VAV TV CANLI YAYIN
Mustafa Özcan

İsrail bu yarayla fazla uzağa gidemez

22.03.2026

Netanyahu İran rejimini devirmek istedi ama galiba baltayı taşa vurdu. Maksadının aksine ülkesinin ömrünü kısalttı. İsrail halkı da körlemesine peşine takıldığından (iltihaken taraftar) bu sonucu fazlasıyla hak etti. Bu durum İslami literatürde 'maksadın aksiyle tokat yemek' olarak ifade edilir. Nitekim ABD'de yaşayan dobra Yahudilerden Prof. Norman Finkelstein:"Sorun Netanyahu değil." "Sorun, daha derinde ve İsrail toplumunun tamamını kapsıyor." "İsraillilerin yaklaşık yüzde 70-75'i Gazze'de masum kimsenin olmadığını söylüyor." "İsrail çocukları hobi olarak öldürüyor." diyor.

Eski CIA analisti Larry C. Johnson ise İsrail'in bütün Müslümanlara kastettiğini ve onları öldürmek istediğini söylüyor. Ayet bunu şöyle dile getirir: Onlardan, sırf, aziz ve hamid olan Allah'a iman ettikleri için intikam alıyorlar..." Yok edemezse onları iğdiş etmeye çalışacaktır. Bu gözü dönmüş rejimin sözcüleri İran'ı savarsa gözünü Türkiye'ye dikeceğini haber veriyor.

Netanyahu ve şerikleri hedefin etrafında dolanarak Türkiye'yi bir nevi kuşatma altına almaya çalışmaktadır. Arap Baharından beri Türkiye'nin, İran'ın yerini aldığını ileri sürmektedir.

Savaşın Epstein'in izini sürdüğü ve Trump'ın şu haliyle Polonya'ya durduk yerde savaş açan Hitler'e benzediği ifade ediliyor. Larry C. Johnson bu yolu açan 'Kızıl Ebrehe'nin hayatının geri kalanını hapishanede geçireceğini haber veriyor. Amerikalı milyarder Ray Dalio Hürmüz'ün ABD'nin son savaşı olabileceğini ve akıbetinin Süveyş krizi sonuçlarına (1956) benzeyeceğini savunuyor. Süveyş krizinde arkaik güçler İngiltere ile Fransa devre dışı kalmışlar, küresel sahneden çekilmişler yerlerine ABD ile SSCB çıkmıştır. Şimdi de Hürmüz kriziyle birlikte ABD irtifa kaybetmekte ve devr-i sabık durumuna düşmekle karşı karşıya kalmaktadır. Ona bağlı Batı sistemi veya dünya sistemi tepe taklak olmakta ve can çekişmektedir. İşaretler ve beşaretler o yönde seyretmektedir.

Birbirlerine musallat olan aktörler açısından esef edilecek bir hal yok. Rejimler olarak hepsi birbirinin sopasını hak etti. Firavun'un, Beni İsrail'e yaptığını Netanyahu, Filistinlilere reva görüyor. Ama kaderinin sillesinden kurtulamayacak.

Kamuoyu ve kitleler nezdinde ve savaşta İsrail ağır yaralar aldı. Bu yaralar onu ancak bir iki yıl götürür. Akıbeti belli oldu. İran öteki kampın ateş gücü karşısında sendelese de umulmadık bir direnç gösteriyor. Keşke bu darbeleri Suriye'de iken indirseydi. Belki de İsrail'in sonunu getirirdi. İslam dünyasının tartışmasız kahramanı olurdu. Saddam Kuveyt yerine Ürdün üzerinden İsrail sınırlarına yol bulabilseydi tarihin akışı değişebilirdi. İdeolojik değil kısa vadeli çıkar hesapları yaptı ve kaybetti. Yanlış hesap yaparak İsrail'in ekmeğine yağ sürmüş ve tuzağına düşmüş oldu. İran da İsrail'in sınırlarına dayandığı halde Suriye halkını bastırmakla meşgul olmuştur. Neden İsrail ile yüzleşme fırsatını tepmiş ve bilahare israil'in kendisine ulaşmasına ve topraklarına uzanmasına izin vermiştir! Hep dayatılan savaştan bahsediyor. Neden bir defa olsun savaşı dayatmadı? Bu sorunun cevabı verilmedikçe İran'ın meşruiyeti onaylanamaz. İran savaş değil pazarlık aradı. İnce ve derin hesaplar yaptı ama bunlar elinde patladı. Bununla birlikte hem ABD, hem İsrail hem de İran kan kaybediyor. Belki de aralarından hiçbiri bu sonucu öngöremedi. Son pişmanlık fayda vermez!

Şeyh Ahmet Yasin'in ifade ettiği gibi İsrail bu yarayla yoluna ancak bir iki yıl

(2027) daha devam edebilir. 'Yolcudur Abbas, bağlasan durmaz!' Gazze'den sonra İran'da da efsanenin sonu göründü. Netanyahu, Kaptan Ahab Sendromu'na yakalanmış durumdadır. Artık iflah olmaz.

Kaptan Ahab Sendromu; Herman Melville'in, Moby Dick romanındaki karakterden esinlenen, resmi tıp literatüründe yer almayan psikolojik bir kavramdır. Kişinin imkansız veya yıkıcı bir hedefe (intikam, hırs) saplantılı bir şekilde odaklanıp, kendisiyle birlikte çevresindekileri de felakete sürüklemesi durumunu ifade eder.

Mustafa Özcan

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
X
Sitelerimizde reklam ve pazarlama faaliyetlerinin yürütülmesi amaçları ile çerezler kullanılmaktadır.

Bu çerezler, kullanıcıların tarayıcı ve cihazlarını tanımlayarak çalışır.

İnternet sitemizin düzgün çalışması, kişiselleştirilmiş reklam deneyimi, internet sitemizi optimize edebilmemiz, ziyaret tercihlerinizi hatırlayabilmemiz için veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.

Bu çerezlere izin vermeniz halinde sizlere özel kişiselleştirilmiş reklamlar sunabilir, sayfalarımızda sizlere daha iyi reklam deneyimi yaşatabiliriz. Bunu yaparken amacımızın size daha iyi reklam bir deneyimi sunmak olduğunu ve sizlere en iyi içerikleri sunabilmek adına elimizden gelen çabayı gösterdiğimizi ve bu noktada, reklamların maliyetlerimizi karşılamak noktasında tek gelir kalemimiz olduğunu sizlere hatırlatmak isteriz.