Halef-Selef: Türkiye, İran!
Kederin değişik cilveleri var. Bunlardan birisi de İran ile Türkiye'nin tarihin iki döneminde halef- selef olmasıdır. Birbirini izlemesi ve takip etmesidir. Buna 'teakup' diyorlar. "Devran bisükun" dedikleri gibi gece gündüz de birbirini takip eder. Üniter bir yapı olarak Arap unsurun dayalı Emevi hilafeti Horasan'da Araplarla Perslerin müşterek darbeleri altında yıkılmıştır. Abbasi hilafeti hecin ve hibrid ya da çok katmanlı bir hilafettir. Emevi hilafetini Abbasi daileriyle birlikte Pers ortaklığı yıkmıştır. Bu koalisyon sırtını yere getirmiştir. Bu ortaklık bir dönem gitmiş lakin Perslerin dehası, derinliği ve kurnazlığı (dahakine) Abbasileri pes ettirmiştir. Çizmeyi aşmışlardır. Çeşitliliğin ve zenginliğin bir parçası olmak yerine tahakküm kurmak istemişlerdir. Abbasiler Pers unsurunun baskınlığı karşısında çaresiz kalmışlardır. Abbasiler Bermeki ailesi gibi Pers etkisi altında bunalmıştır. Pers unsurundan veya hegemonyasından kurtulmaya can atmaya başlamışlardır. Bu aşamada karşılarına taze Türk kanı ve gücü çıkmıştır. Annesi Türklerden olan Mutasım Billah döneminde bu unsura keşfetmişler ve güvenliklerini bu unsuru emanet etmişlerdi. Türkler sert ve haşin mizaçlı olmakla birlikte Perslerin hilafına hile hurda bilmez, entrika çevirmekten uzak safi bir millettir. Ordu içinde zaman zaman taşkınlıklar yaptıkları için barınmaları amacıyla onlara garnizon ve ordugah olarak Samarra şehrini inşa etmişlerdir. Türklerin tarih sahnesine çıkışı böyle olmuştur.
Bilahare Türkler Pers yurdu olan İran da dahil olmak üzere bölgeye nüfuz etmişlerdir. Tarihin bu aşamasında cihangir olmuşlardır. İslam'ın zuhurundan iki yüz yıl sonra bölge otorite ve el değiştirmiş Türkler veya Türk askeri gücü kuvveden fiile çıkmış ve bölgenin dominant gücü haline gelmişlerdir.
Perslerin güneşi solarken bütün bölgede Türklerin rüzgarı esmeye başlamıştır. Sonraki dönemler Türk asırları dönemi olmuştur. Amerikalı tarihçi Marshall G. S. Hodgson veciz bir biçimde Türklerin tarih içindeki serüvenlerine, rolüne şöyle işaret etmiştir: İslam, temelde düşünce olarak Sünniliğe, siyasi aktör olarak da Türklere dayanır. Perslere göre ise ana fikir Şiilik siyasi aktör ise İran'dır. Persler Şiiliğin hamisi iken Türkler Sünniliğin hamisi kesilmişlerdir, bu hiç değişmemiştir. Bundan dolayı günümüze kadar Perslerin tarihte üç düşman vardır. Sasanileri yıktıkları için Araplar, Safevilerin önünü kestikleri için Türkler ve eski komşuları Ruslar! Türkler muvakkaten tarih sahnesinden çekilseler de bir süre sonra inayet-i ilahi ile mevzilerine geri dönmüşlerdir ve şimdi Persleri takiben yeniden tarih sahnesine çıkıyorlar. Şimdi bölgede teslim tesellüm döneminden geçiyoruz. Geçiş ve aktarma döneminde (shift/vardiya)bulunuyoruz. İran devriminden sonra bölgeye sarkmış ve Arap Baharıyla birlikte fırsattan bil istifade dört ülkenin mukadderatını ele geçirmiştir.
Bununla birlikte beklenmedik bir şey olmuş ters rüzgarlar esmeye başlamıştır. Tarihin bu sapağında Arap diyarında yine İranlılarla halef selef haline geldik. İranlılar kurtarıcı beklemeye odaklanmış bir şekilde yollarına devam etsinler Türkler yeniden İran ve İsrail'in mezaliminden bölge halklarını ve Arapların kurtarıcısı konumuna gelmiştir. 8 Aralık 2024 gününden itibaren Suriye'de dengeler değişmiş ve Hz. Zeynep'in kabrini beklemeye gelen İranlılar arkalarına bakmadan çil yavrusu gibi dağılmışlardır. İddialarından vurulmuşlardır. Zira samimi değildirler.
Demek ki "Seyyideti Zeynep Türbesi"ni koruma yayılmacılık bahanesi idi. Zor zamanda sözlerinin arkasında durmadıklarını gösterdiler. Ehl-i Beyt onlar için sadece bir araç! Sahte iddiaları gerçekler karşısında çökmüştür. Türklerin öne çıkması beşeri bir çabanın ürünü olamaz. Allah, Türkleri yeniden tarih sahnesine sürüyor, önlerini açıyor. İnşaallah yüz akıyla imtihan verirler. İran, Batı ve Rusya gerileme trendine girmiştir. İsrail de artık can çekişmektedir. Bütün bunların mimarı ava giderken avlanan sünger Trump ve sakar ekibi olmuştur.
Mustafa Özcan
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
- Mezhepçilik dayatması (25.03.2026)
- Mısır'da Şii rüzgarlar (24.03.2026)
- Savaş ne zaman biter? (23.03.2026)
- İsrail bu yarayla fazla uzağa gidemez (22.03.2026)
- İran neden çıldırdı? (20.03.2026)
- ‘Bu, bizim savaşımız değil' (18.03.2026)
- Bidatkar rejimler skalası (15.03.2026)
- Deccal mı, Mesih terbiyecisi mi? (13.03.2026)