Doğru adam, doğru adım
Seçtiğimiz konu başlığıyla; her zaman, her yerde, herkese lazım olan bir şeyden söz ediyoruz. Günümüz dünyasının da en temel ihtiyaçlarından birine dikkat çekmek istiyoruz.
Bulunduğumuz çevre ve ortamlarda, huzur ve güven içinde yaşayabilmemiz için; "doğru adam" tanımına uygun kimseleri arayıp bulmalıyız. Onların atacakları "doğru adım" girişimlerinin tamamına, her bakımdan destek olmalıyız.
Öncelikle, bir önemli noktaya açıklık getirelim. Bu "adam" kelimesinin aslında Arapça kökenli olduğunu, kadınıyla erkeğiyle her "âdem"i yani "insan"ı içine aldığını bilelim.
Eskilerin ifadesiyle; "Eğri cetvel ile doğru çizgi çizilmez". Bu noktadan hareketle, "yanlış adam" ile de "doğru iş" görülmez.
Bir başka atasözümüze göre; "Kem alet ile kemalat olmaz". Çürük tahta ile ev yapılmaz, kaygan zemin üzerine bina kurulmaz.
"Doğruluk"; insanın "emniyet, ehliyet, şahsiyet uygunluğu" özelliklerine sahip olması demektir. "Söylemleriyle, eylemleriyle gerçeğe uymak; her zaman, her yerde hakkın ve hakikatin yanında durmak; kendi aleyhine bile olsa, adaleti savunmak" anlamına gelir.
"Dürüstlük" ise; "doğruluğun karakter haline gelmesi", birilerinin şahsında vücut bulmasıdır. "Kişinin özüyle sözünün, niyetiyle gayretinin, anlayışıyla yaşayışının bir olması"dır.
Bu iki hal; insanlar arasında sağlam ve kalıcı bağlar kurarak, güven ortamı oluşturur. Vicdanları rahat ettirir, iç huzuru sağlar, toplumu barış ikliminin çok yönlü nimetlerine kavuşturur.
Ancak doğru adamlar doğru adımlar atarlar. Güçleri ve imkanları nisbetinde, hayat tirenini "dosdoğru yol" üzerinde tutarlar.
Allah (cc), Nisa suresi ayet 135'de, doğru adamda bulunması gereken özelliklerden bazılarını özetliyor. Mealen; "Ey iman edenler! Adaleti (titizlikle) ayakta tutun. Kendinizin, annenizin, babanızın, yakınlarınızın aleyhine bile olsa; Allah için şahitlik eden kişiler olun. (Haklarında şahitlik ettikleriniz) zengin de fakir de olsalar, Allah onlara (sizden) daha yakındır. Adalet(ten sapma) konusunda arzular(ınız)a uymayın. (Şahitliği) eğip büker (doğru şahitlik etmez) veya şahitlik etmekten kaçınırsanız, (bilin ki) şüphesiz Allah yaptıklarınızdan haberdardır" diyor.
Fussilet suresi ayet 30'da ise; "Rabbimiz Allah'tır" deyip doğru yolda olanlara, kalanlara müjde var. Melekler "korkmayın, üzülmeyin" diye hitab edip; kendilerine vaadedilen cennete kavuşacaklarını haber veriyorlar.
Hud suresi ayet 112'de, Resulullah(sav)'ın şahsında bütün müminlere; "Sana emredildiği gibi dosdoğru ol" uyarısı yapılıyor. İsra suresi ayet 35'te, "Ölçtüğünüz zaman doğru ölçün, tarttığınız zaman doğru tartın" talimatı verilip; "böyle yapmanın, sonuçları bakımından daha hayırlı olduğu-olacağı" gerçeği hatırlatılıyor.
Peygamber (sav) Efendimiz'in beyanına göre; "Doğruluk iyiliğe, iyilik cennete; eğrilik kötülüğe, kötülük cehenneme götürür". Biri sahil-i selamete çıkarır, öteki gemiyi kayalara çarpıp batırır.
Hz. Ömer'e göre; "Rehberleri, önderleri, liderleri doruluk üzere olduğu sürece insanlar eğri yola sapmazlar". Başlar hakka yönelir, gözler hakikati görür, gönüller doğrulukta sükun bulurlarsa; ayaklar yoldan çıkmazlar.
Hz. Ali'ye göre; "Dünyada doğruluktan daha büyük bir erdem bulunmaz". Ayrıca; "Lekesiz alından daha güzel bir varlık olmaz".
Yunus Emre, bunu şiir diliyle söylemiş. "Sen doğru yolda ol da, varsın sanan eğri sansın; kendini bildiğin sürece, doğru insansın" demiş.
Konfüçyüs'e göre; "Hükümet etmek, doğruluk demektir". Bir ülke, bir toplum doğru yönetilirse; "eğrilik yapmaya kim cesaret edebilir".
Montesqiue demiş ki; "Bir ülkede, dalkavukluğun sağladığı fayda dürüstlüğün sağladığı faydadan daha fazla olursa, o ülke batar".
Platon'a göre; "İşlerin doğru dürüst yürümesi için, halkın başında edepli bir başkanın olması yeter".
Rauf Denktaş da meseleyi veciz bir sözle özetlemiş. "Efendiler; her dönemin adamı değil, her dönem adam olun" demiş.
Bizim yazılı ve sözlü kültürümüzde, "doğru adam" olmanın ve "doğru adım" atmanın pek çok örneği, öyküsü var. Her biri, konunun bir yönüne vurgu yapıp öne çıkarıyorlar.
Mesela; Hz. Ömer(ra), annesinin satılacak süte su katıp çoğaltmasını engelleyen kızı, oğlu Asım'a almış. O kız, adaletiyle meşhur halife Ömer bin Abdülaziz'in annesi olmuş.
Yunus Emre, şeyhi Taptuk Emre'nin dergahına odun getirirken doğru dalları seçermiş. Sebebini soranlara; "Buraya eğri adam değil, eğri odun bile giremez" dermiş.
Bir "Anka Kuşu İle Oduncu" hikayesi vardır. Doğru adam olmanın sağlayacağı hayırı, bereketi anlatır.
Fakir bir oduncu, ormanda ağaç keserken; baltası elinden kayıp uçuruma düşer. Derin bir üzüntü içinde; "Eyvah! O benim ekmek kapımdı, şimdi işimi nasıl göreceğim" der.
Anka Kuşu haline acıyıp yardıma gelir. Uçurumun dibine inip önce altın, sonra gümüş bir balta getirir.
Oduncu, "Bu benim değil" deyip ikisini de almaz. Kendi baltasından başkasına razı olmaz.
Kuş onu, dürüstlüğünden dolayı ödüllendirir. Uçurumun dibine bir iniş daha yapar ve hem düşen baltayı, hem altın baltayı, hem gümüş baltayı getirip "Bunlar sana Allah'ın armağanı" diyerek verir.
Doğru adamların ve doğru adımların sayısını artırdıkça işler yoluna girecektir. Dürüstlüğü düstur edinirsek, Anka Kuşu bizim de kapımıza gelecektir.
Zekeriya Erdim
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
- Tarihe, kültüre, medeniyete vefa (09.08.2026)
- Ayetler ve afetler (02.08.2026)
- Beşerî aşktan ilahî aşka giden yol (27.07.2026)
- Çoklu çelik kubbe (12.07.2026)
- Dinde birlik ve bütünlük (05.07.2026)
- Devlet ve millet binasının dört direği (28.06.2026)
- İslam ruhu, Müslüman bedeni (10.06.2026)
- Delirme zamanı (04.06.2026)