İran'ın Amerikan rüyası
Demokrat Parti döneminde Türkiye vizyonu "küçük Amerika" şeklinde billurlaşmıştı. Rafsancani de girdiği cumhurbaşkanlığı seçimlerinde kendi vizyonlarını ortaya koymuştur. Bölgenin lider ülkesi İran ile dünyanın lideri ABD barışmalı, anlaşmalı! Radikaller de dâhil İranlı siyasi kesimler bu Amerikan rüyasına aşinadırlar. Lakin bu arzularını alenileştirmekten de çekinirler. Bu durumda radikal görüntüleri yara alır ve bölgesel, hatta küresel liderlik çabaları boşa gider. Iraklı Milli Kongre Partisi lideri Ahmet Çelebi, Irak'ın işgali için George Walker Bush'u ayartmıştır. Kasım Süleymani de Suriye'yi işgali için Putin'i yüreklendirmiştir. Bu, Şiilerin genel vizyonunu gösterir.
Son sıralarda İran eski dışişleri Bakanı Cevat Zarif'in bazı konuşmaları basına sızmıştır. Burada iki unsurdan yakınmaktadır. Bunlardan ilki, komşularla, hatta dünya ile ilişkileri husumet ekseni ve zemini üzerine kuran Devrim Muhafızlarıdır. Bu bakış açısına bağlı kaldıkça komşularla düzgün, uyumlu ilişkiler kurmanın imkân dışı olduğunu itiraf etmiştir. Düşmanca bakış açısı devam ettikçe bölge ülkelerine gönderilen elçilerin Devrim Muhafızlarını temsil edeceğini varsaymaktadır.
Bakış açısının değiştirilmesi hâlinde güvene dayalı ilişkilerin gelişebileceğini ve ekonomik kalkınmanın sağlanabileceğini ifade etmiştir.
Bu konuşması bana Şimon Peres'in 1990'lı yıllarda yayımlanan Yeni Ortadoğu kitabını hatırlattı. Bu kitapta ilişkilerin kimyasının değiştirilmesini teklif etmektedir. Arapların ve İsrail'in bakış açılarını değiştirmelerini, tank yerine traktör faktörünü esas almalarını, yani savaş yerine kalkınmaya öncelik ve ağırlık vermelerini istemiştir. Netanyahu da bilahare buna benzer fikirler serdetmiştir. Ama geldiği nokta barış değil, savaştır. Kur'an ifadesiyle: "Tilke emaniyyuhum." ("Bu, onların boş/temelsiz kuruntularıdır.")
Zarif, Çin'in eski bir uygarlık ve kalkınmış bir ülke olduğunu, lakin Mao'nun bunu daha ileriye taşıdığını hatırlatmıştır. Bunun nedeninin de dünya ile kurduğu iletişim bağları ve müzakere dili ve yöntemi olduğunu savunmuştur. Cevat Zarif aynı yolu İran'a da önermektedir. Matem ve bundan kaynaklanan nefret kültürüyle, ağlamakla sızlamakla bir yere varılamayacağını ifade etmektedir. İran'ın en büyük engeli, mazlumiyet edebiyatı, ağlamak ve sızlamaktır. Kısaca, karalar bağlamış olarak sürekli matem üretmektir. Hasan Nasrallah ya da Kasım Süleymani'nin arkasından ağıt dökmenin İran'a bir yararı olmayacağına da parmak basmaktadır.
Benzeri bir görüşü Irak'ta Sistani dile getirmiştir. Ahmet Çelebi'nin refakatinde, işgal sonrası Ayetullah Sistani'nin huzuruna çıkan bir tanık, ondan benzeri tavsiyeler dinlemiştir. Irak'ın ABD tarafından işgalinden sonra kimi Şiiler, işgalden dolayı Ahmet Çelebi'yi suçlamaktadır. Çelebi'nin büyük vebal altına girdiğini söylemektedirler. Çelebi ve beraberindekiler, teselli babından Sistani'den bir şeyler duymak istemektedirler. Sistani onlara şöyle hitap eder:
"Çelebi'yi suçlayanlara ve eleştirenlere kulak asmayın. Ellerinizi Amerikan ellerine kavuşturun. Sakın onları bırakmayın. Onlarla yardımlaşın, onlardan yararlanın. Irak'ı İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra Japonya ve Almanya seviyesine getirmelerine izin verin. Bu sayede nasıl kalkınmış birer ülke hâline geldiler, hatırlayın! ABD'ye öğrenci gönderin ve onların teknolojilerini Irak'a getirsinler. Sizin rolünüz bu olmalıdır…"
Burada bir hesap hatası olduğu kesin. 23 yıldan beri Irak dibi gördü ve kâbus ve hafakanları yaşadı. Sistani, kendisini hain Abbasi veziri Alkemi, Bush'u da Hülagu ile karşılaştırsaydı daha isabetli olurdu. Irak'ın Marshall yardımlarına değil, kendi zenginliklerini muhafazaya ve yerli yerinde kullanmasına ihtiyacı vardır. Çin, Almanya ve Japonya, ABD ile temas kurmadan önce de kalkınmış ve müreffeh ülkelerdi. Irak, insan unsuru nedeniyle bu trendi yakalayamamıştır. ABD'ye sevgi gösterenler, Sünnilere nefret gözüyle bakmışlardır. Bunun nedeni Sistani gibi bozuk din adamlarıdır. Veya bozuk gelenektir. İşe oradan başlamalılar.
Mustafa Özcan
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
- Kur'an'da Beni İsrail'in DNA'sı ya da Sünnetullahı (07.10.2026)
- Orta Çağ kalıntıları ya da skolastik zihniyet! (05.10.2026)
- Avrupa’nın asalak adamı (30.09.2026)
- Osmanlı'nın Gazze'de dirilişi (23.09.2026)
- Hasan el Benna'nın son rüyası (20.09.2026)
- Suudi Arabistan'ın mehdiler ile başı dertte (17.09.2026)
- Karmatilerin son halkası (16.09.2026)
- Hürmüz'den Babu'l Mendep'e (13.09.2026)