VAV TV CANLI YAYIN
Mehmet Emin Ay

Kur’ân’da geçen “Tayyib” kavramı bize neler söyler?

11.05.2026

Bir önceki yazımızda, Kur'ân-ı Kerim'de beslenme konularında "helâl" kelimesiyle birlikte zikredilen ama aynı zamanda farklı kelimelere sıfat olan "tayyib" kelimesinin anlam zenginliğinden söz etmiş ve konuya dair kısa bilgiler vermiştik. Bugünkü yazımızda tayyib kelimesinden bahsetmeye devam edeceğiz. Çünkü bu kelimenin, esasen sadece yiyip içme konusunda değil, hayatımızın pek çok alanında yer alan tüketim ahlâkını doğrudan ilgilendirdiğini ifade edebiliriz. Beslenme konusu ise elbette ki bunların başında gelmektedir. Bu sebeple öncelikle bu hususu ele almak ve incelemek istiyoruz.

Ayetlerde geçen "tayyib" kelimesi nelere dikkat çeker?

Sözlerimize "tayyib" kelimesinin geniş muhtevalı anlamını tekrar hatırlatarak devam etmek isteriz. Tayyib, "aklıselim sahibi, dengeli, erdemli her insanın beğendiği, hoşlandığı, güzel, hoş, iyi ve yararlı bulduğu şeyler" için kullanılan bir sıfattır. Biz onu, yenilip-içilen besin maddeleri bağlamında ele alacağımız için tayyib olan yiyecek ve içeceklerin aynı zamanda görünümünün ve tadının da güzel olduğunu sözlerimize ekleyebiliriz.

Kur'ân-ı Kerim'de Allah Teâlâ, tüm insanlığa şöyle seslenmektedir: "Ey insanlar! Yeryüzündeki yiyeceklerin helâl ve temiz olanlarından yiyin ve sakın şeytanın peşinden gitmeyin. Çünkü o sizin apaçık düşmanınızdır. O size ancak kötülüğü, çirkinliği ve Allah hakkında bilmediğiniz şeyleri söylemenizi emreder durur." (Bakara, 168-169)

Burada dikkat çeken husus şudur: Tüm insanlığın, yediklerinin helâl ve temiz olması, aynı zamanda insanlığı, şeytanın peşine düşmekten koruyan en önemli unsurdur. Buradan hareketle diyebiliriz ki, helal ve tayyib olmayan gıdalarla beslenmek, kişinin biyolojisinde bozulmalara yol açtığı gibi, psikolojisinde de bozulma ve sapmalara yol açabilecektir. "Apaçık düşman" olarak nitelendirilen şeytan, artık böyle bir insana, kötülükleri ve çirkin olan şeyleri telkin edecek, onları süslü ve güzel gösterecek, dahası kişiye, "Allah hakkında bilmediği şeyleri söylemeyi" emredip duracaktır. Dolayısıyla, yediklerimizin sadece midemizi değil, ruhumuzu da doyurduğu ve beslediği hakikati, bu ayet ile pekiştirilmiştir diyebiliriz. Bugün modern dünya, Allah Teâlâ'nın haram kıldığı yiyecek ve içecekler hususunda söz dinlemediği için hastalıklar ve çeşitli bağımlılıklarla mücadele etmekte; yine kapitalist saiklerle gıda maddelerinin genetiğiyle oynadığı için insan organizmasında beklenmedik olumsuzluklarla muhatap olmakta; nihayet raf ömürlerini uzatmak için katılan zararlı katkılarla, gıda maddelerinin "tayyib" vasfını kaybetmesine sebep olmakta ve türlü türlü hormonal hastalıklara davetiye çıkarmaktadır. Dolayısıyla bu küresel sorunlar, müslüman toplumları da doğrudan ya da dolaylı olarak etkilemektedir.

Bahis mevzuu olan diğer bir ayette Allah Teâlâ bu kez müminlere şunları emreder: "Ey iman edenler! Size verdiğimiz rızıkların "tayyib" olanlarından yiyin ve Allah'a şükredin, şayet sadece O'na kulluk ediyorsanız…" (Bakara,172)

Ayetten anlaşılan şunlardır:

1. Müminin yedikleri, tayyib (temiz, iyi, güzel) olmalıdır.
2. Mümin, verdiği nimetlerden dolayı Allah'a şükretmelidir.
3. Mümin, sadece Allah'a kulluk eden biri olmalıdır.

Bu ayetle mümine, yediklerine dikkat ederek temiz gıdalarla beslenmesi, verdiği nimetlerinden dolayı Allah'a şükretmesi ve kulluğunu sadece O'na tahsis etmesi emredilmektedir. Diyebiliriz ki, helal ve temiz gıda ile beslenmek, insanda hem şükür duygusuna hem de onun sadece Allah'a kulluk eden biri haline gelmesine vesile olmaktadır.

Yine Kur'an-ı Kerim'de, insanlık tarihinde Allah Teâlâ'nın seçerek gönderdiği peygamberlere de "tayyibât" olarak nitelendirdiği rızıklarla beslenmeleri emredilmektedir. Konuyla ilgili ayet şöyledir: "Ey peygamberler! Tertemiz nimetlerden yiyip-için ve güzel işler yapın. Kuşkusuz ben yaptıklarınızı eksiksiz bilmekteyim." (Mü'minûn, 51)

Tefsirlerdeki bilgiler şu hususlarda birleşmektedir: "Tertemiz nimetler" diye karşılık verilen "tayyibât" kelimesi, hem dinî açıdan yenilip içilmesi ve kullanılması helâl olan; hem de saf, temiz ve sağlığa uygun olan bütün nimetleri ifade eder. Burada asıl muhatap, Resûl-i Ekrem (sav) olmakla birlikte, diğer peygamberlerin dinlerinde de "tertemiz nimetlerden yiyip içmek ve güzel işler yapmak" bir temel esas olduğu için, ayette bütün peygamberlere yönelik bir hitap cümlesi kullanılmıştır. Bir kez daha şu husus açık ve net bir biçimde kendisini göstermektedir: Helal ve temiz gıdalarla beslenmek, kadim zamanlardan beri peygamberlere ve onlar vasıtasıyla tüm insanlığa emir ve telkin edilegelmiştir. Çünkü Allah Teâlâ hem temiz gıdalarla beslenmeyi hem de güzel işlerde (salih ameller) bulunmayı istemekte ve bunu takip ettiğini hatırlatmaktadır. Bu kez de helal ve temiz gıdanın insana salih amel işlemeyi kolaylaştıran bir altyapı desteği sunduğuna işaret edilmektedir. Gerçekten de gıdanın helal ve temiz olmasının, ibadetlerde arzu, şevk, huzur ve huşû gibi hususlarda doğrudan bir motivasyon etkisinin söz konusu olduğunu söyleyebiliriz.

Son olarak ele alacağımız ayet ise insanın Allah Teâlâ tarafından değerli kılındığı ve rızkının da tertemiz gıdalarla verildiğini ifade etmektedir. Gerek "Biz insanları şerefli kıldık... Kendilerini iyi ve temiz şeylerle rızıklandırdık." (İsrâ, 70) ayeti ve gerekse, "Allah size şekil verip şekillerinizi güzel kıldı ve size temiz şeyleri rızık yaptı" (Mü'min, 64) meâlindeki bu ayet birlikte ele alındığında, insanın yaratılıştan sahip kılındığı mânevî üstünlük ve fiziksel güzelliklerine dikkat çektikleri görülmektedir. Ancak ayetler, insanın bu üstünlük ve güzelliklerini koruyabilmesi için fıtratına ve yaratılıştan getirdiği tabiatına uygun temiz yiyeceklerle (tayyibât) beslenmesinin de önemine işaret etmektedir.

Sözlerimize şu bilgileri de eklemek isteriz: Her konuda dengeli ve ölçülü olmayı telkin eden ve bu anlayışı temsil eden İslâm dini, bir yiyeceğin dinen helâl sayılabilmesi için onun özü itibariyle temiz ve zararsız olması yanında, meşrû yollarla elde edilmesini ve yemek olarak hazırlanmasında da birtakım dinî kurallara uyulmasını şart koşar (Bilgi için bkz. Mâide, 3-5).

Son olarak sözlerimize şunları eklemek isteriz. Resûl-i Ekrem (sav) Efendimizin hayatına bakıldığında, her şeyin en iyisini ve en güzelini sevdiği; kendisine hediye edilen güzel, temiz ve lezzetli şeyleri memnuniyetle kabul ettiği görülmektedir. Tıbb-ı Nebevî adı verilen alan, Peygamberimizin yiyecek ve içeceklerde "helâl ve tayyib" özelliklerine büyük bir hassasiyet gösterdiğinin en manidar örnekleriyle süslüdür.

Tayyib kavramı üzerinde söyleyeceklerimize devam edeceğiz. Sağlıcakla kalınız.

Mehmet Emin Ay

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
X
Sitelerimizde reklam ve pazarlama faaliyetlerinin yürütülmesi amaçları ile çerezler kullanılmaktadır.

Bu çerezler, kullanıcıların tarayıcı ve cihazlarını tanımlayarak çalışır.

İnternet sitemizin düzgün çalışması, kişiselleştirilmiş reklam deneyimi, internet sitemizi optimize edebilmemiz, ziyaret tercihlerinizi hatırlayabilmemiz için veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.

Bu çerezlere izin vermeniz halinde sizlere özel kişiselleştirilmiş reklamlar sunabilir, sayfalarımızda sizlere daha iyi reklam deneyimi yaşatabiliriz. Bunu yaparken amacımızın size daha iyi reklam bir deneyimi sunmak olduğunu ve sizlere en iyi içerikleri sunabilmek adına elimizden gelen çabayı gösterdiğimizi ve bu noktada, reklamların maliyetlerimizi karşılamak noktasında tek gelir kalemimiz olduğunu sizlere hatırlatmak isteriz.