Pakistan-Taliban arasında Ramazan savaşı!
Trump'ın belalısı Somali asıllı ve bir süre Suudi Arabistan'da ikamet ettikten sonra ABD'ye yerleşen ve Temsilciler Meclisi üyesi olan İlhan Ömer paylaştığı bir iletide şunları söylüyor: "Washington, Ramazan ayında Müslüman ülkeleri kasten hedef alıyor!" ABD Kongresi'ndeki Müslüman kadın üye: "ABD daha önce Ramazan ayında Irak'a saldırmıştı ve şimdi aynı şekilde Ramazan ayı içinde İran'a saldırmayı planlıyor. Washington'ın Ramazan ayında Müslüman ülkelere saldırma geleneği ve alışkanlığı var ve bunun nedeni uluslararası hukukun ihlali değil, Müslümanların dinleri ve ibadet biçimleridir." Kısaca ABD, İslam alemine Ramazan ayında saldırmayı itiyat haline getirmiştir. Ramazan ayında saldırılarını yoğunlaştırarak gerçekte İslam'ı hedef alıyor. Böylece medeniyetler çatışmasına katkı sunuyor. Peki, bu Ramazan saldırıları ne zaman olmuştu? 17/11/2001 tarihinde George W.Bush Ramazan ayında Afganistan'a saldırmıştır. 1998 tarihinde de Clinton Ramazan ayında Irak'a saldırmıştır. Şimdi de Trump Netanyahu'nun güdümünde ve yedeğinde olarak İran'a saldırmayı planlıyor. Bu saldırıyı Obama dönemindeki gibi yandan çarklı ya da geriden güdümlü bir şekilde Amerikan destekli olarak Netanyahu belki tek başına da göğüsleyebilir, yapabilir. Eski başkanlardan Clinton'ın dediği gibi amaç şahsi ikbal hırsı! İran'a saldırısı üzerinden Netanyahu ebedi olarak iktidarda kalmayı tasarlıyor.
'Köpük adam' Trump büyük bir çıkmazda. Başlarda İran savaşını bir gezinti olarak görüyordu. Savaş tarihi yaklaştıkça gerçeği daha fazla görüyor ve kendisini hafakanlar basıyor. Profesör Jeffrey Sachscarpıc gerçekçi bir analiz yapıyor: "Kongre ve Beyaz Saray, Netanyahu, Smotrich, Ben Gvir gibi İran'la savaş isteyen radikal, militan, çılgın Siyonistlerin elinde. Trump burada bir kukla. Bağımsız bir kapasitesi yok. Belki de şantaja uğruyor..."
Elbette Clinton veya Bush'un Ramazan savaşlarını kanıksamıştık. Epstein kafadarlarından olan Clinton'ın Yahudi cadı Dışişleri Bakanı Madeleine Albright 12 yıllık ambargonun bedelinin yarım milyon Irak'lı çocuk olduğu söylendiğinde 'buna değdi' demişti. Onun şimdiki azgın Siyonistlerden ve Evanjeliklerden farkı nedir?
Elbette gayri müslimlerin Ramazan savaşlarından daha üzücü ve çarpıcı olan Müslümanların aralarında bu ayda çekişmeleri ve çatışmalardır. Bu ayda kozlarını paylaşmalarıdır. Ramazan ayında Taliban ile Pakistan aralarında kutsal olmayan profan bir savaş başlatmış görünüyorlar. İnşaallah kısa sürer. Bu savaşın arka planında Hindistan ile İsrail'in kışkırtmaları vardır. Vaktiyle Fransa da Osmanlıları Avrupalı güçlere karşı kışkırtmış ama zor zamanlarda arkasında durmamıştır. Herkes iki ülkeyi yatıştırmaya çalışırken Hindistan yangına benzinle gitmiştir. İran Dışişleri Bakanı Arakçı bile Ramazan ayında iki Müslüman unsur arasındaki savaşın abes ve kabul edilemez olduğunu söylemiştir. Hindistan ise Pakistan'ı suçlamıştır. Dürzi Lider Velid Canbolat bunu şöyle yorumluyor: Görünüşe göre Hindu-İsrail ideolojik ittifakının planladığı gibi, Pakistan ve Afganistan arasında savaş başladı. Eğer diplomatik bir çözüm bulunmazsa bu savaşın öngörülemeyen sonuçları olabilir.
Geçmişte Afganistan, Hindistan ile Pakistan arasında çekişme alanı olmuştur. Bu çekişmede Ahmet Şah Mesut Hindistan'ı arkalarken Hikmetyar Pakistan'ın vekili gibi hareket etmiştir. Taliban görünüşte Hikmetyar'ın yerini doldurmuş ve Peştunların mirasını temsil etmiştir. Lakin gelinen süreçte karşı kampa geçmiş ve Ahmet Şah Mesut'un siyasi mirasını devralmıştır. Özüne yabancılaşmıştır. Dolaylı olarak İsrail cephesine katılmıştır. Hamas her iki güce de çağrıda bulunarak bu manasız savaşa son vermelerini istemiştir. Pakistan Savunma Bakanı Havace Muhammed Asıf Taliban'ın Afganistan'ı Hindistan sömürgesi haline getirdiğini söylemiştir.
Hindistan-İsrail ittifakı bütün bölgeyi hedef almaktadır. Modi ile Netanyahu kardeşliğinin ve kucaklaşmasının geri planında şu sözler sarf edilmiştir. Knesset'te konuşan Modi: İsrail baba vatan Hindistan ise anavatandır. Hindistan-İsrail buluşması ve beraberliğinden amaç, Orta Doğu'yu çembere almak, kuşatma altına almaktır demiştir. İsrail yeni çevreleme politikasıyla eski ortaklarını çembere alıyor.
Ayet bu ortaklığı şöyle tanımlıyor: Kuşku yok ki iman edenlerin, insanlar içinde en amansız düşmanlarının Yahudiler ve şirk koşanlar olduğunu göreceksin. Bu ortaklığın rükünlerinden birisi de BAE'dir. Epstein yazışmalarında yüz kızartan ifadelerine rastlanan Hind El Avis Müslüman olmama rağmen Hind tanrıları arasında kendimi rahat ve huzurlu hissediyorum diyor. El Hak öyledir. Ötesini Taliban düşünsün. Taliban ise İsrail'in yanında değil karşısında yer almalıdır. Yoksa takke düştü kel göründü deme durumundayız.
Mustafa Özcan
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
- Bulanıklıktan duruluğa (24.02.2026)
- Şiilerin Ümmü'l Kura doktrini (20.02.2026)
- Pazarlık gücünü abartmak (14.02.2026)
- Yunanistan'la İlişkilerde Özal Formülü (11.02.2026)
- Deccal öfkesine kapılmış Netanyahu (09.02.2026)
- Şeytan Adası mı, Deccal Adası mı? (08.02.2026)
- Küresel havuzdaki köpek balıkları (02.02.2026)
- Hiç kimse masum değil, hiç kimse masun değil! (01.02.2026)