VAV TV CANLI YAYIN
Mehmet Emin Ay

Vakıfların yönetimindeki esaslar ve vakfedenlerin duaları

15 Ekim 2026

Bugünkü yazımıza gelinceye kadar, önce vakıfların Asr-ı Saadet'e uzanan tarihinden ve vakfın kuruluşunda en önemli amiller olan ayetler ve hadislerden; yine Peygamber Efendimizin (sav) ve ashabının uygulamalarından söz ettik. Ardından 1400 yıllık İslam Tarihi içinde vakıfların farklı dönemlerde farklı devletler tarafından nasıl sahiplenildiğine değindik. Nihayet şanlı ecdadımız Osmanlılar döneminde kurulan muhtelif vakıflardan ve bu dönemde idrak edilen medeniyetin, niçin bir "Vakıf Medeniyeti" olduğundan söz ettik.

Geldiğimiz noktada, tarihi belgeler ışığında, konunun bir başka veçhesine daha şahit olmaktayız: Osmanlı Devleti'nin hükümran olduğu dönemde, tespit edilebilmiş 26.300 vakfın 1.400 kadarı, hanımlar tarafından kurulmuştur. Çoğu Osmanlı hanedanına mensup, padişahların anneleri, eşleri, kızları ve kız kardeşleri olan bu hanımefendiler, mübarek beldeler olan Mekke, Medine ve Kudüs'de; Anadolu'nun farklı şehirlerinde, Rumeli ve Balkanlarda pek çok hayır kurumu yaptırmış, sahip oldukları şahsi maddi imkanlarını bu uğurda harcamışlardır. Geride rahmetle yâd edilmelerini sağlayacak eserler ve vakıf kurumları bırakan bu hamiyetperver hanımlardan ve eserlerinden kısaca söz etmeden geçemeyeceğiz…

Anadolu ve Rumeli'de pek çok hayır müessesi yaptıran Nurbanu Valide Sultan; Eminönü Yeni Camii'nin temelini attıran, Üsküdar'daki Çinili Camii ile mektep, medrese ve çeşme yaptıran, ayrıca gelinlik kızların evlenme masraflarını karşılayacak vakıflar kuran Mâhpeyker Kösem Vâlide Sultan; Aksaray'da ismiyle anılan bir cami, pek çok kütüphane, çeşme ve mektep yaptıran Pertevniyâl Vâlide Sultan; İstanbul Edirnekapı'da ve Üsküdar'da adıyla anılan camiler yaptıran Mihrimâh Sultan ve Vakıf Gureba Hastanesini yaptıran Bezmiâlem Vâlide Sultan, böylesi hayırsever ve servetini insanların eğitimine, ibadetine, sağlığına ve mutluluğuna sarf eden hanımlardan sadece birkaçıdır.

Burada şöyle bir soru ile karşılaşmamız muhtemeldir? 600 küsur yıllık bir süreçte son derece stabil ve istikrarlı bir yapı ile uzun yıllar insanlara hayır hizmeti veren vakıfların sırrı neydi? Küçük çaplı bir araştırma ve inceleme sonucunda görülecektir ki, vakıfların böylesi bir mazhariyete nail olmasında, kuruluşunda tertemiz niyetlerin bulunması ve vakıfların hukuki bir statüye sahip olmaları önemli derecede rol oynamaktadır. O halde vakıflar, hem dinî hem de hukukî açıdan insanlara birtakım sorumluluklar yükleyen; hem bu dünyada hem de ahirette, işte bu sorumluluğun hesabının da sorulacağı kurumlardır. Mahşer gününün sorgu-sualine inanan ve bunun endişesini taşıyan, yine, yapıp- ettiklerinin hesabının daha bu dünyada sorulacağının farkında ve şuurunda olan kimseler tarafından yürütülen vakıf hizmetleri, halk tarafından da takdir görmüş ve destek almıştır. İslam Hukuku'nun, vakıfların kuruluş ve işleyişine dair kuralları ve hükümleri, yüzyıllar boyunca insanların duygularına ve davranışlarına yön veren rehberleri olmuştur. Peki vakıflar nasıl yönetilmekte ve nasıl işletilmekteydi?

Bu sorunun cevabını geniş bir şekilde bulabileceğimiz değerli bir kaynağımızın var olduğunu; İslam Ansiklopedisi'nin "Vakıf" maddesinde detaylı bilgilerin mevcudiyetini ifade ederek biz konuyu özetle ele almak istiyoruz.

Vakıfların Yönetimi

Her bir vakıf, senedinde yazılı şartlara uyularak yönetilmek durumundadır. Vakfedenin koyduğu şartlar, Allah Teâlâ'nın emri gibi kabul edilmiştir. Dolayısıyla vakfın yararının titizlikle korunması, bakım ve onarımının yapılması, işletilmesi ve elde edilen gelirin hak sahiplerine dağıtılması gibi hizmetler, vakıf görevlileri tarafından yürütülmüştür.

Vakfiyedeki şartlar çerçevesinde vakfın işlerini idare etme yetkisine "velâyet" denilmektedir; bu yetkiye "tevliyet" adı da verilir; Osmanlı uygulamasında daha ziyade bu kelime kullanılmıştır. Vakfın işlerini vakfiye şartlarına uygun biçimde yönetmek ve gözetmek üzere tayin edilen kişiye "mütevellî" veya "nâzır" denilmektedir. Devlet başkanı ve hâkimlerin, vakfiyede şart koşulmasına gerek olmaksızın vakıflar üzerinde kamu velâyetine dayalı doğrudan doğruya gözetim ve denetim yetkileri vardır.

Mütevelli ve diğer kamu görevlilerinin vakıflar hakkındaki tasarrufları vakfı koruyup gözetme şartıyla geçerlidir. Bu gibi kişilerin, vakfın yararına aykırı uygulamaları ise geçerli değildir. Sözgelimi mütevelli, vakıf malını, tamir için rayiç fiyatın üstünde bir ücretle işçi çalıştıramaz veya bir malzeme satın alamaz. Bunu yaptığı takdirde fazla kısmı kendisinin ödemesi gerekir.

Gerek gönüllerdeki iman ile ahirete ve mahşer günü hesabına olan inanç ve gerekse yürürlükteki kanun, kural ve hükümler, insan benliğindeki gizlenmiş bencillik ve birtakım kötü ahlaki tutum ve davranışlardan kişileri ve toplumları alıkoymuştur. Bu konuda bir başka husus da şudur: Malını, mülkünü yahut servetini vakfeden kişilerin duaları, sonradan gelecek nesiller için bir motivasyon unsuru olurken; bedduaları ise kimsenin muhatap olmak istemeyeceği kadar anlamlı ve tesirlidir. Yeri gelmişken bu iki unsura da satırlarımızda yer vermek istiyoruz.

Malını vakfedenlerin duaları ve bedduaları

Kendi uhdesinden ve tasarrufundan çıkarıp Allah'ın mülküne bırakılan ve emanetine tevdi edilen vakıf mallarını korumak ve kollamak ne kadar değerliyse, bunları amacı dışında ve yanlış yerlerde kullanmak veya harap olmasına göz yummak da o denli sıkıntılı bir durumdur. İki yönü bulunan bu konuda manidar ve etkileyici olan unsur, vakıf duası veya bedduasıdır.

Zaman zaman vakfiyelerde şu minval üzere dualara rastlanır:

"Her kimse ki; vakıflarımın bekasına özen ve gelirlerinin artırılmasına itina gösterirse, bağışlayıcı olan Allah Teâlâ'nın huzurunda ameli güzel ve makbul olup, mükâfatı sayılamayacak kadar çok olsun. Dünya üzüntülerinden korunsun ve muhafaza edilsin..."

Buna karşılık, mal ve mülkünü vakfedenlerin, insanlar tarafından gelecek muhtemel suistimallere kapıları kapatmak ve istismarları önlemek maksadıyla, aşağıda sunulan örnekte olduğu gibi, bunlara yeltenecek kişileri ağır yüklerin altına sokacak bedduaları da olmuştur.

"Allah'a ve Ahiret gününe inanan, güzel ve pâk Hazreti Peygamberi tasdik eden, Sultan, Emir, Nâzır, küçük veya büyük herhangi bir kimseye; bu vakfı değiştirmek, bozmak, nakletmek, eksiltmek, başka bir hale getirmek, iptal etmek, işlemez hale getirmek, ihmal etmek ve tebdil etmek helal olmaz. Kim onun şartlarından herhangi bir şeyi veya kaidelerinden herhangi bir kaideyi bozuk bir yorum ve geçersiz bir yöntemle değiştirir, iptal eder ve değiştirilmesi için uğraşır, fesh edilmesine veya başka bir hale dönüştürülmesine kastederse, haramı üstlenmiş, günaha girmiş ve masiyetleri irtikab etmiş olur. Böylece, günahkârların alınlarından tutularak cezalandırıldıkları gün, Allah onların hesabını görsün. Mâlik onların isteklisi, zebaniler denetçisi ve cehennem nasibi olsun. Zira Allah'ın hesabı seridir. Kim bunu işittikten sonra, onu değiştirirse, onun günahı, değiştirenler üzerindedir. Kuşkusuz O, iyilik edenlerin ecrini zayi etmez..."

Konunun ve yazımızın sonuna geldiğimiz şu noktada, hayır hasenat yapmaktan büyük bir manevi haz duyan şanlı ecdadımızı rahmetle yâd ediyoruz. İçinde bulunduğumuz çağda ve bu dönemde bizlere de iyiliği daim olan vakıflar kurmayı, böylesi kurumlarda bulunarak, gayret sarf ederek, iyiliği tüm canlılara ulaşan kimselerden olmayı nasip ve müyesser kılmasını Yüce Rabbimizden niyaz ediyoruz.

Sağlık ve esenlik dilekleriyle.

Mehmet Emin Ay

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
X
Sitelerimizde reklam ve pazarlama faaliyetlerinin yürütülmesi amaçları ile çerezler kullanılmaktadır.

Bu çerezler, kullanıcıların tarayıcı ve cihazlarını tanımlayarak çalışır.

İnternet sitemizin düzgün çalışması, kişiselleştirilmiş reklam deneyimi, internet sitemizi optimize edebilmemiz, ziyaret tercihlerinizi hatırlayabilmemiz için veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.

Bu çerezlere izin vermeniz halinde sizlere özel kişiselleştirilmiş reklamlar sunabilir, sayfalarımızda sizlere daha iyi reklam deneyimi yaşatabiliriz. Bunu yaparken amacımızın size daha iyi reklam bir deneyimi sunmak olduğunu ve sizlere en iyi içerikleri sunabilmek adına elimizden gelen çabayı gösterdiğimizi ve bu noktada, reklamların maliyetlerimizi karşılamak noktasında tek gelir kalemimiz olduğunu sizlere hatırlatmak isteriz.