Hz. Ahmed Yesevî günümüz insanına neler söyler?
Yesevilik'te Manevi Eğitim Esasları-1: Nefis Terbiyesi
Bugünkü yazımızda, XII. Asırda Ahmed Yesevi Hazretleri tarafından Mâverâünnehir'de kurulan ve Taşkent, Harezm, Buhara ve Semerkand gibi şehirlerin de önemli katkısıyla Türkistan'da kök salan Yeseviyye tarikatının, insanın manevi eğitiminde hangi esasları önemsediği ve benimsediği gibi hususlar üzerinde duracağız. Böylece bundan tam 14 yüz yıl önce yaşamış bir Allah Dostu'nun, bugün bile ter ü taze duran şiirlerinden, onun hikmet dolu sözlerinden ve tavsiyelerinden, günümüze mesajlar çıkarmaya çalışacağız. Geliniz şimdi "Hz. Ahmed Yesevî günümüz insanına neler söyler?" başlığı altında ele alacağımız konuları maddeler halinde ele alarak incelemeye çalışalım…
1.Nefis Terbiyesi.
Birinci madde olarak ele almayı gerekli gördüğümüz "Nefis Terbiyesi" konusu, insanın manevi eğitimi hususunda son derece önemli bir yer tutar. Bu manevi eğitimin diğer adı "irşad"dır. Mutasavvıfların, üzerinde çok büyük önemle durdukları bu husus, Ahmed Yesevî Hazretlerinin, Buhâra'daki görevini Abdülhalik-ı Gucdüvânî'ye devrederek Yesi şehrine gelmesine ve o yörenin insanlarının irşadına vesile olmuştur. Eğer bu hicret, bu geri dönüş ve irşad faaliyetleri olmasaydı, bugün Pir-i Türkistan'ın memleketi olarak Yesi şehrinden de yetiştirdiği halifelerden de ve İslam mayasını Anadolu'ya çalan Horasan erenlerinden de bahsetmemiz mümkün olmayabilirdi...
İrşad faaliyetinin temelinde yer alan Nefis Terbiyesi, aslında günümüz insanının da muhtaç olduğu bir konu haline gelmiştir. Zira Modernizm denilen anlayış, beraberinde getirdiği Sekülerizm (Dünyevileşme) ile tüm dünya milletlerini etkisi altına almış; insanoğlunun hayatından kutsal olan değerler dışlanmış ve tamamen çıkarılmış, artık insan, bizzat kendisi tarafından "kutsanmaya" başlamıştır. Dijital teknoloji onun her türü arzusunu yerine getirmeyi mümkün kılmış, her şeye hızlı bir şekilde ulaşmaya, her hazzını hızlıca tatmin etmeye başlamıştır, insan... İçindeki "ego" denilen haz üssü, akla hayale gelmeyecek fanteziler üretmiş ve sınırsız arzularıyla karşı karşıya kalan insan, birtakım bunalımlar yaşamaya başlamıştır. Antidepresan ilaç tüketiminin, psikologlara ve psikiyatristlere başvuru oranının en yüksek düzeylere çıktığı günümüzde artık insan için bir nefis terbiyesi, kaçınılamaz ve ertelenemez nitelikte "gereklilik" haline gelmiştir.
Konuyla ilgili ayetlerde verilen mesajlar…
Aşağıda aktaracağımız ayetlere geçmeden önce şunu ifade etmek isteriz. Tarih 1400'lü yıllarda iken, insanı ve onun nefis tezkiyesine olan ihtiyacını bize anlatan ayetler indiğinde, insanlık -bir yönüyle- günümüzden daha avantajlı durumdaydı denilebilir. Zira o zaman diliminde ne bir dijital çağ vardı ne de bu çağın, insanlığı bu denli çepeçevre kuşatması söz konusuydu. Ama indirilen ayetler, insana "kendini tanımasını, nefsini bilmesini ve onu temizleyip tezkiye etmesini" tavsiye ediyordu...
Kur'an-ı Kerim'de muhtelif ayetlerde, insanlık tarihi kadar eski olan bir kötü ahlakî özelliğin, insana neler yaptıracağından haber veriliyor; nefsinin, Hz. Adem (as) evladının haset ve çekememezlikle kardeşini öldürmesini telkin ettiğinden söz ediliyordu (Bkz. Mâide, 27-30). Yine bu ayetlerde aynı duygunun, Hz. Yakub (as) evlatlarında da kardeşlerinden kurtulmak için onu kuyuya atmayı bir çözüm yolu olarak gördükleri anlatılıyordu (Bkz. Yusuf, 8-10). Anlaşılan Kur'an-ı Kerim, insanın varlık özü olan "nefs"in farkında olunmasını, onun başıboş bırakılmamasını ve terbiye edilerek yetiştirilip istifade edilecek bir varlık haline getirilmesini telkin ediyordu…
Kur'an-ı Kerim'de muhtelif şekillerde 195 ayette geçen "nefs" kavramı, taşıdığı önem sebebiyle manevi eğitimde ilk sırayı almalıdır. Nitekim tasavvufun üzerinde en çok durduğu hususun, onun terbiyesi olduğunu söyleyebiliriz. Bahsini ettiğimiz ayetlerden sadece üç tanesini zikrettiğimizde, ilk ikisinin tüm insanlığı muhatap aldığını; sonuncusunun ise doğrudan müminlere hitap ettiğini siz de fark edeceksiniz. Bu durum, nefsin farkında olmak, onu tanımaya çalışmak, onu terbiye etmek gibi çaba ve gayretlerin, tüm insanlar için geçerli olduğunu anlamamıza imkan vermektedir:
"Ey insan! Nedir, O kerîm olan Rabbine karşı seni aldatan? O Rabbin ki, seni yarattı, bütün azalarınla birlikte vücud sistemini düzenledi, sana ölçülü ve dengeli bir biçim verdi. Seni her bakımdan dilediği en güzel ve en mükemmel sûrette terkib etti." (İnfitar, 6-8)
"Elbette nefsini temizleyip parlatan kurtulmuştur. Onu kirleten ve (inkar karanlığına) gömen de ziyan etmiştir." (Şems, 9-10)
"Doğrusu, her türlü kötülük ve günahlardan arınan kurtuluşa ermiştir. Ve Rabbinin ismini anıp namaz kılan." (A'lâ, 14-15)
Yaşadığı çağda etrafına nur saçan mutasavvıflardan biri olan Ahmed Yesevi Hazretleri de ayetlerde ifade buyurulan hususları gerçekleştirmek üzere Yesi şehrine dönmüş, dergâhını kurmuş ve insanları irşada başlamıştı… Her şeyden önce o, ayetleri ve hadisleri bilen bir İslam âlimiydi. Ancak insanlara sohbetlerinde, nimete şükrü, adaleti, vefayı, dürüstlüğü, helal gıda ve takvayı, cömertliği anlatıyor; onları rüşvetin, cimriliğin, kibrin, riyakârlığın, gıybetin, yalancılığın ve söz taşımanın kötülüğünden de sakındırıyordu. Kısacası, insana nefsinin farkında olmayı, onu terbiye ederek ahlakını güzelleştirmesini tavsiye ediyordu. Eserleri içinde müstesna bir yeri olan Dîvân-ı Hikmet'te görüleceği üzere beyitleri çoğu zaman kendine söylermiş gibi yapıyor, muhatabın bundan dersler çıkarmasını bekliyordu. Konuyla ilgili beyitlerinden ikisini aktarmak istiyoruz:
"Ey habersiz! Hakk'a gönül yürütmedin/ Dünya haram, ona gönül soğutmadın.
Nefisten geçip Allah'a yönelmedin/ Bu nefs için ağlarım. Şaşırdım kaldım ben…"
"Kul Hoca Ahmed! Gaflet ile ömrün geçti/ Vah ne hasret! Gözden, dizden kuvvet gitti.
Vah ne yazık! Pişmanlığın vakti geldi/ Amel kılmadan kervan olup geçtim ben…"
Ahmed Yesevî Hazretlerinin Nefis Terbiyesi hususunda en çok üzerinde durduğu noktanın "Riya" olduğu görülmektedir. Bu, nefsin en tehlikeli hastalığıdır ve mürşidler bile bu tehlikeden korunmak için uyanık olmalıdırlar. Kendisini de olumsuz yönde etkilediğini şiirlerinde dile getirip, "riya karışan ibadetlerin Hak katında bir makbuliyetinin olmadığı"nı ifade etmektedir. O, riyanın en yakın arkadaşlarının da "kibir" ve "ucb" (kendini beğenmek) olduğunu işaret ederek mutlaka bu kötü hasletlerden nefsi temizlemenin gerektiğini vurgulamaktadır.
Ahmed Yesevî Hazretleri, nefis terbiyesinin sohbetlere katılarak mümkün olabileceği kanaatindedir. Onun irşad usûlünde sohbet, hem ferdî hem de ictimaî olarak tesiri yüksek olan bir unsurdur. Sohbetlerin önemini vurgularken, iyilerin, ariflerin ve erenlerin sohbetinde bulunmaya teşvik ederdi. Anlaşılan odur ki refiki olan Nakşibendiyye yolu gibi Yesevilik de Hz. Peygamberin (sav) ashabını yetiştirdiği üzere "sohbet usûlü"nü kendilerine metod olarak belirlemişler ve sohbet ortamının yetiştirici ve olgunlaştırıcı etkisinden istifade etmeyi tavsiye etmişlerdi.
Bu başlık altında sözlerimize son verirken, gerek bir mürşid-i kâmilin, gerekse salih insanlarla beraberliğin, Nefis Terbiyesi hususunda iki değerli unsur olduğuna, Ahmed Yesevi Hazretlerinin zamanından beri bütün mutasavvıfların dikkat çektiklerini ifade etmek isteriz. Hele ki etrafı nefse hoş gelen nice ayartıcı ve yoldan çıkarıcı zararlı unsurların kol gezdiği günümüzde, nefis terbiyesi ve nefis tezkiyesi işlemlerini yapabilmek için manevi bir rehbere, iyi arkadaşlara ve Hak sohbetlerinin yapıldığı ortamlara, günümüz insanının her zamankinden daha fazla muhtaç olduğunu söylemeliyiz.
Ahmed Yesevî Hazretlerinin bize söylediklerine kulak vermeye devam edeceğiz. Gelecek yazıda buluşmak üzere…
Mehmet Emin Ay
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
- Ahmed Yesevî Hazretlerini, tasavvuf tarihinde farklı kılan özellikleri (26.03.2026)
- Aziz ve Sevgili bir Dost’a Veda ederken (19.03.2026)
- Ahmed Yesevi Türbesinden Mesajlar (09.03.2026)
- Pir-i Türkistan Hâce Ahmed Yesevî (26.02.2026)
- Bangkok’ta Müslümanlara Ait Külliye ve Okul (16.02.2026)
- Tayland Şeyhülislamlık Makamı (12.02.2026)
- Artık “Tayland-Türkiye İşbirliği Merkezi” adında bir merkezimiz var (09.02.2026)
- Rabbe yöneliş, günahlardan arınma ve Yüce Makam’a Arz-ı Hâl gecesidir, bu gece (02.02.2026)