VAV TV CANLI YAYIN
Mehmet Emin Ay

Ahmed Yesevi Türbesinden Mesajlar

09.03.2026

Bir vasfı da "Hazret-i Türkistan" olan Hâce Ahmed Yesevi'nin, Kazakistan'ın Türkistan şehrinde bulunan türbesi, içindeki tarihi eserlerle dışındaki çinilerle bezenmiş yazılarla, bir diğer ifadeyle zahiriyle ve batınıyla tam 700 yıllık geçmişiyle nice mesajlar veriyor, ibret gözüyle bakan her ziyaretçiye…

Bilindiği üzere, Türk Konseyi Devlet Başkanları tarafından 31 Mart 2021'de alınan kararla Türkistan şehri, Türk dünyasının manevi başkenti ilan edilmiş, başta Yesevî Hazretlerinin türbesi olmak üzere pek çok tarihi eser, koruma ve restorasyona alınmıştı. Kazakistan'ın UNESCO tarafından Dünya Kültür Miras Listesi'ne dahil edilen ilk eseri de yine bu türbe olmuştu.

Türbenin içinde neler var?

1389 yılında Emir Timur tarafından hiç çivi kullanılmadan inşa ettirilen ve Orta Asya'nın tuğladan yapılmış en büyük kubbesine sahip, iki kat ve 35 odadan oluşan Hoca Ahmet Yesevi'nin türbesi, Orta Çağ mimarisinin en önemli eserlerinden biri olarak kabul ediliyor.

Türbenin girişinde içerideki geniş alanda 2 metre 45 santimetre çapında ve 2 ton ağırlığında yedi ayrı metalin karışımıyla imal edilmiş bronz bir kazan yer alıyor. "Taykazan" olarak adlandırılan bu kazanın, Prof. Dr. Metin Akar tarafından kaleme alınan aynı adlı araştırmada, cuma namazı sonrası ziyaretçilere şerbet ikramı için kullanıldığı belirtiliyor. Şu anda restorasyon çalışmalarının yürütüldüğü türbe içinde büyük bir yer kaplayan bu devasa kazanın 1400'lü yıllarda imal edildiği düşünüldüğünde, o dönem insanlarının dikkat çekici bir maharet, ustalık ve üretim teknolojisine sahip olduğu söylenebilir. Bu kazan, Karnak şehrinde Abdulaziz b. Servereddin Tebrîzî adlı ustaya döktürülmüş ve Emir Timur tarafından türbenin yapım işiyle görevlendirilen Mevlâna Ubeydullah Sadr tarafından Yesi şehrine getirtilmiş ve türbenin içine konulmuştur. Anadolu'da pek çok yörede rastlanan "şifalı su" inanışının temelinde kadim bir geçmişe sahip Orta Asya kültürünün rol oynadığını söyleyebiliriz. Bir kazanda pişen yemeğin bereketli olduğu anlayışında da yine o dönemden günümüze kadar gelen inanışların etkisi olduğu düşünülebilir.


(2 metre 45 santimetre çapında ve 2 ton ağırlığında yedi ayrı metalin de karışımıyla imal edilmiş bronz "Taykazan")

*** *** ***

Yesevî Hazretlerinin kabrinin bulunduğu odanın giriş kapısı üzerinde büyükçe bir sancak duruyor ve 14. yüzyıldan kalan Emir Timur'a ait olduğu ifade edilen bu sancağın altından geçerek odaya giriliyor. Kabrin, yeşim taşından yapıldığı, tarihi kayıtlardan anlaşılmaktadır. İnsana huzur ve sekinet veren bu mekân, "Şerefu'l-Mekân bil-Mekîn" (Bir yerin değerli oluşu, orada oturandan/kalandan/yaşayandan dolayıdır) sırrının tecellisini yaşatıyor, hiç şüphesiz…


(Türbenin, içinde Ahmed Yesevi'nin kabrinin bulunduğu oda kapısı)


(Ahmed Yesevi Hazretlerinin yeşim taşından yapılmış kabri)

Türbenin dış duvarlarındaki yazılar

Yesevî Hazretlerinin kabrinin yer aldığı ihtişamlı türbesinin duvarlarını kaplayan seramiklerle Kûfi tarzında yazılan bazı cümleler var. Bunlar özenle seçilmiş ve asırlara sari mesaj yüklü tesbihat cümleleri… Ziyaretimizde bize eşlik eden ve değerli bilgiler paylaşan Müze yetkilisi Seyfullah Mirza beyle türbenin duvarlarını incelemeye başlıyoruz.

Türbenin ön taraftan girişinde büyük bir ihtişamla bizi karşılayan Taç Kapı, türbenin çinilerle süslenmekten mahrum kalan tek tarafı… Yapımına 1398 yılında başlanan türbe, eğer Emir Timur yaşamış olsaydı şu anda tuğladan yapılarak çinilerle döşenmeyi bekleyen ön tarafı ve eksik kalan sağlı sollu minareleri ile çok daha büyük bir ihtişamın yegane sahibi olacaktı. Ama Timur'un 1405 yılında ölümüyle bu iki hususun gerçekleşemediğini ifade ediyor bizlere rehberimiz… Taç Kapının üst kısımlarında öylece bırakılan iskele amaçlı kalasların, Yunus Emre'nin insana hatırlattığı şu sözler geliyor yâdımıza…

"Bilirim seni yalan dünyasın, Evliyaları alan dünyasın.
Kaçan kurtulmaz senin elinden, Demir kafesler kıran dünyasın.
Süleyman tahtını sen viran kıldın, Masumlar boynunu büken dünyasın."


Taç Kapının solundan ilerlediğinizde, artık türbenin ve külliyenin diğer kubbelerini görebilirsiniz. Bir kuşak halinde yazılan En'am suresi 59. ayet türbenin bu cephesini etrafını kuşatıyor… Mealini verince bu ayetin özellikle seçildiğini düşünmeniz pekala mümkün:

"Gaybın anahtarları Allah'ın yanındadır; onları O'ndan başkası bilmez. O, karada ve denizde ne varsa bilir; O'nun bilgisi dışında bir yaprak bile düşmez. O, yerin karanlıklarındaki tek bir taneyi bile bilir. Yaş ve kuru ne varsa hepsi apaçık bir kitaptadır."


Yine türbenin bu cephesinde Kûfi hat ile "Allahu Rabbî. Muhammed Nebî" (Rabbim Allah'tır. Peygamberim Hz. Muhammed) cümlesi, bu kenarın tamamının kaplayacak şekilde çinilerle döşenmiş durumda…

Yürümeye devam ediyoruz. Şimdiki kenar, Taç Kapı'nın tam arkasına düşüyor. Restorasyon çalışmaları sebiyle türbeye giriş bu cephedeki kapıdan sağlanıyor. Türbenin bu kenarında da yine En'am suresinin 60. Ayetinin tamamı ve 61. Ayetin ise bir kısmı kuşak olarak yazılmış…

"Geceleyin sizi (ölümü andıran bir şekilde) uykuya daldıran, gündüzün de neler yaptığınızı bilen; sonra belirlenmiş eceliniz tamamlansın diye (her) sabah sizi dirilten O'dur. Sonra dönüşünüz yine O'nadır. Sonunda O, yaptıklarınızı size haber verecektir." O, kullarının üstünde yegâne kudret ve tasarruf sahibidir. Size koruyucular gönderir."

Bu cephedeki giriş kapısının sağındaki hatlar "el abdu yudebbiru" (Kul tedbirini alır) ; sol tarafındakiler ise "Vallahu yukaddiru" (Takdir eden Allah'tır) sözünü ihtiva eden çinilerle bezenip döşenmişler, duvarın dış yüzüne… Türbeni üzerindeki kubbelerin insanın mest eden renkleri ve bunca yıllık süreçte bozulmayan kalitesiyle çinileri, görenlerin hayretini mucip oluyor doğrusu…




Son olarak, kalan son cepheyi inceliyoruz. Bu duvarda da yine En'an suresinin 61. Ayetinin kalan son kısmı ile 62 ve 63. Ayetler kuşak halinde yazılmıştır.

"Nihayet birinize ölüm geldi mi elçilerimiz (görevli melekler) onun canını alırlar. Onlar vazifede kusur etmezler.

De ki: "Karanın ve denizin karanlıklarından sizi kim kurtarır?" O'na açık gizli yalvararak, "Eğer bizi bundan kurtarırsa andolsun şükredenlerden olacağız" diye dua edersiniz."

Yine Kûfi hat ile "Subhanallah, Elhamdu lillah ve Allahu Ekber" tesbihleri dış duvarda yer almaktadır.



(Son kenarın bittiği nokta…)

Son olarak, rehberimiz Seyfullah Mirza beyin başkanlığını yaptığı Hazret Sultan Tarihi ve Kültürel Müze'de muhafaza edilen türbenin, muhteşem sanatlarla süslü orijinal giriş kapısının resmini ve o döneme ait çini örneklerini paylaşmak istiyoruz.

Sağlıcakla kalınız.

Mehmet Emin Ay




Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
X
Sitelerimizde reklam ve pazarlama faaliyetlerinin yürütülmesi amaçları ile çerezler kullanılmaktadır.

Bu çerezler, kullanıcıların tarayıcı ve cihazlarını tanımlayarak çalışır.

İnternet sitemizin düzgün çalışması, kişiselleştirilmiş reklam deneyimi, internet sitemizi optimize edebilmemiz, ziyaret tercihlerinizi hatırlayabilmemiz için veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.

Bu çerezlere izin vermeniz halinde sizlere özel kişiselleştirilmiş reklamlar sunabilir, sayfalarımızda sizlere daha iyi reklam deneyimi yaşatabiliriz. Bunu yaparken amacımızın size daha iyi reklam bir deneyimi sunmak olduğunu ve sizlere en iyi içerikleri sunabilmek adına elimizden gelen çabayı gösterdiğimizi ve bu noktada, reklamların maliyetlerimizi karşılamak noktasında tek gelir kalemimiz olduğunu sizlere hatırlatmak isteriz.