Her gün Oruç, her ay Ramazan olsun
Güneş her gün yeniden doğuyor, karanlık gecenin sonrası aydınlık gündüz oluyor. Sayılı günler ve aylar, yaşayanlar için yıllık periyotlarla tekrar geliyor.
Her yılın bir ayını, "Ramazan iklimi" içinde yaşıyoruz. Dünya ve ahiret hayatımız için, kalıcı değerler elde etmenin peşinden koşuyoruz. Şüphesiz bütün zamanlar O'nundur ama özellikle Ramazan, temel kaynaklarda "Allah'ın ayı" olarak anılmıştır. Genelde insanlar, özelde Müslümanlar için; "huzur, güven, rahmet, bereket vesilesi" sayılmıştır.
Peygamber (sav) Efendimiz'in beyanına göre, Allah (cc) orucu diğer ibadetlerden ayırmış. "İnsanın oruç dışındaki her ameli kendisi içindir. Oruç benim içindir, mükafatını da ben vereceğim" diye buyurmuş.
Hadis külliyatı içinde, bunu teyit eden nice rivayetler var. Resulullah'ın "Kim, faziletine inanarak ve karşılığını Allah'tan bekleyerek Ramazan orucunu tutarsa, geçmiş günahları bağışlanır" mealindeki sözünü, bütün muteber kaynaklar naklediyorlar.
Ancak şurası kesin olarak bilinmelidir ki; bilgiyi bilince dönüştürerek, oruçlu olmanın hakkı verilerek icra edilirse maksat hasıl olur. Aksi taktirde, bize sadece açlık ve susuzluk kalır.
Hakkını vermek; elimizin, ayağımızın, gözümüzün, kulağımızın, dilimizin, kalbimizin, hasılı cümle azalarımızın tüm günahlardan ve kötülüklerden uzak olması anlamına gelir. Bu yetmez; aynı hassasiyetin, oruçlu olmadığımız günlerde ve aylarda da devam ettirilerek hayatımızın bütününe hakim olması gerekir.
Nitekim "Nice oruç tutanlar vardır ki, orucundan kendisine kuru bir açlıktan başka bir şey kalmaz." Bir başka ifadeyle "Kim yalan söylemeyi ve hileli iş yapmayı bırakmazsa Allah o kimsenin yemeyi-içmeyi bırakmasına bakmaz".
Rabbimiz, Bakara suresi ayet 183'te; "Ey iman edenler! Sizden öncekilere olduğu gibi size de oruç farz kılındı" diyor. Arkasından, "Umulur ki, bu vesileyle günahlardan ve kötülüklerden uzak durursunuz" diye ilave ediyor.
Demek ki çok eski zamanlardan beri insanlar bu ibadeti icra etmekten sorumlu tutulmuşlar. Merkezinde, "iyi insan olma" maksadı ve maslahatı var.
Aynı surenin 185. ayetinde ise Ramazan'ın, "Kur'an-ı Kerim'in indirildiği ay" olduğu hatırlatılıyor. "İnsanlar için hidayet rehberi, doğru yolu gösteren, hakkı batıldan ayıran bir kitap" olduğu vurgulanıyor.
Din hayattır, anayasası yahut kullanma kılavuzu da budur. Okuyup anlayanlar, inanıp yaşayanlar felah bulur.
Kur'an Ramazan ayı içinde, Kadir Gecesi başlayıp uzun bir zamana yayılarak peyderpey inmiştir ama asırları ve nesilleri aydınlatan bir güneş gibi olmuştur. Resulullah (sav)'ın rehberliği, önderliği, örnekliğiyle; ulaştığı yahut uğradığı her yeri tüm kötülerden ve kötülüklerden temizleyen, iyilik tohumlarını besleyip büyüterek bire yedi yüz veren başaklara dönüştüren rahmet, bereket, fazilet ırmağı haline gelmiştir.
"Oruç, oruçluya yakışan hal ve tavır içinde olanlar için koruyucu bir kalkandır." Çünkü "Ramazan ayı geldiğinde Cennet kapıları açılır, Cehennem kapıları kapanır ve şeytanlar bağlanır."
Bu aya "Ramazan" denmesinin sebebi, hikmeti var. Alimler; dört ayrı mananın, muhtevanın bileşkesi olduğunu söylüyorlar. Birincisi; "güz mevsiminin başında yağan yağmur." Toprağı besler, yeryüzünü yıkayıp temizlemiş olur.
Ramazan; günahlardan arınma, bulanık duygu ve düşünceleri terk edip durulma zamanıdır. İnsan, tüm kötülerden ve kötülüklerden uzaklaşıp; iyi huyu, güzel ahlakı kuşanır.
İkincisi; "güneşin ısıttığı toprak". Orucun harareti ile günahları yakıp yok etmek, nefsi dizginleyip kontrol altına almak. Üçüncüsü; "kılıcı keskinleştirmek ve oku sivriltmek için, iki taş yahut demir arasında dövmek." İmanımızı tazeleyip ahlakımızı güzelleştirerek; kişisel, kurumsal, toplumsal hayatımızı tehdit eden tüm kötülükleri akıl, ruh, beden diyarımızdan kovmak.
Dördüncüsü; "Allah'ın rahmeti ve bereketi". Her yerde, her zaman, herkes için; iyilik, yardım, huzur, güven hareketi. Ramazan ikliminde açan çiçekler, oluşan güzellikler saymakla bitmiyor. Resulullah (sav); "İnsanlar, Ramazan'ın faziletlerini bilselerdi, bütün ayların Ramazan olmasını isterlerdi" diye özetliyor.
Demek ki görülmesi, bilinmesi, idrak edilmesi, imana ve ahlaka dönüştürülmesi gereken sırları var. Farkında olanlar, deryasına dalanlar, rahmet ırmağından istifade edip testilerini dolduruyorlar.
Her Ramazan'da vahiy yeniden inzal olmaya başlamalı. İdrak ve iman sahibi herkes; gönül hanelerimizi işgal eden şeytanları taşlamalı. İçimizde, dışımızda, ülkemizde, dünyamızda her ne ayıp, günah, kötülük, azgınlık, sapkınlık varsa yıkayıp temizlemeliyiz. Her bakımdan huzurlu, güvenli, örnek, öncü bir hayatın; yaşayan temsilcileri haline gelmeliyiz.
Biz orucu değil, oruç bizi tutmalı. Her günümüz oruç, her ayımız Ramazan gibi olmalı. Bu iyilik halini herkese, her kesime ikram etmeliyiz. Yakından uzağa doğru, yeryüzünün tüm mazlumlarının ve mağdurlarının elinden tutmalıyız.
Zekeriya Erdim
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
- Sapan Taşı, Garkad Ağacı (08.02.2026)
- Gül Baba’nın bahçesinde bitenler (28.01.2026)
- Hangi insan hayır getirir? (21.01.2026)
- Malumattan marifete yolculuk (03.01.2026)
- Azim sahipleri (21.12.2025)
- Hayatın ana unsuru sosyal sermaye (02.12.2025)
- Sermaye yahut servet algısı ve yanılgısı (22.11.2025)
- Dinler, izmler, çözümler (17.11.2025)