İsraf etmeme bilincinin oluşmasında hangi faktörler rol oynar?
Bundan önceki yazımızın son satırlarında, kişide "israf etmeme bilinci"nin oluşmasında hangi faktörlerin rol oynayabileceğini ele alacağımızın bilgisini paylaşmıştık. Bugün bu önemli konu üzerinde durmak istiyoruz.
Bilinen bir gerçek şudur ki, insanoğlunun kişiliği, doğuştan getirdiği huy ve mizaç özellikleri ile ailesinden ve çevresinden aldığı terbiye ile şekillenen karakterinden oluşmaktadır. Bu sebeple karakter kişinin ahlaki özelliklerinin bütünüdür diyebiliriz; ve buradan hareketle bir insanın savurgan ya da tutumlu oluşunun, onun karakterinin oluşmasında birinci derecede rol oynayan aile terbiyesiyle yakından ilişkisinin bulunduğunu ifade edebiliriz.
Çocukluk dönemi eğitimi üzerine çalışan uzmanların ortak görüşlerinden biri de insanın karakterinin 2/3'ünün, "ilk çocukluk yılları" denilen ve genellikle aile ortamında geçirilen 2-6 yaşları arasında teşekkül ettiğidir. Buna göre çocuk anne babasının vermiş olduğu eğitim-öğretimden, kısacası aile terbiyesinden çok şeyler alabilmektedir. Bu sebeple söz konusu bu gerçeğin varlığından haberdar olmak ve farkındalık bilinciyle hareket etmek her anne baba üzerinde bir vecibedir. Zira "ağaç yaşken eğildiği" gibi çocuk da daha ilk çocukluk yaşlarında pek çok şeyi kabullenebilir ve onu bir ahlak prensibi olarak benimseyebilir. İsraf etmemek ve tutumlu davranmak da bunlardan biridir.
Telkinin çocuk eğitiminde yeri ve önemi
Yazımıza başlık olan israf etmeme bilincinin oluşmasında rol oynayan faktörlerin başında anne babanın bu konuda çocuğuna telkinleri gelmektedir. İlk çocukluk yılları, anne babanın çocuk için tek model olarak kabul edildiği ve söylediklerinin, "şüphelenmeden, itiraz etmeden kesin doğrular olarak inandığı" bir dönemdir. Anne babasından duyduğu telkinler ve bizzat gözleyerek farkına vardığı birtakım uygulamalar, onun karakterinin şekillenmesinde çok değerli rol oynayan faktörlerdir. Anne baba, herhangi bir dinî ve ahlakî gerekçeyi zikretmese bunlara başvurmasa bile onun yapacağı bu samimi telkinler, çocuk için kabulde hiçbir sıkıntı oluşturmayacaktır. Çünkü o yaştaki çocuk için bu telkinin, anne babasından geliyor olması yeterlidir. Onun gözünde, "anne babası, her şeyi en iyi bilendir, güçlüdür, başarılıdır…" Burada dikkat edilmesi gereken en önemli nokta, anne babanın telkinde bulunarak söyledikleriyle yaptıklarının bir olmasıdır. Söyledikleriyle yaptıklarının farklı olması asla çocuğun gözünden kaçmaz ve bunu ifade edemese bile içinde bir "itiraz" olarak saklar… Bu sebeple her alanda ve her konuda tutumlu olmak adına yapılacak telkinlerde, öncesinden sonrasına kadarki süreçte, söylenenlerin ve yapılacak bütün telkinlerin anne baba tarafından da bizzat uygulanıyor olması şarttır. Bu konuda pek çok örnek vermek mümkündür. Söz gelimi en çok israfın yaşandığı yeme-içme hususunda, en başta anne baba, israf etmeyen kişiler olarak örnek olmalıdır ve ancak bu konuda güzel bir örnek olduktan sonra telkinlerde bulunmalıdır. Yanı sıra, bu telkinlerden sonraki süreçte de tutumlu olmaya devam eden ve bu özelliğini muhafaza edebilen biri olmalıdır. Su ve enerji kaynaklarının tasarruflu kullanımı ve zamanı değerlendirme gibi hususlarda da tutumlu olmayı başarabilen ebeveynin bunu çocuktan da istemesi son derece tabii olarak kabul edilecek ve ona bu amaçla yapacağı telkinler de çocukta olumlu şekilde karşılığını bulacaktır…
Netice olarak her çocukta, Allah Teâlâ'nın bahşettiği inanma ve bağlanma duyguları ve yeteneğinin onun terbiyesinde önemli bir rol üstlenmiş olması hasebiyle, küçük yaşlardan itibaren çocukların, tasarruf anlayışına sahip olarak harcamak, savurganlıktan ve israftan uzak durmak gibi övgüye layık bir karaktere sahip olması mümkündür diyebiliriz. Yeter ki, anne baba olarak bu dönemin farkında olunsun, yeter ki bu dönem, çocuk için doğru ve yeterli bir terbiyenin verildiği yıllar olsun…
Buraya kadar aktardıklarımız, din, dil, ırk ve kültür farkı olmaksızın gerek ebeveyn gerekse evlat olsun her insan için geçerli olacak hususlardır. Bazı toplumların tasarrufu önemseyen, bazılarının ise savurganca davranışlarının yukarıda zikrettiğimiz farklılık unsurlarıyla doğrudan bağlantısı yoktur. Farklılık, sadece anne babanın telkin ve güzel örnek olma hususları hakkında anlayışı, bu önemli konuya bakış açısı ve farkındalığı ile ilgilidir. Yeryüzünde, varlıklı olduğu halde tasarruflu davranan; fakir olduğu halde savurganlıkta bulunan nice kişi ve toplumların varlığı, aile terbiyesinin ve bu konuda alınan/alınmayan eğitimin ne denli önemli olduğunun bir başka sarsıcı örneğidir.
Gelecek yazımızda, Din Eğitiminin, çocukta israf etmeme bilincinin oluşmasındaki yeri ve önemi konusunu ele alacağımızı ifade ederek, Cumanızı tebrik ediyoruz.
Sağlıcakla kalınız efendim.
Mehmet Emin Ay
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
- Yediklerimiz “helal” ve “tayyib” olsa da günaha girer miyiz? (04.06.2026)
- Yediklerimiz “helal” ve “tayyib” olsa da günaha girer miyiz? (04.06.2026)
- Bir iletişim aracı olarak bayramlar (29.05.2026)
- Toprak neyle kirlenir, nasıl kötüleşir? (21.05.2026)
- Üretim ve Tüketimde Temiz Toprağın Önemi (18.05.2026)
- Kur’ân’da geçen “Tayyib” kavramı bize neler söyler? (11.05.2026)
- Tüketimde helal kazancın ve temiz gıdanın önemi (04.05.2026)
- Tüketim Ahlâkı’ndan ne anlamalıyız?- 2 (23.04.2026)