Âşık atışmalarının zorlu sanatı lebdeğmezin incelikleri

Harf oyunlarına dayalı bir edebi sanat olan lebdeğmez, dudak ve dış-dudak ünsüzlerini bulundurmayan kelimelerle yazılan şiirlere verilen ad olarak tanımlanır.  Edebiyatımızda en fazla halk şairleri tarafından kullanılan lebdeğmez, şair atışmalarında bir hüner göstergesi olarak ortaya çıkar ve  “atışmanın en zor biçimi” olarak kabul edilir. Bu karşılaşmalarda, “âşığın iki dudağının ortasına iğne veya kibrit çöpü yerleştirilir. Bu beş sesten birini söyleyen yarışmacının dudaklarına iğne batınca başarısız olduğu anlaşılır.

Yayınlanma Tarihi: 09.08.2018 00:00 Güncelleme Tarihi: 09.08.2018 12:45

Halk edebiyatımızda saz şairleri arasındaki atışmalar, taşlamalar gibi karşılaşmalarda âşıklar söyleyecekleri dörtlüklerde dudak seslerinden (b, f, m, p, v) harflerini kullanmazlar. Dudak-değmez saz şairleri arasında karşılaşmalı yapıldığı gibi verilecek bir ayağa göre tek bir saz şairi de kendi başına "Dudak-değmez dalında hünerini gösterebilir. Bunun için de iki dudak arasına bir iğne konur. Yanılma hâlinde iğne dudağa batarak kan çıkmasına yol açacağından, hakemlik yapanlara karşı bir itiraz söz konusu olmaz.

HARFLERE DAYANAN EDEBÎ SANAT

Leb-değmez, harf oyunlarına dayalı bir edebî sanat olup içerisinde hurûf-ı şefeviyyeyi yani dudak ve dış-dudak ünsüzlerini (b, p, m, v, f) bulundurmayan kelimelerle yazılan şiirlere verilen addır. Edebiyatımızda en fazla halk şairleri tarafından rağbet görmüş bu sanatın âşık edebiyatında önemli bir fonksiyonu vardır. Leb-değmez, şair atışmalarında bir hüner göstergesi olmuş ve irticalen söylenmesi ile daha fazla değer kazanmıştır.

Leb-değmez, içerisinde "b, m, p" dudak ünsüzleri ile "f, v" diş-dudak ünsüzlerini ihtiva etmeyen sözcüklerle yazılmış manzumelere verilen addır. Bu beş harfe, "hurûf-ı şefeviyye" adı verilir. Leb-değmez, harflere dayanan bir edebî sanattır. Leb-değmez denilince akla âşık edebiyatı gelir. Zira leb-değmez sanatının, âşıklık geleneğinde önemli bir yeri vardır. Âşık karşılaşmalarının en ilgi gören bölümü "atışma" bahsidir. Atışma bölümünde, şairler hünerlerini sergileyebilmek adına karşılıklı olarak leb-değmez sanatlı şiirleri irticalen terennüm ederler. Leb-değmez, "atışmanın en zor biçimi" olarak kabul edilir. Bu karşılaşmada, "âşığın iki dudağının ortasına iğne veya kibrit çöpü yerleştirilir. Bu beş sesten birini söyleyen yarışmacının dudaklarına iğne batınca başarısız olduğu anlaşılır."

LEB-DEĞMEZ SANATIYLA YAZILAN GAZELLER

Leb-değmez sanatının divan edebiyatında da görüldüğü söylenmekle birlikte daha çok halk edebiyatı sahasına ait bir sanat olduğu ifade edilir. Divan edebiyatındaki edebî sanatlara temas eden çalışmalarda leb-değmez; ya hiç edebî sanat olarak görülmez ya bir iki beyitle geçiştirilir ya da halk şiirinden örneklerle izah edilmeye çalışılır. Bu konudaki örnek ise son dönem Mevlevî şairlerden Ahmet Remzî'dir. Onun yazdığı; "Tarîk-i aşka gir ehl-i Hudâ ol / Gönül gel lâyık-ı her i'tilâ ol" matlalı altı beyitlik leb-değmez gazeli, edebî sanatlar üzerinde çalışma yapan her araştırmacının verdiği yegâne örnek olmuştur.

LEB-DEĞMEZ SANATIYLA YAZILAN İLK MANZUME

Cemâlî'nin Gazeli

15. asır şairlerinden Cemâlî, Şeyhî'nin yeğeni olarak edebiyat âleminde isim yapmış olsa da esasında edebiyat tarihimizde ilk sayılabilecek birçok ilginç manzumelere imzasını atmış bir şairdir. Şairin bize göre en dikkat çeken şiiri ise leb- değmez sanatıyla yazdığı gazeldir. Zira bu gazel bu sanatla yazılan ilk müstakil manzumedir.

Harf oyunlarıyla değişik manzumeler yazmış olan Cemâlî bir beyitte leb-değmez ve bir beyitte de bol bol leb-değdirmeli bir "dil-değmez" örneği ortaya koymuştur:

"Bu beyti okurken dil deprenmez"

İmâm-ı emâm u hümâm-ı hümâ
Muhibb-i mahâbib-i hub u vefâ

"Bu beyti okurken dudak deprenmez"

'Ayn-ı 'asâkirde şehîr- i diyâr
Tîg-keş-i 'asker-i leşker-şikâr

PADİŞAHIN ÖVGÜSÜ İÇİN YAZDIĞI BEŞ BEYİTLİK BİR GAZELİ

Cemâlî, padişahın övgüsü için yazdığı beş beyitlik bir gazeli için; "Bu Biş Beyt Sultânü'l-İslâmun Medhinde Bu San'atiledür ki Okurken Dudak Deprenmez" başlığını düşer. Şair, bu sanat için "dudak deprenmez" tabirini kullanır.

1. İy şeh-i şâyiste-i taht-ı rızâ 'Âkıl-i 'âdil-dil-i ehl-i hayâ

"Ey rıza tahtına lâyık padişah, hayâ ehlinin adil gönüllü akıllı (padişahı)."

2. Sâlik-i 'âlî-nazarı râh-ı dîn Sâde-dil-i râ'iyi şart-ı sehâ

"O, din yolunun büyük düşüncelere sahip yolcusu, eli açık, cömert tutumlu, temiz kalpli bir koruyucudur."

3. Sâ'i'yi icrâ-yı şerî'at k'ider Cân-ı salâhiyyetile âşinâ

"Yaptığı işlerde şeriatı yerine getirmeye gayret eder ve insanların canıyla ilgili verilecek hükümlerde onu gözetir."

4. Nâzırına gâliyeden gayrı ne Çîne irişdi diyen eyler hatâ

"Onun gözetmesi / koruyuculuğu için güzel misk kokusundan başka ne denilebilir. Bu güzel kokunun ta Çin'e kadar ulaştığını söyleyen hata eder."

5. Şâd ider râyile hâtırları

İreli Hakdan ana 'ayn-ı 'atâ

"Ona, Allah'tan cömertlik pınarı verildiği günden beri, verdiği hükümler ile gönülleri şad eder."

LEB-DEĞMEZ SANATINI EN ÇOK KULLANAN DİVAN ŞAİRİ

Bursalı Feyzî'nin Gazelleri

18. asır şairlerinden Seyyid Feyzî (ö.1772), edebî sanatlardan, harf oyunlarından istifade ederek değişik şekillerde manzumeler yazmıştır. Hacimli divanında görülen en farklı şiirlerden biri "devr-i daim" sanatıyla yazdığı gazeldir.

Ayrıca Feyzî, leb-değmez sanatıyla, her biri beşer beyitten müteşekkil altı gazel yazarak, bu sanatı en çok kullanan divan şairi olmuştur. Şair, bu leb-değmez sanatıyla yazdığı tüm gazeller için diğer şairlerden farklı olarak "leb irmez" tabirini kullanmıştır.

Feyzî, ilk gazelinde mahlas kelimesi dışında bir yerde bu kuralı bozar. Üçüncü beyitte yer alan "be" kelimesinde dudak ünsüzü bulunmaktadır.

1. Cânâ sana kec kec nazar eylerse ger a'dâ Kahr eyleye tâ anlara her lahza Te'âlâ

"Ey Sevgili, eğer düşmanlar sana yan yan bakarsa, Allah her zaman onları kahretsin."

2. Ednâya 'atâ eylese a'lâ kaçan ey şâh Nâ-dân hasedden yanar ateşlere hâlâ

"Ey şah, yüce bir kimse ne zaman alçaklara ihsanda bulunsa cahil bunu görüp haset ateşiyle yanar."

3. Sen şâha gerek saltanat-ı âzâde be cânân11 Şâyeste eğer cân gerekse sana cânâ

"Ey sevgili, senin gibi bir şaha, sâlim bir padişahlık gerekir. Ey sevgili, sana can lazımsa [benim canım sana feda olmaya] uygundur.

4. Agyâra kaçan yâr 'ayân eylese esrâr 'Arz eyleye halka 'alenî kâleler-âsâ

"Sevgili, yabancıya/rakibe ne zaman sırları açıklasa o da gider dedikoducular gibi hemen halka anlatır."

5. Feyzî sana çokdan gele her lahza 'atâlar

El-hakk sana şâyetse 'atâlarla hedâyâ

"Feyzî, eğer gerçekten sana lütuflar, ihsanlar uygunsa, sana her zaman lütuflar, bahşişler derhal gelsin."

Bu âşıkâne gazelde, bazı beyitlerde hem akıcılık hem mana açısından bozukluklar mevcuttur. Özellikle üçüncü beyit hem vezin hem anlam hem leb-değmez sanatı bakımından sıkıntılıdır.

HEM AHENK HEM MANA BAKIMINDAN ÜSTÜN GAZEL

Feyzî'nin son gazeli, diğer gazellere nazaran hem ahenk hem mana bakımından daha üstündür. Zira şair de "hey" redifli bu gazeli için "musanna leb irmez" tabirini kullanmıştır. Musanna'; "sanatkârane yapılmış" demektir:

Der-geh-i cânâna 'âşık 'arz iderdi cân hey
Hâsıl itse niyyet-i 'aşkın eğer cânân hey

"Ey sevgili, aşkın niyeti ortaya çıksa, âşık, sevgilinin dergâhına canını sunardı."

Gayet 'aşkı sana nakl eylese dil-dâr eğer
Ey dil-i şeydâ iderdin işleri âsân hey

"Ey çılgın gönül, eğer sevgili nihayet aşkı sana anlatsaydı, işlerin kolaylaşırdı."

Hân-kâh-ı 'aşk içinde çille çekdinse dilâ
Eyleye hâşâ ânı iz'ân her nâ-dân hey

"Ey gönül, aşk misafirhanesinde çile çektiğini, her cahil onu katiyyen anlamasın."

Nice 'arz itsen gerek sen derd-i 'aşkın herkese
Çâresin iste Te'âlâ'dan ider ihsân hey

"Sen aşk derdini ne kadar herkese anlatırsan anlat, çaresini Allah'tan iste, o sana bunu bağışlar."

'Âşık-ı dil-hastesin gerçi cihânda Feyziyâ
Dest-gîrin liken Allah'dır senin her ân hey

"Ey Feyzî, sen bu dünyada, gönlü hasta bir âşıksın. Fakat sana her daim yardım eden Allah, seninledir."

Nühüft'ün Gazeli

Asıl adı Mustafa olan 19. asır şairlerinden Nühüft (ö.1878), aslında halk şiirinden etkilenen bir şair olarak görülebilir. Şairin ilk mahlası Vâzıh'tır. Onun leb- değmez sanatıyla yazdığı bir gazeli, Edirneli Ahmed Bâdî'nin, "Riyâz-ı Belde-i Edirne" adlı eserinin tezkire kısmında yer alır. Şair, Nühüft hakkında bilgiler verdikten sonra, onun 19 yaşında iken Vâzıh mahlasıyla yazdığı, "-dür dirler" redifli beş beyitlik leb-değmez gazelini verir. Ahmed Bâdî gazelin sonunda "Leb-değmez olarak söylemiş ise de bozuk ve manasız yerleri çoktur" demek suretiyle şiiri yetersiz bulduğunu ifade eder. Şair, mahlas kelimesi dışında leb-değmezi bozmaz. Ancak ifadelerde bazı bozukluklar görülmektedir. Özellikle ikinci beytin ikinci mısraı bu duruma en belirgin örnektir. Anlam yönünden de çok güçlü olmayan bu gazel, "rindâne" bir tavırla yazılmıştır:

Hezârun nâle-i âhı ter-i handânedür dirler
Ter-i nâzün de handân itdügi nâlânedür dirler

"Derler ki bülbülün ah edip inlemesi gülen taze [güle]dir. Derler ki o nazlı tazenin de gülmesi, o inleyen içindir."

Nişân-gâh eyledi kaşun hadengi sîne-i cânı
Nigâhun tîr-i sertîzini hergiz cânedür dirler

"Kaşlarının oku, göğsü kendisi için hedef tahtası yapmıştır. Bakışının ucu sivri okunu asla candan uzaklaştırma derler."

Girihkâr kâkülünde seyr iden âh-ı dil-sitânun
Dil-i 'ankâ-yı 'ışka taht-gâh-ı lânedür dirler

"(Sevgilinin dağınık saçı) aşk Anka'sının gönlü için (gönlün kuş olması münasebetiyle) yuvasını koyacağı yerdir."

Cihânda 'âşıkânun hâtır-ı nâşâdına sâkin
Dil-i sad-rahne-i nâşâd-ı 'âşık şânedür dirler

"Dünyada sâkin olanlar (oturanlar/ dünya halkı) âşıkların mutsuz/ hüzünlü gönlü için âşığın hüzünlü ve yüzlerce kırıkla dolu gönlü taraktır derler."

Şi'ârun la'l-i cânân ile tezyîn eyle ey Vâzıh
İşiden ehl-i diller şi'rüne rindânedür dirler

"Ey Vâzıh, üstünlük veren işaretini sevgilinin dudağı ile süsle ki senin şiirini dinleyen gönül ehli, bunun için rintçe yazılmış desin."

Bendî'nin Gazelleri

19. asır mutasavvıf şairlerden Bendî Mustafa, halk şiiri ile divan şiirinin ortak paydalarından olan şairler kategorisine dâhil edilebilir. Manzumelerinde her iki şiire münhasır özellikler çokça görülür. Şair, mühmel (noktasız) gazel gibi farklı şekilleri de denemiştir. Bendî, bu hususta beşer beyitten müteşekkil iki leb-değmez gazel yazmıştır. Bu gazellerden ilki "-a ne" redifli olup akıcı bir üsluba sahip olsa da anlam açısından bozuk ifadelere sahiptir:

Yâre hasret yetişir agyâr elinden çâre ne
Eyle ihsân ey şehâ sen 'âşık-ı didâre ne

"Ağyar elinden (yüzünden) sevgili için çektiğimiz hasret yeter artık (yetişir) çare nedir?/ Ağyar yüzünden sevgili uğruna çektiğimiz hasretin bitmesi için çare nedir? Ey sevgili, sen de yüzünün âşıklarına ihsan eylesen ne olur?"

Her cânânın 'âdeti 'âşıkına rencidedir
'Aşḳile çâk sînedir ki gayrı gayret ara ne

"Her sevgilinin âdeti, âşığına eziyet vermektir. Bu aşk ile sinesi parça parça olmuştur, başka gayret ona ne gerek."

Kande 'âşık irişirse geçirir hayr ider
Gizli sandın ehline tâ aşikâr izhâra ne

"Âşık nerede aşk sırrına ulaşırsa onu korur. Ehline gizli sanmıştır oysa her şey açıkça bellidir."

Çarh-ı dârâyı ser-â-ser 'aşkla seyrân eyleyen
Nesl-i 'Alîden sayıldı ande ki ikrâra ne

"Feleği, baştan başa aşkla seyreden, Hz. Ali'nin neslinden sayılmıştır."

Deryâ-yı 'aşk içre keştin engine sal Bendîyâ
Yelken aç re'is isen tâ engine kenâre ne

"Ey Bendî, aşk denizi içinde gemini sonsuzluğa bırak. Eğer sen bu işin başı isen sonsuzluğa yelken aç"

Divan şiirinde leb-değmez sanatı ilk olarak Cemâlî Divanı'nda -halk şiiri örneklerinin hemen hemen hiç görülmediği- 15. asırda karşımıza çıkmaktadır. Bu sanatla en fazla gazel yazan Bursalı Feyzi Efendi'dir. Bu sanatı kullanan bütün şairler, bir başlık ile şiirin bu sanatla yazıldığını vurgulamışlardır. Genellikle "leb-değmez", "dudak depretmez", "leb depretmez" ifadeleri kullanılmakla birlikte "leb irmez" tabiri de kullanılmıştır. "Leb irmez" tabiri literatüre Feyzî sayesinde girmiştir. Bu sanatı kullanan Cemâlî, Feyzî, Bendî gibi şairlerin divanlarında harf oyunlarıyla çok sayıda değişik şekillerin denenmiş olması da dikkat çekmektedir. (Millî Kültür Araştırmaları Dergisi (MİKAD) Cilt: 1- Sayı: 2- Aralık 2017, Divan Edebiyatında Leb-Değmez Sanatıyla Yazılan Gazeller, İlyas Kayaokay)

X
Sitelerimizde reklam ve pazarlama faaliyetlerinin yürütülmesi amaçları ile çerezler kullanılmaktadır.

Bu çerezler, kullanıcıların tarayıcı ve cihazlarını tanımlayarak çalışır.

İnternet sitemizin düzgün çalışması, kişiselleştirilmiş reklam deneyimi, internet sitemizi optimize edebilmemiz, ziyaret tercihlerinizi hatırlayabilmemiz için veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.

Bu çerezlere izin vermeniz halinde sizlere özel kişiselleştirilmiş reklamlar sunabilir, sayfalarımızda sizlere daha iyi reklam deneyimi yaşatabiliriz. Bunu yaparken amacımızın size daha iyi reklam bir deneyimi sunmak olduğunu ve sizlere en iyi içerikleri sunabilmek adına elimizden gelen çabayı gösterdiğimizi ve bu noktada, reklamların maliyetlerimizi karşılamak noktasında tek gelir kalemimiz olduğunu sizlere hatırlatmak isteriz.