VAV TV CANLI YAYIN
Mehmet Emin Ay

Dünyanın cazibesi ve kazanma hırsı karşısında nasıl davranmalı?

29 Ekim 2026

Geçen ay 15-16 Eylül 2026 tarihlerinde kamuoyuna yansıyan ve kısaca "Fon Krizi" olarak adlandırılan olay, ülke gündemini hala meşgul etmeye devam ediyor.

Siyasi ve idari makam sahibi birçok kişinin istifasına ya da görevden alınmasına; yatırım amacıyla borsaya para bağlayan 455.758 tekil yatırımcının "mağdur" duruma düşmesine; ekonomik göstergelerin sarsıntı yaşamasına sebep olan kriz, ardında, pek çok kuruluşu ve kişiyi "suçlu" duruma düşürdü ve bu olayda bizzat-doğrudan dahli bulunanların tutuklanmasıyla neticelendi. Ancak milyarlarca liranın yurt dışına çıkarılmasının da söz konusu olduğu bu krizde, meselenin yurt dışı ayağına dair inceleme ve araştırma, ilgili birimlerce hassasiyetle sürdürülmeye devam ediyor. Konuyla ilgili olarak yetkililerin ortak kanaati şöyle özetlenebilir: Eğer bu olaydaki gerçek müsebbipler tespit edilmez ve gereken tedbirler alınmazsa, yaşanan bu kriz ve benzeri birtakım manipülasyon ve saldırılar, günümüz dünyasında kimi kuruluşların ve hatta devletlerin bekasını tehdit edecek boyutta sonuçlar doğurabilir.

Konuya dair söz söylemek, elbette iktisatçıların ve ekonomik analizlerde bulunma yeterliğine sahip uzmanların hakkı. Nitekim geçen bir ayı aşkın süreçte, günlerce ekranlarda bu yorum ve analizlere şahit olduk. Ancak yaşananlar, mali ve iktisadi açıdan son derece önemsenmesi gereken ama aynı zamanda çok boyutlu bir mesele. Zira birtakım kişi ya da odaklar tarafından gerçekleştirilen manipülasyonlarla elde edilen haksız kazancın, bir diğer kişinin elinden kayıp giden ve kaybedilen bir meblağ olması, açık ve net bir biçimde konunun, "Sebepsiz Zenginleşme" adı verilen bir işlem haline dönüşmesine neden olmuştur. Halbuki bu durum, yatırım amaçlı ticaret faaliyeti olmaktan çıkıp tüm hukuk sistemlerinde olduğu gibi İslam Hukuku'nda da "kabul edilemez" bir mal edinim şeklidir. Elde edilen kazanç helal değildir, tazmini ve iadesi gerekmektedir. Bu hususta geniş bilginin, merhum Prof. Dr. Ali KAYA'nın yazmış olduğu "İslam Hukukunda Sebepsiz Zenginleşme" adlı eserden edinilebileceğini belirterek biz bugünkü yazımızda Kur'an ayetlerinden birkaçıyla meselenin ahlâki boyutunu ele almaya çalışacağız.

Hadîd sûresindeki ayetler bize neler söyler?

Kur'an-ı Kerim'in Hadîd suresinin 20. ayetinde Allah Teâlâ şöyle buyurur:

"İyi bilin ki, dünya hayatı ancak bir oyundan, bir eğlenceden, süs ve gösterişten; aranızda birbirinize karşı öğünmeden, mal ve evlatta çokluk yarışından ibarettir. Bu durum tıpkı bir yağmura benzer ve onun bitirdiği ekinler çiftçilerin hoşuna gider. Ama bir süre sonra onlar kuruyuverir ve sen onları sapsarı kesilmiş görürsün. Ardından da çer çöp hâline gelirler. Âhirette inkarcılara şiddetli bir azap; mü'minlere ise Allah'ın bağışlaması ve rızâsı (hoşnutluğu) vardır. Evet, dünya hayatı, aldatıcı bir menfaatten başka bir şey değildir."

İlim, irfan ve hikmetler hazinesi olan Kur'an-ı Kerim'in bu ayeti de nice dersler ihtiva ediyor. Açık ve net bir biçimde dünyanın; bir oyun, eğlence, süs ve gösteriş mekânı; birbirine karşı bir iftihar ve övünme ortamı; yine mal ya da evlat sayısında bir çokluk yarışının yaşandığı yer olduğu ifade edilmektedir. Denilebilir ki, kadim ve evrensel haliyle insanoğlunun dünya hayatında yaşadığı/yaşayabileceği tüm durumlara temas edilmekte ve dikkat çekilmektedir. Tüm bunları yaşarken, gafil olduğu ve hazırlıksız yakalandığı ölüm gerçeğinin ise yeterince farkında değildir insan. Oynadığı oyun veya daldığı eğlencenin hiç bitmeyeceğini; sahip olduğu süs ve gösterişin hiç yitmeyeceğini; iftihar ve övünç kaynaklarının hiç kurumayacağını, mal ve evlatlarını hiç kaybetmeyeceğini zanneder. Halbuki değişmeyen gerçek, bütün bunlar bir gün bitecek, yitecek, kuruyacak ve kaybolacaktır. Tıpkı ayetteki "… yağmurun bitirdiği ekinler çiftçilerin hoşuna gider. Ama bir süre sonra onlar kuruyuverir ve sen onları sapsarı kesilmiş görürsün. Ardından da çer çöp hâline gelirler." ifadesinde buyrulduğu gibi.

Yaşanan fon krizi, insanın bitmek tükenmek bilmeyen bir mal-mülk-itibar kazanma hırsına, elindekilerle yetinmek yerine daha fazla kazanma ve çoğaltma arzusuna yenik düşebileceğinin dramatik bir örneğidir. Yaşananlar, mal ve makama sahip olmanın, kişinin içinde gizlenmiş bir düşman olan nefsinin ve arzularının şerrinden korunmasında bariz bir katkısının olmadığının da göstergesi olmuştur. Her konuda olduğu gibi, ticari ve iktisadi alanda da önce ahlâk ve maneviyatın varlığı şarttır ve elzemdir. Bu gibi konularda kişiyi hatalardan alıkoyan en önemli unsur, Allah korkusu ve mahşer günü sorgulanacağı büyük mahkemeye olan inancıdır, vesselam.

Sözlerimizi, Sevgili Peygamberimizin bir sahabiye yaptığı şu manidar uyarısıyla tamamlamak istiyoruz:

"Ey Abdurrahman! Dünya tatlıdır ve caziptir. Muhakkak ki, Allah sizi orada halife (idareciler) yapacaktır ve sizin neler yapacağınıza bakacaktır..."

Sağlık ve esenlikler dileğiyle...

Mehmet Emin Ay

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
X
Sitelerimizde reklam ve pazarlama faaliyetlerinin yürütülmesi amaçları ile çerezler kullanılmaktadır.

Bu çerezler, kullanıcıların tarayıcı ve cihazlarını tanımlayarak çalışır.

İnternet sitemizin düzgün çalışması, kişiselleştirilmiş reklam deneyimi, internet sitemizi optimize edebilmemiz, ziyaret tercihlerinizi hatırlayabilmemiz için veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.

Bu çerezlere izin vermeniz halinde sizlere özel kişiselleştirilmiş reklamlar sunabilir, sayfalarımızda sizlere daha iyi reklam deneyimi yaşatabiliriz. Bunu yaparken amacımızın size daha iyi reklam bir deneyimi sunmak olduğunu ve sizlere en iyi içerikleri sunabilmek adına elimizden gelen çabayı gösterdiğimizi ve bu noktada, reklamların maliyetlerimizi karşılamak noktasında tek gelir kalemimiz olduğunu sizlere hatırlatmak isteriz.