Ramazan mukabelesi Kur'an-ı Kerim hatmi 30. cüz

Peygamberimizin Ramazan-ı Şerif’te Cebrail aleyhisselam ile ifa ettikleri bir uygulama olan mukabele, biz Müslümanların da asırlar boyu gerçekleştirdiği bir ibadettir. Fikriyat.com olarak her gün bir cüzle siz değerli okurlarımıza ulaşmayı ve Kur'an-ı Kerim'in hatmini birlikte tamamlamayı istiyoruz. Bu minvalde derlediğimiz Ramazan mukabelesi Kur'an-ı Kerim hatmi 30. cüzü sizlerle buluşturuyoruz. Kur'an-ı Kerim'in 30’uncu cüzünde 37 adet sure vardır.

Yayınlanma Tarihi: 12.05.2021 08:59 Güncelleme Tarihi: 21.04.2023 15:49

Ramazan ayı, Kur'an-ı Kerim'in nazil olmaya başladığı aydır ve "Kur'an ayı" olarak da anılır. Bu ayda bol bol Kur'an okunması tavsiye edilmiş; Ramazan boyunca en az bir kere hatim yapılması ve mukabele okunması geleneği yaşatılan değerlerimizden olmuştur.

Mukabele, bir başkasının Kur'an-ı Kerim'i okuyuşunu takip etmek yoluyla hatim etme manasını taşır. Ramazan-ı şerifte en az bir defa hatim tamamlamak tavsiye edilmiştir.

Ramazan mukabelesi, geleneksel anlamda insanların bir araya gelerek gerçekleştirdikleri bir uygulama olsa da bu ibadeti internet ya da televizyon kanalları aracılığıyla yapmak da mümkün.

Fikriyat.com olarak her gün bir cüzle Kur'an-ı Kerim'in hatmini siz değerli okurlarımızla birlikte tamamlayacağımız Ramazan mukabelesinin 30. cüzünü sizlerle buluşturuyoruz.

RAMAZAN MUKABELESİ 30. GÜN

Kur'an-ı Kerim uygulamamızdan cüzlerin Arapça okumalarına ulaşabilir ve mukabele için podcastlerden faydalanabilirsiniz.

📌 30. CÜZÜ DİNLEMEK İÇİN TIKLAYIN

🔸 Kur'an-ı Kerim'i Arapçasından okuyup takip etmek kadar önemli görülen bir başka husus ise okunan ayet-i kerimelerin mealine ve tefsirine vakıf olmaktır.

🔸 Bu noktada her gün okunan bir cüzün mealini ve ayetlerin asıl manasını kavrayabilmek için tefsirini okumamız tavsiye edilir.

📌 30. CÜZÜN MEALİNİ DİNLEMEK İÇİN TIKLAYIN

📌 30. CÜZÜ OKUYUP TAKİP EDEBİLECEĞİNİZ KUR'AN-I KERİM EKLENTİMİZ İÇİN TIKLAYIN

Her gün bir cüzle Kur'an-ı Kerim'in hatmini tamamlayacağımız Ramazan mukabelesinin önceki cüzlerine aşağıdaki bağlantılardan ulaşabilirsiniz:

Ramazan mukabelesi Kur'an-ı Kerim hatmi 29. cüz için tıklayın
Ramazan mukabelesi Kur'an-ı Kerim hatmi 28. cüz için tıklayın
Ramazan mukabelesi Kur'an-ı Kerim hatmi 27. cüz için tıklayın
Ramazan mukabelesi Kur'an-ı Kerim hatmi 26. cüz için tıklayın
Ramazan mukabelesi Kur'an-ı Kerim hatmi 25. cüz için tıklayın
Ramazan mukabelesi Kur'an-ı Kerim hatmi 24. cüz için tıklayın
Ramazan mukabelesi Kur'an-ı Kerim hatmi 23. cüz için tıklayın
Ramazan mukabelesi Kur'an-ı Kerim hatmi 22. cüz için tıklayın
Ramazan mukabelesi Kur'an-ı Kerim hatmi 21. cüz için tıklayın
Ramazan mukabelesi Kur'an-ı Kerim hatmi 20. cüz için tıklayın
Ramazan mukabelesi Kur'an-ı Kerim hatmi 19. cüz için tıklayın
Ramazan mukabelesi Kur'an-ı Kerim hatmi 18. cüz için tıklayın
Ramazan mukabelesi Kur'an-ı Kerim hatmi 17. cüz için tıklayın
Ramazan mukabelesi Kur'an-ı Kerim hatmi 16. cüz için tıklayın

Ramazan mukabelesi Kur'an-ı Kerim hatmi 15. cüz için tıklayın
Ramazan mukabelesi Kur'an-ı Kerim hatmi 14. cüz için tıklayın
Ramazan mukabelesi Kur'an-ı Kerim hatmi 13. cüz için tıklayın
Ramazan mukabelesi Kur'an-ı Kerim hatmi 12. cüz için tıklayın
Ramazan mukabelesi Kur'an-ı Kerim hatmi 11. cüz için tıklayın
Ramazan mukabelesi Kur'an-ı Kerim hatmi 10. cüz için tıklayın
Ramazan mukabelesi Kur'an-ı Kerim hatmi 9. cüz için tıklayın
Ramazan mukabelesi Kur'an-ı Kerim hatmi 8. cüz için tıklayın
Ramazan mukabelesi Kur'an-ı Kerim hatmi 7. cüz için tıklayın
Ramazan mukabelesi Kur'an-ı Kerim hatmi 6. cüz için tıklayın
Ramazan mukabelesi Kur'an-ı Kerim hatmi 5. cüz için tıklayın
Ramazan mukabelesi Kur'an-ı Kerim hatmi 4. cüz için tıklayın
Ramazan mukabelesi Kur'an-ı Kerim hatmi 3. cüz için tıklayın
Ramazan mukabelesi Kur'an-ı Kerim hatmi 2. cüz için tıklayın
Ramazan mukabelesi Kur'an-ı Kerim hatmi 1. cüz için tıklayın

30. CÜZDE HANGİ SURELER BULUNUR?

Kur'an-ı Kerim'in 30'uncu cüzü Nebe suresini, Naziât suresini, Abese suresini, Tekvîr suresini, İnfitâr suresini, Mutaffifîn suresini, İnşikâk suresini, Burûc suresini, Târık suresini, A'lâ suresini, Gâşiye suresini, Fecr suresini, Beled suresini, Şems suresini, Leyl suresini, Duhâ suresini, İnşirâh suresini, Tîn suresini, Alak suresini, Kadir suresini, Beyyine suresini, Zilzâl suresini, Âdiyât suresini, Kâria suresini, Tekâsür suresini, Asr suresini, Hümeze suresini, Fîl suresini, Kureyş suresini, Maûn suresini, Kevser suresini, Kâfirûn suresini, Nasr suresini, Tebbet suresini, İhlâs suresini, Felak suresini, Nâs suresini ihtiva eder.

NEBE SURESİ

🔸 Kur'an-ı Kerim'in yetmiş sekizinci suresi olan Nebe, 40 âyettir. Adını ikinci âyette geçen ve haber anlamına gelen "en-nebe'" kelimesinden alır.

🔸 Sûre, "İnkâr yoluna saplananlar kendi aralarında neyi tartışıp duruyorlar, üzerinde bir türlü anlaşamadıkları o büyük haberi mi?" ifadesiyle başlar.

🔸 Surede Allah'ın insanlığa çeşitli lütufları, kıyamet, öldükten sonra dirilme, hesap, ceza ve mükâfat konuları ele alınır.

"Kuşkusuz biz insanın önceden yapıp ettiklerini karşısında göreceği ve inkârcının, "Keşke toprak olsaydım!" diyerek dövüneceği gün gerçekleşecek olan yakın bir azaba karşı sizi uyardık." (Nebe suresi, 40. ayet)

Nebe suresi 40. ayet tefsiri

NAZİÂT SURESİ

🔸 Kur'an-ı Kerim'in yetmiş dokuzuncu suresi olan Naziât, 46 âyettir. Adını birinci âyette geçen "ruhları çekip alan melekler" anlamına gelen "en-nâzi'ât" kelimesinden alır.

🔸 Surede kıyamet halleri, hesap, ceza ve mükâfat konuları, Allah'ın birliği, peygamberlik ve öldükten sonra dirilme gibi inanç esasları ele alınır. Hz. Mûsâ ve Firavun kıssasından bir kesite yer verilir.

🔸 Kıyamet kopuşunda yürekleri titreteceği, inkarcıların bir anlık çığlığın ardından kendilerini mahşer yerinde bulacakları bildirilir. Son beş âyette kıyametin kopuş zamanının Hz. Peygamber'e sorulduğu, halbuki onu Allah'tan başka kimsenin bilemeyeceği, Resûlullah'ın bu konudaki görevinin onun endişesini taşıyanları uyarmaktan ibaret olduğu belirtilir.

ABESE SURESİ

🔸 Kur'an-ı Kerim'in sekseninci suresi olan Abese, 42 ayettir. Adını birinci âyette geçen ve "yüzünü ekşitti" anlamına gelen "abese" fiilinden alır.

🔸 Peygamber Efendimiz (sav) bir gün, Kureyş kabilesinin ileri gelenlerinden Utbe b. Rebîa, Ebû Cehil, Ümeyye b. Halef ve Abbas b. Abdülmuttalib ile konuşuyordu. Onların Müslüman olması için gayret gösteriyordu. Bu sırada âmâ sahâbîlerden İbn Ümmü Mektûm yanlarına gelerek Hz. Peygamber'den kendisine bir âyet okumasını istedi. "Ey Allah'ın Elçisi, Allah'ın sana öğrettiklerinden bana da öğret!" dedi ve onun başkalarıyla meşgul olduğunu farketmediğinden bu sözünü birkaç defa tekrarladı. Konuşmasının kesilmesinden dolayı canı sıkılan ve bu hoşnutsuzluğunu yüz ifadeleriyle açığa vuran Hz. Peygamber (sav), onunla ilgilenmeyerek yanındakilere döndü ve konuşmasını sürdürdü. Konuşmasını bitirip kalkacağı sırada Abese sûresi nâzil oldu.

🔸 Peygamber Efendimiz (sav), bu olaydan sonra İbn Ümmü Mektûm ne zaman yanına gelse, "Ey rabbimin beni kendisi hakkında uyardığı kişi, merhaba, hoş geldin!" diyerek onunla yakından ilgilenir, iltifatta bulunur ve ihtiyacını sorardı.

TEKVÎR SURESİ

🔸 Kur'an-ı Kerim'in seksen birinci suresi olan Tekvîr, 29 âyettir. Adını birinci âyette geçen ve dürmek anlamına gelen "küvviret" fiilinin mastarından alır.

🔸 Kıyamet suresinde yaşanacaklardan bahsedilip büyük hesap gününün kısa tasviri yapılır ve o gün kişinin ebedî hayat için önceden neler hazırladığının bilincinde olacağı belirtilir.

🔸 Kur'an'ın doğru yola girmek isteyen herkes için bir uyarıcı ve öğütçü olduğu vurgulanır.

İNFİTÂR SURESİ

🔸 Kur'an-ı Kerim'in seksen ikinci suresi olan İnfitâr, 19 âyettir. Adını birinci âyette geçen ve yarılmak anlamına gelen "infetarat" fiilinin mastarından alır.

🔸 Surede kıyamet olayları tasvir edilir. Göğün yarılacağı, yıldızların etrafa saçılacağı, aradaki engeller kaldırılarak deniz sularının birbirine karıştırılacağı ve kabirdekilerin dışarıya çıkarılacağı belirtilir.

🔸 Âhiret sorumluluğu üzerinde durularak yazıcı meleklerin insanların bütün yaptıklarını kaydettiği ve iyilerin cennete, kötülerin cehenneme gidecekleri ifade edilir. Daha sonra hesap gününün büyüklüğü tasvir edilir.

"Ceza günü nedir bilir misin? Evet, ceza günü nedir bilir misin? O gün hiç kimsenin başkası için bir şey yapması elinden gelmez. O gün hüküm yalnız Allah'ındır." (İnfitâr suresi, 17-19. ayetler)

İnfitâr suresi 17-19. ayetlerin tefsiri

MUTAFFİFîN SURESİ

🔸 Kur'an-ı Kerim'in seksen üçüncü suresi olan Mutaffifîn, 36 ayettir. Adını ilk âyette geçen ve "ölçü ve tartıda hile yapmak" anlamına gelen "el-mutaffifîn" kelimesinden alır.

🔸 Surede ölçü ve tartıda dürüstlükten sapanlar eleştirilir. Meşrû sınırları aşanların suçlarının hesabını verecekleri belirtilir ve âhiret gününe inanmayanların durumu anlatılır.

🔸 Allah'a ve Resulü'ne itaat edenlerin amel defterlerinin Cenab-ı Hakk'a yakın kulların müşahede edebileceği mûtena bir yerde bulunacağını haber verilir. Cennet ehlinin mutlu hayatı tasvir edilir.

"İyiler elbette nimet içindedirler. Koltuklar üzerinde oturup seyrederler. İlâhî lutufların sevincini yüzlerinden okursun." (Mutaffifîn suresi, 22-24. ayetler)

Mutaffifîn suresi 22-24. ayetlerin tefsiri

İNŞİKÂK SURESİ

🔸 Kur'an-ı Kerim'in seksen dördüncü sûresi olan İnşikâk, 25 âyettir. Adını birinci âyette geçen ve "yarılmak, parçalanmak" anlamına gelen "inşikâk" kelimesinden alır.

🔸 Surede etkili bir üslüpla kıyametin kopması, onun ardından gerçekleşecek uhrevî hesap, insanların amellerine uygun olarak yargılanmaları anlatılır.

🔸 Dünyada iken yaptığı işlerin kaydedildiği defteri sağ elinden verilenlerin hesaplarının kolay olacağı ve sevinçli bir şekilde yakınlarına dönecekleri, defterleri arka taraflarından verilenlerin ise dünyada iken yakınları arasında şımardıkları, bunların yakıcı ateşe atılacakları bildirilir.

BURÛC SURESİ

🔸 Kur'an-ı Kerim'in seksen beşinci suresi olan Burûc, 22 âyettir. Adını birinci âyette geçen ve burçlar anlamına gelen "el-bürûc" kelimesinden alır.

🔸 Surenin konusu inkârcıların, inançlı insanlara inançları sebebiyle yaptıkları işkenceler ve Müslümanların tevhid uğruna bunlara karşı gösterdikleri sabır ve dirençtir.

🔸 Allah, uğrunda sıkıntı çekenlerin ise öcünü alacak ve onları cennetlerine koyacaktır. Asıl büyük ve ebedî kurtuluş da budur. Sure, inananlara müjde veren, Kur'an-ı Kerim'in yüceliğini, ebedî ve değişmez özelliğini vurgulayan bir hükümle son bulur.

"Şüphesiz o (asılsız saydıkları kitap) şanı yüce bir Kur'an'dır; Levh-i mahfûzdadır." (Burûc suresi, 21-22. ayetler)

Burûc suresi 21-22. ayetlerin tefsiri

TÂRIK SURESİ

🔸 Kur'an-ı Kerim'in seksen altıncı suresi olan Târık, 17 âyettir. Adını birinci âyette geçen ve "şiddetle çarpan, vuran, gece gelen şey" anlamına gelen "et-târık"tan geliyor.

🔸 Surede insanın yaratılışı, yapıp ettiklerinin kaydedildiği, öldükten sonra dirilme, Kur'an'ın muhtevasının ciddiyet ve önemi konularına yer verilir.

🔸 İnkârcıların gerçeklere ve onları benimseyenlere karşı tuzak kurdukları, Allah'ın da onlara karşılık vereceği bildirilir. Resûlullah'a hitap edilerek kâfirleri kendi hallerine bırakması ve eninde sonunda mağlûp olacakları muhakkak olan o inkârcılara biraz daha zaman tanıması istenir.

A'LÂ SURESİ

🔸 Mekke döneminde nazil olan A'lâ suresi 19 âyettir. Adını ilk ayette geçen ve AllahTeâlâ'yı niteleyen "el-A'lâ" kelimesinden alır.

🔸 Surede Allah, vahiy ve Kur'an, peygamber ve tebliğ görevi, tebliğ karşısında insanların takındıkları farklı tavırlar ve bunun ebedî hayattaki sonuçları ele alınır.

🔸 "O Rab ki yaratan, düzene koyan, her şeyi inceden inceye takdir eden, yol gösteren, otlağı meydana çıkaran, sonra da onu çer çöp edip sel kusmuğuna çevirendir" meâlindeki âyetler, Allah'ın yüceliğini ve kudretini dile getirir.

GÂŞİYE SURESİ

🔸 Kur'an-ı Kerim'in seksen sekizinci suresi olan 26 âyettir. Adını birinci âyette geçen "örten, bürüyen, kaplayan" anlamına gelen "el-Gâşiye" kelimesinden alır.

🔸 Surede cehennem ve cennet ehlinin durumunu tasvir edilir. Allah'ın varlık ve kudretine inanmak için tabiatın yaratılış ve işleyişinin incelenmesi tavsiye edilir.

"Kuşkusuz onların dönüşü ancak bizedir. Daha sonra onları sorgulamak da ancak bize aittir." (Gâşiye suresi, 25-26. ayetler)

Gâşiye suresi 25-26. ayetlerin tefsiri

FECR SURESİ

🔸 Kur'an-ı Kerim'in seksen dokuzuncu suresi olan Fecr, 30 âyettir. Adını ilk ayette geçen ve "tan yerinin ağarması vakti" anlamına gelen "el-fecr" kelimesinden alır.

🔸Fecr suresinde peygamberlere karşı çıkan ve ilâhî mesajı reddeden bazı eski toplulukların başlarına gelen musibetler hatırlatılır. Kıyamette herkesin Allah huzurunda hesaba çekileceği ve cehennemin bütün dehşetiyle ortaya çıkacağı, inkârcı azgınların pişman olacağı, fakat son pişmanlığın fayda vermeyeceği bildirilir.

BELED SURESİ

🔸 Kur'an-ı Kerim'in doksanıncı suresi olan ve Mekke döneminde nazil olan Beled, 20 âyettir. Adını ilk âyette geçen ve şehir, belde anlamına gelen "el-Beled" kelimesinden alır.

🔸 Surede, mekânların en şereflisi Mekke'ye yemin edilerek insanın zor ve çetin şartlar içinde dünyaya getirildiği, bu sebeple de olgun bir insan olabilmek için sıkıntılara göğüs germek zorunda bulunduğu hatırlatılır.

🔸 Gücüne ve servetine güvenerek Allah'a karşı gelenlerin aldandığı, insana maddî ve mânevî birtakım nimetlerin verildiği, hayır ve şer yollarının gösterildiği anlatılır.

ŞEMS SURESİ

🔸 Kur'an-ı Kerim'in doksan birinci suresi olan Şems, 15 âyettir. Adını ilk ayette geçen ve güneş anlamına gelen "eş-şems" kelimesinden alır.

🔸 Kainatın işleyişine dikkat çekilerek Allah'ın varlığına ve birliğine temas edilir. Hz. Sâlih'in gönderildiği Semûd kavminin âkıbeti anlatılır.

"Yemin olsun, güneşe ve kuşluğuna; ışığı onun ardından geldiğinde aya; onu (dünyayı) aydınlattığında gündüze; onu karanlıkla örttüğünde geceye; göğe ve onu kuran kudrete; yere ve onu yayıp döşeyene; nefse ve ona düzen verene; ona kötü ve iyi olma yeteneklerini yerleştirene ki, nefsini arındıran elbette kurtuluşa ermiştir. Onu kötülüklere boğan da ziyan etmiştir." (Şems suresi, 1-10 . ayetler)

Şems suresi 1-10 . ayetlerin tefsiri

LEYL SURESİ

🔸 Kur'ân-ı Kerim'in doksan ikinci suresi olan Leyl, 21 âyettir. Adını ilk surede geçen ve gece anlamına gelen "leyl" kelimesinden alır. Ve'l-Leyl, ve'l-Leyli izâ yağşâ suresi olarak da bilinir.

🔸 Surede insanoğlunun birbirine iki zıt huyundan, cömertlik ve cimrilikten bahsedilir; imanla cömertlik ve imansızlıkla cimrilik arasındaki ilişkiye dikkat çekilir.

🔸 Allah'ın cömert kuluna kolaylaştıracağı bildirilen "yüsrâ" "rahatlık ve mutluluk yolu" veya "daha fazla iyilik yapma özelliği, erdemi" olarak açıklanır.

DUHÂ SURESİ

🔸 Kur'an-ı Kerim'in doksan üçüncü suresi olan Duhâ, 11 âyettir. Adını birinci âyette geçen ve "kuşluk vakti" anlamına gelen duhâ kelimesinden alır.

🔸 Surede Allah'ın Hz. Peygamber'i terketmediği ve kendisine darılmadığı bildirilir. Allah Resulü'nü yakın bir gelecekte büyük başarıların beklediği, peygamberlik görevinin sonunun başlangıcından daha hayırlı olacağı müjdelenir.

🔸 Peygamberden beklenen görevleri yerine getirmesi, yetime, kimsesize sahip çıkması, ihtiyacı olanları eli boş çevirmemesi gerektiği belirtilir. Sûre, rabbin nimetlerini dile getirmeyi emreden bir âyetle son bulur.

İNŞİRÂH SURESİ

🔸 Kur'an-ı Kerim'in doksan dördüncü suresi olan İnşirâh, 8 âyettir. Adını "elem neşrah leke" ifadesinden alır. Elem neşrah leke ve Şerh sûresi olarak da bilinir.

🔸 Sûrenin Hz. Peygamber'e, "Senin göğsünü açmadık mı?" şeklinde hitap edilerek kendisine sıkıntı veren ağır yükün üzerinden kaldırıldığı bildirilir. Resulullah'a boş kaldığı zamanlarda çaba sarfetmesi ve rabbine yönelmesi emredilir.

"Senin kalbini açıp genişletmedik mi? Belini büken yükünü üzerinden kaldırmadık mı? Ve senin şanını yüceltmedik mi? Demek ki zorlukla beraber bir kolaylık vardır. Evet, doğrusu her güçlüğün yanında bir kolaylık var.O halde önemli bir işi bitirince hemen diğerine koyul. Ve yalnız rabbine yönel." (İnşirâh suresi,1-8. ayetler)

İnşirâh suresi1-8. ayetlerin tefsiri

TÎN SURESİ

🔸 Kur'an-ı Kerim'in doksan beşinci suresi olan Tin, 8 âyettir. Adını ilk âyette geçen ve incir anlamına gelen "tîn" kelimesinden alır.

🔸 Surede bazıl önemli varlıkların üzerine yemin edilerek insanın yüksek değeri vurgulanmış, kötü ahlâkın bu değeri düşürdüğü ifade edilmiştir. İman edip iyi işler yapanlar övülmüş, hesap ve cezayı yalan sayanlar kınanmış, hüküm verenlerin en üstününün Allah olduğu bildirilmiştir.

🔸 Surenin ilk üç âyetinde üzerine yemin edilen dört şeyden ilk ikisi incir ve zeytindir. Yeminin üçüncü ve dördüncü unsurlarını meydana getiren Sînâ dağı ile "beled-i emîn" (Mekke-i Mükerreme)dir.

ALAK SURESİ

🔸 Kur'an-ı Kerim'in doksan altıncı suresi olan Alak, 19 âyettir. Adını ikinci âyette geçen ve "kan pıhtısı" anlamına gelen "alak" kelimesinden alır. "Oku" anlamına gelen ilk kelimesi ikra'dan dolayı İkra' adınıyla da anılır.

🔸 Bu sure Peygamber Efendimize gelen ilâhî vahyin başlangıcını teşkil eder. Fakat bazı müfessirler ilk nâzil olan sûrenin Müddessir, bazıları da Fâtiha olduğunu ileri sürer.

🔸 Surede okumanın önemi vurgulanır. İnsanın neden yaratıldığına dikkat çekilmekte, kendini kendine yeterli görüp nankörlük eden insanın taşkınlığı ve bunun acı sonuçları anlatılır.

KADİR SURESİ

🔸 Kur'an-ı Kerim'in doksan yedinci suresi olan 5 âyettir. Kadir Gecesi'ni anlattığı için bu adı almıştır.

🔸 Sure, Kur'ân-ı Kerîm'in ne zaman indirildiğini ve bu zamanın özelliklerini belirterek faziletinden faydalanma gereğine işaret eder.

"Biz onu (Kur'an'ı) Kadir gecesinde indirdik. Bilir misin nedir Kadir gecesi? Kadir gecesi bin aydan hayırlıdır. O gece melekler ve ruh, rablerinin izniyle her bir iş için iner dururlar. O gece tan yeri ağarıncaya kadar esenlik doludur." (Kadir suresi, 1-5. ayetler)

Kadir suresi 1-5. ayetlerin tefsiri

BEYYİNE SURESİ

🔸 Kur'ân-ı Kerîm'in doksan sekizinci suresi olan 8 âyettir. Adını birinci âyette geçen ve "kesin belge" anlamına gelen el-beyyine kelimesinden alır.

🔸 Surede Ehl-i kitap ve müşriklerin inkârcı tutumları eleştirilir. Mümin ile kâfir arasındaki farklı durumu anlatılır: İnkarcılar, Allah huzurunda hesap verme korkusundan uzak olduğu için günah ve kötülükten sakınmaz. Bunun için dinsizler insanların en kötüsü, en zararlısı, müminler ise inançları gereği günahlardan sakınıp Allah rızâsına uygun iyilikler yaptıkları için insanların en iyisi, en hayırlısıdırlar. Müminler bu dünyada mutlu yaşarlar, âhirette de cennete kavuşurlar.

ZİLZÂL SURESİ

🔸 Kur'an-ı Kerîm'in doksan dokuzuncu suresi olan Zilzâl, 8 âyettir. Adını ilk âyetinin son kelimesinden alır. Zilzâl, sarsıntı, deprem demektir.

🔸 Surede yerin büyük bir sarsıntı ile sarsılacağı ve içindeki ağırlıkları dışarıya atacağı günü hatırlatılır. Dünyada peygamberlerin tebliğlerine doğrudan veya dolaylı biçimde muhatap olan insanlar, tek başlarına ve dağınık şekilde hesap yerine geleceklerdir. Zerre kadar iyilik yapan da zerre kadar kötülük yapan da karşılığını bulacaktır.

ÂDİYÂT SURESİ

🔸 Kur'an-ı Kerîm'in yüzüncü suresi olan 11 âyettir. Adını ilk âyette geçen ve hızlı koşan atlar anlamına gelen âdiyât kelimesinden alır.

🔸İlk beş ayette "uğultulu sesler çıkararak hızla koşan, kıvılcımlar, ateşler saçan, sabah erken baskınlar yapan, tozu dumana katan, düşman birliklerini kuşatıp onlara cepheden saldıran" cesur gazilerin Allah katındaki değerlerini ilân ve şanlarını yüceltiği belirtilir. Sonraki ayetlerde insanoğlunun nankör ve menfaat düşkünü olduğuna dikkat çekilir.

"O bilmez mi ki kabirlerde bulunanlar diriltilip dışarı atıldığı zaman ve kalplerde gizlenenler ortaya konduğu zaman. İşte o gün (anlayacaklar ki), rableri onlardan tam mânasıyla haberdardır!" (Âdiyât suresi, 9-11. ayet)

KÂRİ'A SURESİ

🔸 Kur'ân-ı Kerîm'in yüz birinci sûresi olan Kâria, 11 âyettir. Adını ilk âyette geçen ve vuran, çarpan, kapıyı çalan,yürekleri hoplatan şey anlamına gelen "el-karia"dan alır.

🔸 Surede kıyamet tasviri yapılarak, âhiret sorumluluğu bilinci aşılayan uyarılarda bulunur. Hz. Peygamber'e, "Sen kârianın ne olduğunu nereden bileceksin?" denilmesi, kıyamet hadisesinin şiddet ve dehşetinin bizzat yaşanmadıkça Resûlullah tarafından dahi gerçek anlamıyla idrak edilemeyeceğine işaret eder. Suredeki ayetlerde kıyamet gününün gerçekliği çarpıcı sahnelerle gözler önüne serilir.

TEKASÜR SURESİ

🔸 Kur'an-ı Kerim'in yüz ikinci sûresi olan Tekâsür, 8 âyettir. Adını ilk âyette geçen ve mal, mülk ve çoluk çocuğun çokluğuyla övünmek anlamına gelen "tekâsür" kelimesinden alır.

🔸 İnkârcılara tekrar hitap edilerek kendilerinden, neticede âhiret âlemine intikal edeceklerini ve küfürlerinden dönmedikleri takdirde cehennemle karşılaşacaklarını kesin şekilde bilip kavramaları istenir. Sûrede insanların, hayatın aldatıcı yönleriyle meşgul olmalarından, dünya malını biriktirmeye olan düşkünlüklerinden ve âhiret hallerinden söz edilir.

ASR SURESİ

🔸 Kur'an-ı Kerim'in yüz üçüncü suresi olan Asr, 3 âyettir. Adını ilk sureden alan ve çağ, ikindi vakti, uzun zaman anlamına gelen asrdan alır.

🔸 Sure kısa olmakla beraber, Kur'ân-ı Kerîm'deki bütün nasihatlerin özü sayılır. Surede insanı ebedî hüsrandan kurtaracak yollar gösterilmektedir.

"Asra yemin ederim ki, insan gerçekten ziyandadır. Ancak iman edip dünya ve âhiret için yararlı işler yapanlar, birbirlerine hakkı tavsiye edenler ve sabrı tavsiye edenler başkadır." (Asr suresi, 1-3. ayet)

HÜMEZE SURESİ

🔸Kur'ân-ı Kerîm'in yüz dördüncü suresi olan9 âyettir. Adını birinci ayette geçen "başkalarını arkadan çekiştirip kötülemeyi huy edinen kimse" anlamındaki hümeze kelimesinden alır.

🔸 Surede, ahlâk ilkelerinin önemli bir kuralına dikkat çekir. İnsanları arkadan çekiştirip kötülemek ve karalamak, yüzlerine karşı hakaret ederek veya dolaylı yollardan alay edip küçük düşürmeye uğraşmak, sözlü olarak veya el kol, kaş göz işaretleri yaparak onların şeref ve haysiyetiyle oynamak ve bunu bir alışkanlık haline getirmek çok kötü davranışlardır.

🔸Hümeze suresinde iftiraya ve hakarete uğrayan insanın yüreği nasıl yanarsa dünya malına güvenip herkesi küçük düşürmeye çalışan tipler de özel ateşte yanacaktır.

FÎL SURESİ

🔸 Kur'ân-ı Kerîm'in yüz beşinci sûresi olan Fil, 5 âyettir. Adını ilk âyette geçen "fîl" kelimesinden alır.

🔸 Surede, Hz. Peygamber'in doğduğu yıl veya ondan biraz önce vuku bulan, tarihte fillerle donanmış ordusuyla Kâ'be'yi yıkmaya gelen Ebrehe'nin helâk edilişinden bahseder.

🔸 Surede Mekke müşriklerine bildikleri bir olayın acı sonucunu hatırlatarak İslâm'ın sesini boğmaya çalışmayı, Kur'an'a ve Resûl-i Ekrem'e karşı düşmanca tavırlar sergilemeyi sürdürmeleri halinde kendilerinin de böyle bir cezaya çarptırılabileceklerini ihtar etmek olduğunu ortaya koymaktadır.

KUREYŞ SURESİ

🔸 Kur'ân-ı Kerîm'in yüz altıncı sûresi olan Kureyş, 4 âyettir. Kureyş, Hz. Peygamberin mensup olduğu kabilenin adıdır. Li-îlâfi Kureyş olarak da bilinir.

🔸 Surede Kureyş'e verilen nimetler, güven ve refah dile getirilir. Allah'ın Kureyşliler'i doyurup açlıktan kurtardığı ve korkudan emin kıldığı vurgulanarak bu nimetlerden dolayı Allah'a ibadet etmeleri emredilir.

🔸 Kureyş'e Câhiliye döneminde sağlanan ticarî kolaylıklardan, güvenlik, zenginlik imkânlardan bahsedilir, bunlardan dolayı yüce Allah'a minnettar olup kulluk etmek gerektiğine dikkat çekilir.

"Kureyş'in güvenliğini, onların kış ve yaz yolculuklarında güvenliğini sağlamak için (Allah lutuflarda bulundu). Onlar da kendilerini besleyip açlıklarını gideren ve her çeşit korkudan emin kılan şu evin rabbine kulluk etsinler." (Kureyş suresi, 1-4. ayetler)

MAÛN SURESİ

🔸 Kur'an-ı Kerim'in yüz yedinci suresi olan Maûn, 7 âyettir. Adını son âyette geçen ve "zekât; komşular arasında sıkça ödünç alınıp verilen çeşitli ev eşyası" anlamlarına gelen "mâûn" kelimesinden alır.

🔸 Surede, Allah'ın nimetlerini ve hesap gününü inkâr eden nankörlerle amellerini gösteriş için yapan riyakârkar tasvir edilir. İbadetlerine riya karıştıranlar, iyiliğe engel olanlar veya yoksullardan ihtiyaç duydukları şeyleri esirgeyenler kınanmıştır.

KEVSER SURESİ

🔸 Kur'an-ı Kerîm'in yüz sekizinci suresi olan Kevser, 3 âyettir. Kevser, çok hayır, bereket demektir. Cennette Hz. Peygambere mahsusbir havuzun da adıdır.

🔸 Kevser suresi Kur'an'ın en kısa sûresidir.Surenin 2. âyetinde Rab için namaz kılınıp "nahr" yapılması emredilir. Sûrede Hz. Peygamber'e dünya ve âhirette verilen nimetlerden bahsedilir. Kendisine Allah'a kulluk etmesi ve kurban kesmesi emredilir. Ayrıca ona düşmanlık edenler kınanmaktadır.

KÂFİRÛN SURESİ

🔸 Kur'an-ı Kerîm'in yüz dokuzuncu sûresi olan Kafirun, 6 âyettir. İlk âyeti kâfirlere hitapla başladığı için bu adı almıştır.

🔸 Surede, Hz. Peygamber'in inkârcılarla şirk ve sapkınlıkta birleşemeyeceği kesin bir üslûpla ifade edilir. İnancın şirkten uzak tutulması istenir. Tevhid ilkesi üzerinde durularak yalnızca Allah'a ibadet edilmesi ve O'na ortak koşulmamasının vurgulanır.

NASR SURESİ

🔸 Kur'ân-ı Kerîm'in yüz onuncu suresi olan 3 âyettir. Nasr, yardım demektir. Bütün olarak indirilen son sûredir.

🔸 Sûrede Allah'ın Hz. Peygamber'e nasip ettiği zafer, fetih ve fetih sonrası insanların grup grup İslâm'a girmelerinden bahsediir. Cenâb-ı Hakk'ı övgü ifadeleriyle yüceltmesi ve bağışlanma talebinde bulunması istenir.

"Allah'ın yardımı gelip fetih gerçekleştiğinde; ve insanların akın akın Allah'ın dinine girdiğini gördüğünde; Rabbine hamdederek şanının yüceliğini dile getir ve O'ndan af dile; şüphesiz O, tövbeleri çok kabul edendir." (Nasr suresi, 1-3. ayet)

TEBBET SURESİ

🔸 Mekke döneminde nazil olan Tebbet suresi, Kur'ân-ı Kerîm'in yüz on birinci sûresidir. Adını ilk kelimesi tebbetten alır. Tebbet ellerin kurusun anlamına gelir.

🔸 Surede Hz. Peygamber'in amcası olup ona karşı düşmanca davranışlar sergileyen Ebû Leheb ve karısı eleştirilir, onlar gibi servet ve gücüne güvenenlerin acı sonu bildirilir.

🔸 Kur'an-ı Kerim'de "En yakın akrabanı uyar" meâlindeki âyetin (eş-Şuarâ 26/214) nazil olması üzerine Resûlullah bir sabah vakti Safâ tepesine çıkıp Kureyş mensuplarına seslenmiş, Kureyş mensupları etrafında toplanınca, "Size şu dağın arkasından bir düşman süvari birliğinin gelmekte olduğunu söylesem bana inanır mısınız?" diye sormuş, onlar da, "Daha önce senin herhangi bir yalanını duymadık" demiştir. Bunun üzerine Resûlullah kendisinin şiddetli bir azap öncesinde gönderilmiş uyarıcı bir elçi olduğunu bildirmiştir. Dinleyiciler arasında bulunan amcası Ebû Leheb onu azarlamış ve, "Kahrolası! Bizi bunun için mi buraya çağırdın?" diyerek uzaklaşmıştır. Bu olayın ardından, Ebû Leheb'in kullandığı "tebb" kavramıyla başlayan bu sûre nâzil olmuştur. (Müsned, I, 281, 307; Buhârî, "Tefsîr", 111; Tirmizî, "Tefsîr", 111)

İHLÂS SURESİ

🔸 Mekke döneminde nazil olan İhlas suresi, Kur'ân-ı Kerîm'in yüz on ikinci suresidir. Allah'a bu sûrede anlatıldığı şekilde inanan, İslâm dininin temel ilkesi olan tevhid inancını tam anlamıyla benimsemiş ihlâslı bir mü'min olacağı için sûre bu adla anılmaktadır.

🔸 Surede yüce Allah'ın bazı sıfatları veciz bir şekilde ifade edilip tevhid inancının önemine dikkat çekilir.

🔸 Sureye, Allah'ın birliği inancını öz olarak ifade ettiği için "tevhid", aynı inancın İslâm'da temel akîdeyi oluşturması sebebiyle "esâs", sûrede hiçbir şeyin Allah'a benzetilemeyeceği, O'nun her şeyden başka ve üstün olduğu anlatıldığı için "tecrîd", Allah'a burada anlatıldığı şekilde inananlar bu sayede kurtuluşa erecekleri için "necât" adlarını da verilir.

FELAK SURESİ

🔸 Kur'ân-ı Kerîm'in yüz on üçüncü sûresi olan Felak, Medine döneminde nazil olmuştur ve 5 ayettir. Nâs sûresiyle birlikte "muavvizeteyn", İhlâs ve Nâs sûreleriyle birlikte "muavvizât" adını alırlar.

🔸 Sûrede bazı kötülüklerden dolayı Allah'a sığınılması öğütlenir. "Düğümlere üfleyenlerin şerrinden" de Allah'a sığınmanın gereğini dile getirilir. Kıskançlığı tutan hasetçinin şerrinden Allah'a sığınmanın önemine dikkat çekilir.

NÂS SURESİ

🔸Nas suresi, 6 ayettir ve Medine de indirildi. Mushaftaki sıralamada yüz on dördüncü ve son, iniş sırasına göre yirmi birinci suredir.

🔸 Surede sinsice kötülüğe sürükleyen cinlerin ve insanların şerrinden Allah'a sığınılması öğütlenmektedir. İlk üç ayette yüce Allah'ın "Rab, Melik, ilâh" sıfatlarına vurgu yapılır. Bu O'nun insanlara olan yakınlığına, koruyuculuğuna, bütün kötülükleri etkisiz kılma hâkimiyet ve gücüne işaret eder. 4. âyette kötülüklerinden sığınılacak varlıkların nitelikleri belirtilir.

🔸 Ayette kullanılan "vesvâs" kelimesi "sürekli vesvese veren, gizli telkinlerde bulunan" anlamına gelir. Bu kavramın Kur'an'daki kullanılışı göz önünde bulundurulduğunda vesvese veren şeytanın, kişinin nefsani arzuları ve kötü insanlardan ibaret olduğu anlaşılır.

HATİM DUASI

Hatim bittikten sonra, duanın kabul olma şartlarına da riâyet ederek, hatim duasına şu cümlelerle başlamak uygun görülmüştür:

Sadekallâhü'l-'azîm ve belleğa Rasûlühü'l-Kerîm. Ve nahnü 'alâ zâlike mineş-şâhidîn. Rabbenâ âmennâ bimâ enzelte vet-teba'ner-Rasûle fektübnâ meaş-şâhidîn.

Anlamı: "Yüce olan Allah şüphesiz doğru söylemiştir. Onu Peygamberimiz (a.s) bize ulaştırmıştır. Biz de bu duruma şahit olanlardanız. Rabbimiz! Senin indirdiğine iman ettik ve Peygamber'e uyduk. Artık bizi şahidlerle beraber yaz. (Al-i İmrân, 3/53)

Ya da kısaca:

Sübhâne Rabbiyel-'aliyyil-â'lel-vehhâb (Yüce, ulu ve lütufkâr olan Rabbimi tesbih ederim) dedikten sonra hatim duasına başlanır.

"El-hamdü lillâhi Rabbil-'âlemîn. Vel-'âkibetü lil-müttekîn. Velâ 'udvâne illâ 'alezzalimîn. Ves-salâtü ves-selâmü 'alâ Rasûlinâ Muhammedin ve 'âlihî ve sahbihî ecme'în.

Rabbenâ takabbel minnâ inneke ente's-semî'ul-'alîm. Ve tüb 'aleynâ yâ Mevlânâ inneke ente't-tevvâbür-Rahîm. Vehdinâ ve veffiknâ ilel-hakkı ve ilâ tarîkın müstekîm. Bi beraketil-Kur'ânil-'azîm.

Ve bi hürmeti men erseltehû rameten lil-'âlemîn. Va'fü 'annâ yâ Kerîm. Va'fü 'annâ yâ Rahîm. Vağfir lenâ zünûbenâ bi fadlike ve keramike yâ ekramel-ekramîn.

Allâhümme zeyyinnâ bi zînetil-Kur'ân. Ve ekrimnâ bi kerâmetil-Kur'ân. Ve şerrifnâ bi şerâfetil-Kur'ân. Ve elbisnâ bi hil'atil-Kur'ân. Ve edhilnel-cennete bi şefâatil-Kur'ân.

Ve 'âfinâ min külli belâid-dünyâ ve 'azâbil-âhirati bi hurmetil-Kur'ân. Verham cemî'a ümmet-i Muhammedin yâ Rahîmü yâ Rahmân. Allâhümec'alil-Kur'âne lenâ fid-dünyâ karînâ.

Ve fil-kabri mûnisâ. Ve fil-kıyâmeti şefî'ân ve 'ales-sırâti nûrâ. Ve ilel-cenneti rafîkâ. Ve minennâri sitran ve hicâbâ. Ve ilel-hayrâti küllihâ delîlen ve imâmâ. Bi fadlike ve cûdike ve keramike yâ Kerîm.

Allâhümmeh-dinâ bi hidâyetil-Kur'ân. Ve neccinâ minen-nîrâni bi kerâmetil-Kur'ân. Verfa' deracâtina bi fadîletil-Kur'ân. Ve keffir 'annâ seyyiâtinâ bi tilâvetil-Kur'ân. Yâ zel-fadli vel-ihsân. Allâhümme tahhir kulûbenâ.

Vestur 'uyûbenâ. Veşfi merdânâ. Vekdi duyûnenâ. Ve beyyid vücûhenâ. Verfa' deracâtina. Verham âbâenâ. Veğfir ümmehâtinâ. Ve eslih dînenâ ve dünyânâ. Ve şeddid şemle a'dâina. Vehfaz ehlenâ ve emvâlenâ ve bilâdenâ min cemî'l-âfâti ve'l-emrâdi ve'l-belâyâ.

Ve sebbit akdâmenâ, ven-surnâ 'alel-kavmil-kâfirîn. Bi hurmetil-Kur'ânil-'azîm. Allâhümme belliğ sevâbe mâ kara'nâhü. Ve nevvir mâ televnâhü ilâ rûhi seyyidinâ Muhammedin sallâllahü te'âlâ 'aleyhi ve selem.

Ve ilâ ervâhi cemî'ı ihvânihî minel-enbiyâi vel-murselîn. Salevâtullâhi ve selâmühû 'aleyhim ecma'în. Ve ilâ ervâhi âlihî ve evlâdihî ve ezvâcihî ve ashâbihî ve etbâ'ıhî ve cemîı' zürriyyâtihî rıdvânullâhi te'âlâ 'aleyhim ecma'în.

Ve ilâ ervâhi âbâinâ ve ümmehâtinâ ve ihvâninâ ve ehavâtinâ ve evlâdina ve akribâinâ ve ehibbâinâ ve asdikâinâ ve esâtîzinâ ve limen kâne lehû hakkun 'aleynâ ve li cemî'ıl-mü'minîne vel-mü'minâti vel-müslimîne vel-müslimâti, el-ahyâi minhüm vel-emvâti.
Yâ kâdiyel-hâcâti! Yâ mücîbed-d'avâti! İstecib du'âenâ bi rahmetike yâ erhamer-râhimîn.
Sübhâne Rabbike Rabbil-'ızzeti 'ammâ yasıfûn. Ve selâmün 'alel-mürselîn. Vel-hamdü lillâhi Rabbil-'âlemîn. el-Fatiha."

X
Sitelerimizde reklam ve pazarlama faaliyetlerinin yürütülmesi amaçları ile çerezler kullanılmaktadır.

Bu çerezler, kullanıcıların tarayıcı ve cihazlarını tanımlayarak çalışır.

İnternet sitemizin düzgün çalışması, kişiselleştirilmiş reklam deneyimi, internet sitemizi optimize edebilmemiz, ziyaret tercihlerinizi hatırlayabilmemiz için veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.

Bu çerezlere izin vermeniz halinde sizlere özel kişiselleştirilmiş reklamlar sunabilir, sayfalarımızda sizlere daha iyi reklam deneyimi yaşatabiliriz. Bunu yaparken amacımızın size daha iyi reklam bir deneyimi sunmak olduğunu ve sizlere en iyi içerikleri sunabilmek adına elimizden gelen çabayı gösterdiğimizi ve bu noktada, reklamların maliyetlerimizi karşılamak noktasında tek gelir kalemimiz olduğunu sizlere hatırlatmak isteriz.