Muhabbet bağı
Dilimizde, kültürümüzde, birden fazla "bağ" sözcüğü vardır. Her biri, ayrı bir anlam dünyasının avlusuna açılır.
İçinde meyve ağaçlarının, özellikle de üzüm fidanlarının bulunduğu bahçelere bu adı veririz. Bakımını yapmak, gölgesinde oturmak ve mahsulünü toplamak için zaman zaman gidip geliriz.
Gül ile bülbülün buluştuğu yer de burasıdır. Kavuşanın saadet yurdu, ayrılanın yürek yarası olur ve arkalarında nice sevda hikayeleri kalır.
Birden fazla unsuru birbirine tutturmak için kullanılan ipe yahut urgana da bu ad verilir. Çözülmeyecek şekilde bağlanmış haline ise, "düğüm" denir.
Düğümün sağlam ve sıkı olanı "kördüğüm" adını alır. Sevenler, yakın ilgi ve alaka içine girenler, birbirlerine öyle bağlanır.
Nitekim, Hz. Aişe(ra) Peygamber(sav) Efendimiz'e "Beni seviyor musun ya Resulallah?" diye sorduğunda; "Elbette seviyorum" demiştir. "Peki nasıl?" diye üstelediğinde ise; "Kördüğüm gibi" cevabını vermiştir.
En kuvvetli bağın "gönül bağı" olduğu, insanlık âleminin ortak kabullerinden biridir. Birbirlerine gönülden bağlananların iplerinin elle çözülemeyeceği, bıçakla yahut kılıçla kesilemeyeceği beyan edilir.
Çünkü, onların arasında "muhabbet bağı" vardır. Kökü, "kuvvetli sevgi" anlamına gelen "hubb" sözcüğüne dayanır.
Dostların birbirleriyle iletişim kurmalarına, hal hatır sormalarına da bu ad verilmiştir. Dua diliyle ve devamlılık dileğiyle söylenen "muhabbet olsun" sözü, sembolik bir deyim haline gelmiştir.
Ruhun, kendisine yakın bulduğu ve varlığından razı olduğu-hoşnut kaldığı şeye yahut kimseye meylettiği bilinir. Onun için; gönülden sevenin sevdiğine, "habib" ya da "mahbub" denir.
Sevginin ileri derecesi; önce Âlemlerin Rabbi olan Allah'a, sonra O'nunla kulları arasında köprü kurup elçi olan Resulullah'adır. Allah(cc), Kitab'ında insanların en faziletlisi olan Peygamber(sav)'e "habibim" der; ümmeti tarafından da "Habibullah" diye anılır.
Yüzünü görenler, muhabbet halkası içine girenler; sevgilerinin ve bağlılıklarının derecesini, hem eylemleri hem de söylemleri ile belli etmişlerdir. "Anam, babam, malım, canım feda olsun sana ya Resulallah" diye hitab etmişlerdir.
Asırlar boyu hakkında nice şiirler yazılmış, pek çok besteler yapılmış. Cilt cilt kitaplar yazılarak, hayatı ve hatıratı kendisinden sonra dünyaya gelen ümmetlerine uzun uzun anlatılmış.
Süleyman Çelebi'nin "Mevlid" adlı manzum eseri de böyle zuhur etmiştir. Zamanla, dini merasim geleneklerinden biri haline gelmiştir.
Resulullah'ın ahir zaman ümmetinden biri olan Sadettin Kaynak, 15 Nisan 1895'te İstanbul'da doğmuştur. Henüz 10 yaşında iken, kelam-ı kadimi ezberleyip "hafız" olmuştur.
Döneminin meşhur valizlerinden, imam hatiplerindendir. Aynı zamanda, klasik Türk mûsikisinin en önemli bestekarlarından biridir.
Sinema sektörü için, 100'e yakın film müziği yapmış. Arkasında, 42 ayrı makamdan 632 beste bırakmış.
İşte o zat; bir gece rüyasında, İslam Peygamberi Hz. Muhammed(sav)'i görür. Büyük bir aşkla, şevkle, heyecanla arkasından yürür.
Sabah kalktığında, sıcağı sıcağına "muhabbet bağı" adlı şarkının sözlerini yazar ve hemen besteler. Halet-i ruhiyesinin güçlü dışa vurumu olan mısraları, Peygamber sevdalılarına hediye eder:
Muhabbet bağına girdim bu gece,
Açılmış gülleri derdimin bu gece,
Vuslatın çağına erdim bu gece,
Muhabbet doyulmaz bir pınar imiş.
Ararım, ararım, ararım seni her yerde;
Sorarım ıssız gecelerde, sevgilim nerde?
Açılmış bağımın gonca gülleri,
Gönül bağında ötsün bülbülleri,
Aşkıma sarayım hep gönülleri,
Muhabbet doyulmaz bir pınar imiş.
Ararım, ararım, ararım seni her yerde;
Sorarım ıssız gecelerde, sevgilim nerde?
Rahmet ve bereket ayı Ramazan'da; tazelenmesi, yenilenmesi, üstüne düğümler atılarak kuvvetli hale getirilmesi gereken bağ Allah ve Peygamber sevgisidir. Merkezinde Allah'ın bulunduğu ve insanlık âleminin yegane kurtuluş reçetesi olduğu bir hayat nizamı için; O'nu bize tanıtan, vahyini ulaştıran, emirlerini-yasaklarını anlatan Resul en değerlimizdir.
Muhabbet bağının en nadide gülü O'dur. İzinden gidenler, dünyada da ahirette de âbâd olur; başta Cehennem ateşi olmak üzere, cümle kötülerin ve kötülüklerin şerrinden kurtulur.
Aklımızın ve ruhumuzun, yuvamızın ve yurdumuzun, böyle bir iklime ihtiyacı var. Muhabbet bağının gülüne, gönül kapısı açık olan her bülbül konar.
Zekeriya Erdim
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
- Bir ipte dokuz tane, ucunda muhkem imame (23.02.2026)
- Her gün Oruç, her ay Ramazan olsun (20.02.2026)
- Sapan Taşı, Garkad Ağacı (08.02.2026)
- Gül Baba’nın bahçesinde bitenler (28.01.2026)
- Hangi insan hayır getirir? (21.01.2026)
- Malumattan marifete yolculuk (03.01.2026)
- Azim sahipleri (21.12.2025)
- Hayatın ana unsuru sosyal sermaye (02.12.2025)