR KUŞAKLI CİHANGİR"

Vefatının ardından, devrin büyük şairi Baki, yazdığı ünlü Mersiye'de Kanuni Sultan Süleyman için "Demir Kuşaklı Cihangir" sıfatını kullandı.

Büyük Cihan Padişahı Kanuni Sultan Süleyman Han hakkında yazdığı ve Ötüken Neşriyat tarafından yayınlanan, "Demir Kuşaklı Cihangir" isimli eserin sahibi Turgut Güler, "Vefâtının ardından, devrin büyük şairi Baki, yazdığı ünlü Mersiye'de, onun askeri ihtişamını anlatırken, "Şemşîr gibi Rûy-ı Zemîn'e taraf taraf/ Saldun temür kuşaklı Cihân pehlevânları' beytini kaleme almıştı. Bu mısralardan ilham alarak, biz de Kanuni Sultan Süleyman Han için "Demir Kuşaklı Cihangir" sıfatını kullanabiliriz. Ruhu şad, mekânı Firdevs Cenneti olsun, inşallah." dedi.

MACARİSTAN VE TÜRKİYE "KANUNİ'NİN İZİNDE"YAKINLAŞIYOR

Kanuni Sultan Süleyman'ın iç organlarının gömüldüğü alanın bulunması için 2012'de Macaristan'da başlatılan kazılar, hem Türk-Macar hem de dünya tarihi açısından büyük önem taşıyor. Osmanlı Devleti'nin en önemli padişahları arasında yer alan ve 7 Eylül 1566'da Zigetvar Kuşatması sırasında hayatını kaybeden Kanuni Sultan Süleyman'ın Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığınca (TİKA) ortaya çıkarılan Macaristan'daki türbesi iki ülke arasındaki ilişkileri güçlendiriyor.

Zigetvar'daki Kanuni Sultan Süleyman Türbesi Kazı ve Araştırma Projesi kapsamındaki araştırmaları yürüten Türk kazı ekibi başkanı ODTÜ Mimarlık Tarihi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ali Uzay Peker ve Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Süleyman Kızıltoprak, çalışmalarıyla ilgili değerlendirmelerde bulundu.

Kızıltoprak, Kanuni Sultan Süleyman'ın 73 yaşında ve hasta olmasına rağmen 3 aylık yorucu bir yolculuk neticesinde o dönemde küçük bir kale şehir olan Zigetvar'a sefere çıkmasının sebebinin bugün bile tartışma konusu olduğunu söyledi. Zigetvar Kalesi'nin, Macar topraklarına Habsburg akınlarını engellemenin yanı sıra Viyana yolu üzerinde alınması gereken bir yer olduğuna dikkati çeken Kızıltoprak, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Bir cihan padişahının 3 aylık bir yolculuk neticesinde nispeten küçük bir kaleyi ele geçirmeyi hedef edinmesi akla uygun ve beklenen cevap olmasa gerek. O zaman asıl hedef Viyana mıydı? Yaklaşık 11 yıldır sefere çıkmayan sultan Avrupa'daki rakipleri Habsburglara yaşlı olmasına rağmen hala güçlü olduğunu gösterip esaslı bir darbe vurmak için bir fırsat mı yakalamıştı? Ya da Macaristan'daki Osmanlı varlığını Habsburglara karşı kuvvetlendirmek mi istiyordu? Yeni Sadrazam olan Sokullu Mehmed Paşa'nın etkisiyle iç ve dış dinamiklere karşı bir gövde gösterisi yapmak niyetinde mi idi? Bunların birkaçı veya hepsi olabilir.''

Kızıltoprak, Osmanlılar ve Batılılar nezdinde Zigetvar Seferi'nin en önemli olayının kentin alınışı ya da kaybedilişi olmadığına, Viyana'yı tehdit edecek, sınırlarını Avrupa içlerine kadar genişleten bir hükümdarın hayatını kaybetmesi olduğuna dikkati çekti.

''MEDENİYETİ KURTARAN SAVAŞ''

Kızıltoprak, Macarlar ve Hırvatlar açısından milli bir kahraman olan Zigetvar Kalesi komutanı Hırvat asıllı Miklos Zrinyi'nin kaleyi ve hayatını bu sefer sonucu kaybetmesine rağmen saygıyla anılmasının temel sebebinin de Sultan Süleyman'ın vefatına neden olacak şekilde bir savunma savaşı yapması olduğunu ifade etti.

Ünlü Fransız Kardinali ve Başbakanı Richelieu'nun, Kanuni'nin son seferine çıkıp hastalığı sebebiyle hayatını kaybettiği Zigetvar Seferi'ni ''Medeniyeti Kurtaran Savaş'' diye isimlendirdiğini söyleyen Kızıltoprak, Kanuni'nin o dönemde Fransızları himayesine alarak Avrupa'daki düşmanlarının elinden kurtardığına işaret etti.

Kızıltoprak ayrıca Kanuni için Zigetvar'da Otağ-ı Humayun'da, yeni padişah olan, muzaffer ordu ve matem alayını karşılayan İkinci Selim'in katılımıyla Belgrad'da ve Ebussuud Efendi'nin imametiyle İstanbul'da olmak üzere üç defa cenaze namazının kılındığını kaydetti.

Bugün Macaristan'da bulunan Zigetvar Kalesi'nin esasen Osmanlı Devleti'ne ait bir eser olduğuna, Kanuni'nin Zigetvar Seferi sırasında kale tahrip olduğu için Osmanlılar tarafından yeniden inşa edildiğine değinen Kızıltoprak, ''Kale içinde bulunan ve Kanuni Süleyman adını taşıyan cami de o devirden kalan kıymetli bir diğer mimari eserdir. Buna ilaveten kiliseye çevrilen Müezzinzade Ali Paşa Cami şehrin merkezine yerleşen ve kente kurduğu vakıf aracılığıyla katkıda bulunan Türklerden kalan bir başka eserdir." dedi.

TÜRK-MACAR DOSTLUĞUNUN PEKİŞMESİ

TİKA'nın Zigetvar dışındaki Sultan Süleyman Otağ ve kentteki Türk Evi müzesinde yaptığı çalışmalarının önemine de işaret eden Kızıltoprak, " Ayrıca Kanuni'nin iç organlarının defnedildiği alanın tespiti noktasında TİKA'nın desteği ile Türk arkeologların nezaretinde başarılı arkeolojik çalışmalar yapılmıştır. Elde edilen sonuçlar doğrultusunda kazı alanının ziyaretçilere açılması ve bulunan objelerin Zigetvar'da bir müzede sergilenmesi Türk-Macar dostluğunu pekiştirecektir.'' diye konuştu.

Türk kazı ekibi başkanı Prof. Dr. Ali Uzay Peker de TİKA ve Zigetvar Belediyesi arasında 2012'de imzalanan anlaşma çerçevesinde hayata geçirilen "Macaristan Zigetvar'daki Kanuni Sultan Süleyman Türbesi Kazı ve Araştırma Projesi" kapsamında, 2015'ten beri, Zigetvar'ın kuzeydoğusunda yer alan Üzüm Tepesi'nde Macar ve Türk ekiplerinin katılımıyla arkeolojik kazı çalışmaları yürütüldüğünü hatırlattı.

Peker, arkeolojik kazı çalışmaları neticesinde 2015'te, Kanuni Sultan Süleyman'ın kayıp türbesinin kalıntılarının gün yüzüne çıkarıldığını, 2016'da türbenin kuzeybatısındaki cami yapısının tamamı ortaya çıkarılmış ve tekke yapısının ise kısmi kazısının gerçekleştirildiğini kaydetti.

2017 yılı kazı çalışmalarında, tekkenin kuzeydoğu kanadının kazısının tamamlandığına ve kuzeybatı kanadı bir tekke odası hariç ortaya çıkarıldığına işaret eden Peker, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Macar ortağımızın açıklamasına göre, kazı alanı Macaristan kanunlarının mecbur tutması nedeniyle arkeolojik buluntuların kış şartlarında bozulmasını önlemek üzere tekrar toprakla örtülmüştür. Bu durumun oluşmasına neden olan bir başka konu da kazı alanında henüz çözülemeyen kamulaştırma sorunları olmasıdır. Bölgede bir sembolik mezar anıtı ve/veya anı parkı düzenlenmesi için Macar makamlarının yapacağı yasal düzenlemeler ve idari girişimlere ihtiyaç bulunmaktadır. TİKA'nın görevlendirdiği Türk ekibi olarak sorumluluğunu aldığımız kazı çalışmalarını nihayetlendirmiş, kazı raporu ve yayınları teslim etmiş bulunuyoruz.''

KANUNİ'NİN ÖLÜMÜ GİZLENDİ

Zigetvar Kalesi Kuşatması sırasında hayatını kaybeden Kanuni Sultan Süleyman'ın ölüm haberi askerler arasında moral bozukluğu yaratmaması için gizlenmişti. Kanuni'nin naaşının bozulmaması için iç organları çıkartılarak otağının bulunduğu yere gömülmüştü. Kanuni'nin bedeni ise muhasaradan sonra İstanbul'a getirilerek Süleymaniye Cami avlusundaki bugünkü yerine defnedilmişti.

Kanuni'nin ölümünden sonra tahta geçen 2. Selim, babasının iç organlarının gömülü olduğu yere türbe, etrafına da külliye yaptırmıştı. 150 yıl kadar kalan bu yapılar daha sonra Zigetvar Kalesi'ni işgal eden Habsburg askerleri tarafından yıkılmıştı. Daha sonra Macarlar tarafından bu bölgeye türbe anlamına gelen "Turbek" ismi konulmuştu.

KANUNİ'NİN İZİNDE MACARİSTAN'DAKİ KAZI ÇALIŞMALARI

TİKA'nın Macaristan'ın Pecs Üniversitesine verdiği destekle başlatılan proje neticesinde Zigetvar kentinde Kanuni Sultan Süleyman'ın iç organlarının defnedildiği yer 2015'te tespit edildi ve kazı çalışmalarıyla Macaristan'da ilk defa Osmanlı yerleşkesi ortaya çıkarıldı.

TİKA ile Zigetvar Belediyesi arasında 2012'de imzalanan antlaşma çerçevesinde hayata geçirilen "Macaristan Zigetvar'daki Kanuni Sultan Süleyman Türbesi Kazı ve Araştırma Projesi" kapsamında, 2015'ten bu yana Macar ve Türk ekiplerinin katılımıyla Zigetvar'ın kuzeydoğusundaki Üzüm Tepesi'nde arkeolojik kazı çalışmaları yürütülüyor.

X
Sitelerimizde reklam ve pazarlama faaliyetlerinin yürütülmesi amaçları ile çerezler kullanılmaktadır.

Bu çerezler, kullanıcıların tarayıcı ve cihazlarını tanımlayarak çalışır.

İnternet sitemizin düzgün çalışması, kişiselleştirilmiş reklam deneyimi, internet sitemizi optimize edebilmemiz, ziyaret tercihlerinizi hatırlayabilmemiz için veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.

Bu çerezlere izin vermeniz halinde sizlere özel kişiselleştirilmiş reklamlar sunabilir, sayfalarımızda sizlere daha iyi reklam deneyimi yaşatabiliriz. Bunu yaparken amacımızın size daha iyi reklam bir deneyimi sunmak olduğunu ve sizlere en iyi içerikleri sunabilmek adına elimizden gelen çabayı gösterdiğimizi ve bu noktada, reklamların maliyetlerimizi karşılamak noktasında tek gelir kalemimiz olduğunu sizlere hatırlatmak isteriz.