40 yıl öncesinden bir hatıra
Sakarya'da Salko Camii'nin karşısında bir pastane vardı. Zaman zaman oraya takılırdık. Sahibi Rumeli yakasından Boşnak asıllı olmalı Malik Atom, iş yerine Günaydın gazetesi alırdı. Çoktandır ortalıkta görünmüyor. Bunu vefatına bağlıyorum. Yaşıyorsa da Allah hayırlı uzun ömürler versin. Güzel bir insandı. İnsanlarda ve bilhassa gençlerde paranın olmadığı bir devirden bahsediyoruz. Günlerden bir gün Günaydın gazetesini tetkik ederken küçük bir haberle karşılaştım. İsmail Raci Faruki ve eşi Lois Lamya al-Faruki'nin ABD'de kaldıkları şehirde evlerine giren suikastçıların eylemiyle hunharca öldürüldükleri bildiriliyordu. Onlar, ilmi sahada dikkat çeken akademisyen bir aileydi. O sıralarda iki ihtimal üzerinde duruluyordu: Bunu ya adi suçlular ya da organize şebekeler yapabilirdi. Esasında nazarımızda düşman sahibi olmayacak kıratta insanlardı. Lakin siyasi saikler rol oynamış da olabilir. Cinayetleri üzerinden sis perdesi aralanmadı. Hem Filistinli hem de İslami ilimlerle ilgilenmeleri onları istemeden ve uzaktan düşman sahibi yapmış olabilir. Yazıları nedeniyle hedef haline gelmiş olabilirler. Faruki ailesi İslami camiada yakından tannan akademisyen bir aile idi.
Bunun üzerine bazı katkı ve ilavelerle ilgili haberi o devirde İslami camianın tek tük gazetelerinden olan Milli Gazete'ye gönderdim. Onlarda ilgili habere hassasiyet göstererek yayınladılar. Bu benim tam 40 yıl önceki hatıram. Gazeteciliğe de bu alıştırmalarla başladık.
Bu olayın üzerinden tam 40 yıl geçti. Hunhar olay 1986 yılında gerçekleşmişti. O sıralarda ABD'de topu topu tanınmış iki güzide İslami akademisyen vardı. Bunlardan birisi tasavvufi hayata dair kitaplar yazan İranlı Hüseyin Nasr diğeri de tasavvufi alana mesafeli olan Faruki idi. Faruki ilminden emin olabilmek için geri dönerek Ezher'de akademik çalışmalarını bir müddet daha devam etmiştir. 27 Mayıs 1986 (65 yıl Yaş), Wyncote, Pensilvanya'da öldürülmüştür. Dilimize çevrilen İslam Kültür Atlası ve Tevhid gibi kitapları bulunmakta idi.
7 Haziran 2026 tarihli sosyal medya gönderisinde İnkilab Yayınları sahibi Hasan Güneş, Faruki'nin anma toplantısına temas etmiş. Ben de bu vesile ile hem Faruki ailesini hem de pastacı Malik Atom'u anmış oldum. Eski duygulara gömüldüm. Hafızam beni geçmişe götürdü. Züğürt olsak da Safa Özsu gibi arkadaşlarla sefa ikliminde yüzüyorduk. Hasan Güneş'in sosyal medyadan duyurduğuna göre Süleymaniye'de (İHÜ) İbn Haldun Üniversitesi Medeniyetler İttifakı binasında (Salis Medresesi) İsmail Râci Farukî'yi Şehadetinin 40. Yılı münasebetiyle anmışlar.
Faruki büyük bir projeye imza atmıştır. Sosyal bilimlerin islamileştirilmesi. Ya da kısaca bilginin İslamileştirilmesi! Galiba bu proje biraz da Gazali'nin İhya-u Ulumiddin adlı eserinden veya çağrışımlarından mülhem bulunuyor. Gazali hem tasavvufu hem de mantığı İslami ilimlerin içine katmıştır. İsmail Raci Faruki ve Iraklı halefi Taha Cabir Alvani bu yolda yürüdüler ve İslami Sosyal Bilimler dergisini çıkardılar. Derginin İngilizce baskısının dağıtımını Hasan Güneş yapıyordu. Daha sonra derginin sayıları Türkçeye de aktarılıyordu. Son yıllarda bu alanlarda veya kitabiyat alanında bir gevşeklik arız oldu.
İsmail Raci el Faruki ve Taha Cabir Alvani alanlarında öncü isimlerdi. Yol açanlara ne mutlu! Allal Fasi'nin yol açanlarla alakalı Nime'l Mahidun adlı bir kitabı da bulunuyor. Kitabı bu öncülere adanmış kitaplar arasında bulunuyor. Öncüler meselesi Hamdi Mert ve Bizi Yaşatanlar gibi kitapları da çağrıştırıyor!
Mustafa Özcan
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
- İdeolojik putlara kafa tutanlar (10.06.2026)
- Bir sonraki savaşı beklerken... (06.06.2026)
- Avrupa ile Körfez’in geleceği (04.06.2026)
- İkinci Mehmet, Fatih miydi? (01.06.2026)
- Tepeden gelen, tepeden gider (29.05.2026)
- Kur'an Masonluktan bahseder mi? (25.05.2026)
- Kudüs üzerine Siyonist-Mason ittifakı (24.05.2026)
- Yeni Ağlama Duvarı mı? (18.05.2026)