İdeolojik putlara kafa tutanlar
Çağdaş şehitler kervanını temsil eden şahsiyetler genelde fikir putlarına savaş açmış isimlerden teşekkül etmektedir. Bunlar erbab-ı himmet şahsiyetlerdir. Merhum Macid Arsan Geylani'nin 'Arap Asabiyet Kültüründe Putlar ve Putçuuk' adlı eseri bir nebze bu halden bahseder. İlgili eserinde Arap milliyetçiliği gibi cereyanları irdeliyor. Çağdaş Müslüman fikir erbabı bu putçuluk çeşitlerine karşı savaş açmıştır. Her beldenin kendisine göre putları ve putçuluğu bulunmaktadır. Bir de karşı çıkanları vardır. Bu batıl akımlara karşı bazen balta bazen de kalem ile İbrahim'ler karşı durmaktadır. Mesela Mısır, Irak ve Suriye'de sosyalizm bu putçuluk çeşitlerinden birisiydi. Gazi Hama'dan Muhammed Hamid batıl fikirlere karşı savaş açmış yiğit bir alim ve fikir adamıydı. Allame ve rabbani birisi olmasına rağmen Mustafa Sıbai sosyalizmin cezbesine kapılmış birisidir. Merhum Akif'in "Doğrudan doğruya Kur'an'dan alıp ilhamı, Asrın idrakine söyletmeliyiz İslam'ı."sözlerinden bazen buna yakın çıkarımlar üretebilirler! Onun kaleme aldığı İslam Sosyalizmi kitabına karşı reddiyede bulunanlardan birisi Hamalı Şeyh Muhammed el Hamid'dir. Onun devletleştirme (te'mim)tezine karşı çıkar ve bunun İslam'a aykırı olduğunu vurgular. O dönemde iki zıt cereyan kapışmaktadır. Yerel düzeyde kapitalizmi temsil eden toprak ağaları ile proletaryayı temsil eden sosyalistler! Oysa ki bu iki yanlış bir doğru etmez! Bir zamanlar devletleştirme devlet politikası iken yerini özelleştirme almıştır. Mustafa Sıbai güçlü bir kalemdir. Lakin kadı kızı kadar onda da kusur bulunur! Sosyalizm meselesinde saplantılarının ve zaman baskısının kurbanı olmuştur.
Irak'ta ise Emced ez Zehavi'nin talebesi Abdulaziz Bedri yalın kılıç sosyalizm fikriyatı üzerine gitmiş ve İslami açıdan sosyalizmin batıl ideolojilerden birisi olduğunu söylemiştir. İslam'ın ithal rejimlere ve ideolojilere kapalı olduğunu, ihtiyacı olmadığını söylemiştir. Şiddetli bir biçimde, sola açık bir eğilimi temsil eden darbeci Abdulkerim Kasım'a ve yandaşlarına karşı çıkmıştır. Hayatı boyunca birçok kovuşturma geçirmiştir. Bazen görevden alınmış bazen de hücrelere tıkılmıştır.
Lakin görüşlerinden milim sapmamıştır. İslam ümmetini uyarmak ve aydınlatmak için sosyalizmin mazarratını kaleme almış ve Sosyalizm ve İslam (Hükmü'l İslam fi'l İştirakiyye) kitabını kaleme almıştır. Dönemin kalbur üstü alimleri kitaba takrizler yazmışlardır. Hamisi ve hocası Emced ez Zehavi bunlardan birisidir. Yine Şamlı Arnavut ulemadan Süleyman Vehbi Gavici, Muhammed el Hamid, Emced ez Zehavi'nin kızı Nihal ez Zehavi, Muhammed
Alusi, Vecih Zeynelaübidin, İbrahim Abdulkerim Gazi bunlardan bazılarıdır. Bu kitabıyla estirdiği dalgalarla birlikte adeta havaya toz bulutu kaldırmıştır. Bunu allame olmasına değil samimiyetine borçludur. Bir zamanlar Hizbu't Tanrir üyesi iken onlardan ayrılmış lakin gönüllerini incitmemek için bunu bir süre sır gibi saklamıştır. Daha sonra çile döneminde bu bilgiyi kendisi değil Hizbu't Tahrir (onu korumak için)paylaşmıştır.
Taraflar bu ince tutumlarıyla hel cezâul ihsâni illâl ihsân ifadesine mazhar olmuştur. "İyiliğin karşılığı, iyilikten başka ne olabilir ki?"
Baasçıların işkence tezgahı altında hayatını kaybetmiştir. Gök kubbede hoş bir seda bırakarak gitmiştir. Filistin için Anadolu'yu dolaşan bir irşad heyetinin içinde olmuştur. Sosyalizme karşı çıkmasının bedelini hayatıyla ödemiştir. Bu hususta bir ayrıntı da şudur: Irak'ın en yüksek Şii merci Ayetullah Muhsin el-Hakim'in oğlunun Baas rejimi tarafından tutuklanıp işkence görmesini kınayan bir bildiri yayımladı ve bu tutumu nedeniyle hedef alındı. Rejim güçlerince tutuklanan el-Bedrî, 17 gün boyunca maruz kaldığı ağır işkenceler neticesinde 1969 yılında rabbine kavuştu. İdeolojik putlarla uğraşırken şehit düşmüştür.
Böyle bir fikir mücahidi de İran'dan çıkmıştır. Ahmet Müftizade gibi devrimin sapmalarına ve otoriterliğine karşı mücadele eden örnek isimlerden birisi Nasır Sübhani'dir. Mütizade gibi rejimin hışmına uğramıştır. Kur'an-ı Kerim ışığında velayet-i fakih doktrinini nakzeder ve İslam dışı ve Kur'an'a aykırı bulur. Bu Humeyni'yi çok kızdırır. Meydan okuma olarak algılanır. Daha sonra fikir suçlusu olarak idam edilir. Devrimler kurban istemektedir. Bu isimlerin her biri kendi ülkelerinin İskilipli Atıf hocasıdır. Baascılar ve velayetçiler ilmi tezler karşısında tutunamazlar ama hevaları galip gelir. Karşı koymaya fikri sermayeleri yetmeyince kaba kuvvete başvurmuşlardır. Cürümde Irak Baasıyla benzeri eylemlere imza atan İran devrimi sonunda Suriye Baas rejimiyle müt'a değil Katolik nikahı kıyar. Onun cinayetlerine ortak ve siper olmuştur.
Şair Ebu'l Atahiye'nin ifadesiyle: Ve indallahi tectemiu'l husum. Hasımlar Allah katında buluşacak ve yüzleşecektirler.
Mustafa Özcan
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
- Bir sonraki savaşı beklerken... (06.06.2026)
- Avrupa ile Körfez’in geleceği (04.06.2026)
- İkinci Mehmet, Fatih miydi? (01.06.2026)
- Tepeden gelen, tepeden gider (29.05.2026)
- Kur'an Masonluktan bahseder mi? (25.05.2026)
- Kudüs üzerine Siyonist-Mason ittifakı (24.05.2026)
- Yeni Ağlama Duvarı mı? (18.05.2026)
- Her devirde tek adam (15.05.2026)