VAV TV CANLI YAYIN
Mehmet Emin Ay

İdrak ettiğimiz, “Mübarek Geceler” Nasıl ihyâ edilmeli?

23.01.2026

Bundan önceki yazımızdaki son sözlerimiz, mübarek gecelerin nasıl idrak ve ihya edilmesi konusunun, çözülmesi gereken bir mesele olduğu üzerineydi. Evet o yazıda bıraktığımız yerden devam ederek önce şu soruyu soralım ve cevabını bulmaya çalışalım: İdrak ettiklerimiz, "Mübarek Geceler" mi olmalı, yoksa o gecelerde "yaşananlar" mı?

Üzerinde bir tefekkür süreci yaşamadan, konuya dair bilgileri tahlile tabi tutmadan bir sonuca ulaşmanın mümkün olmayacağını baştan ifade edelim. Ardından her konuda olduğu gibi bu hususta da dinimizin bize yol göstereceğinden hiç şüphe duymamamız gerektiğini ekleyelim…

Önce şu temel sabitemizi bir kez daha hatırlayalım. Herhangi bir vaktin ve mekânın mukaddes veya mübarek olması, fâni kulların ve insanların tercihi ve takdiriyle ya da tespitiyle olmaz. El-Evvel ve El-Âhir (cc) isimlerinin sahibi; mülk ve melekût âleminin ezelî ve ebedî mâliki; Alemlerin Rabbi olan Allah'ın takdiri, tercihi ve tespitiyle olur… O'nun "Ol!" deyişiyle, bir Ramazan gecesi, içinde Kadr Gecesi'nin bulunmadığı "Bin aydan daha üstün" oluverir… O'nun "Ol!" deyişiyle, Faran Dağlarının kayalıklarıyla çevrili Mekke vadisi "emniyet ve huzur veren bir buluşma noktası" olur. Ev edinmekten ve mekândan münezzeh olan O Zât-ı Zül Celâl, "Beytimdir!" dediği için dört duvarlı, siyah örtülü bir bina "Beytullah" oluverir, âşıkların hasretini çektiği bir siyah inciye dönüşüverir…

"Elâ lehül-halku vel-emr" (A'râf,54) "Haberiniz olsun! Yaratmak ve hükümranlık sadece O'na aittir." ayet-i kerimesi, yoktan var etmek anlamındaki yaratma ve hüküm koyma/hüküm verme hak ve salâhiyetinin sadece Allah'a ait olduğunu bildirir. Bu değişmez hakikat ile birlikte bir de Allah Teâlâ'nın verdiği bilgi ve vahiyle tebliğ vazifesiyle görevli olan peygamberlerin, herhangi bir gün veya gecenin, ya da bir toprak parçasının veya mekânın, faziletine ve değerine dair bilgileri paylaşmaları söz konusudur. Bu kutlu elçiler, yaratma ve takdir hakkını sadece Zât-ı Zül Celâlinde tutan Allah Teâlâ'nın emrettiği hususları ve bilgileri, kendilerine iman eden müminler ve ümmetleriyle paylaşırlar… Diğer peygamberlerin ve Peygamberimizin (sav) Kadir Gecesi, diğer mübarek geceler ve günlere dair veya Arafat, Beytullah, Mescid-i Nebevi, Mescid-i Aksa gibi mukaddes mekanlara dair ümmetlerine verdikleri bilgileri ihtiva eden peygamber sözleri ve hadisi-i şerifler bunlara örnektir.

Şu halde, hakkında ayet ve hadislerin olduğu günler, geceler, mekanlar ve topraklar, müminler için değerlidir, kıymetlidir. Aynı zamanda müminler üzerinde onların değeri ve kıymetini bilmek ve saygılı olmak da bir mükellefiyettir, yükümlülüktür. Bu hususlarda sorumlu davranmak "güzel kulluk" işareti, sorumsuzluk ise mümine yakışmayan bir tutum ve davranış biçimidir.

Meselenin bir de toplumun din eğitimi açısından ele alınması gereken yönü vardır. Özellikle çocukların din eğitiminde mübarek gün ve gecelerin yeri ve değeri son derece önemli bir konudur. Bu özel geceler ve günler, gereği gibi idrak ve ihya edildiği zaman, çocukların hafızasında unutulmaz hatıralar olarak yer etmektedir. Her insanın sağlıklı bir din eğitimine, dini kültür ve birikime sahip olmasında mübarek gün ve gecelerin, mukaddes mekanların önemli ve değerli katkıları inkâr edilemez bir hakikattir. Sadece edebiyatçılarımızın çocukluk hatıralarına kısa bir bakış, bunun ne kadar önemli olduğunu, böylesi dini tecrübelerden mahrum kalmanın ise ne büyük bir eksiklik olduğunu görmek adına son derece önemlidir.

Adına "modern zamanlar" denilen ve bizim de "âhir zaman" olarak gördüğümüz son yıllarda kaybettiğimiz değerlerimizden biri de mübarek günler ve geceler konusudur. Bir taraftan sağlam ve doğru bilgiden mahrum olarak yetişen bir nesil, öte yandan var olan bilgisini "değersizleştirerek" kişinin inancını ilgilendiren hususları onun hayatından çıkarıp atmaya çalışan "kötü niyetli" kişiler ve mihraklar, artık hayatı sadece bu dünyadan ibaret görmeye başlayan bir neslin oluşmasına zemin hazırladılar. Zaman, bu neslin yeniden kazanılmaya çalışıldığı bir zaman olmalıdır ve mutlaka "din eğitimi" de onun içindeki konulardan biri olan "mübarek günler ve geceler" de bu çaba ve gayretlerin içinde özellikle önemsenen konular olmalıdır.

İdrak ettiğimiz mübarek günleri ve geceleri nasıl ihya etmeliyiz?

Sözü buraya getirinceye kadar size bir miktar okuma zahmeti verdiğimin farkındayım. Ancak konunun önemine dair bir mukaddimenin bu kadar uzun oluşunun bundan sonrası için iyi bir temel olacağını düşünüyoruz.

Konuyu daha geçen hafta idrak ettiğimiz İsra ve Miraç Gecesi örneğiyle ele almak istiyoruz.

Hatırlayacağınız üzere böyle bir geceye kavuşarak aslında büyük bir nimete nail olan müminler, ülkemizde o gece camilere koşmuş ve mabetlerimiz dolup taşmıştı… Sosyal medya ve mecralarda paylaşımlar yapılmış, sayısız mesajlar gönderilip-alınmıştı… Müminler, gecenin bir kısmında kişisel olarak da ibadetlerine devam etmişlerdi… Buraya kadar güzel… Peki ya bu mübarek gecenin sabahı nasıl olmuştu?.. Üzülerek ifade edelim ki, birkaç saat önce duyulan heyecandan eser kalmamış, elde edilen manevi enerji adeta sadece bir tek "vakit"te; Yatsı namazı sürecinde bitip tükenmiş, sabaha çıkamamıştı… Heyecan ve enerji bittiği içindir ki mübarek gecenin sabahında yine camilere giden sokaklar ıssız ve mescitler tenha; yine evlerin lambaları sönüktü…

Halbuki o mübarek gece aslında bir "mübarek vaktin" yeniden yaşanması ve o müstesna olayların yaşandığı zaman diliminden derslerin alındığı, alınan bu dersler ve bilgilerle yeni bir aşk ve heyecana sahip olunan bir gece olmalıydı. O gece, Son Nebi için Allah Teâlâ tarafından davet edilip eşsiz hediyelere mazhar olduğu bir gece iken, müminler için de gelen hediyeleri bağrına basıp sevinç ve heyecanla onlara sahip çıktığı yeni bir dönüm noktası olmalıydı… O gece mümin için tüm hücrelerini doldurduğu manevi enerjiyle sabahına da sonraki gününe de ve günlerine de yansıyan bir heyecan ile öncekinden farklı namazlar kıldığı bir sürecin başlangıcı olmalıydı…O gece, güzel kulluk yolunda çıkılan bu manevi yolculukta ihtiyaç duyulan eksiklerin tedariki ve ikmali için durulan manevi istasyonda, manevi gıdalarla beslenme ve yenilenme olmalıydı… Bütün bunlar gerçekleştiği takdirde işte o zaman idrak edilen mübarek gece, ihya edilmiş olacak, ihya edilen gece bizi de ihya edecek ve o gece artık bizim için de "mübarek" kılınmış olacaktır.

Önümüzde yine bir kandilimiz, yeni bir mübarek gecemiz var: Berat Gecesi… İnşaallah idrak etmek ve hakkıyla ihya etmek cümlemize nasib olur niyazıyla Cuma gününüz mübarek olsun efendim…

Mehmet Emin Ay

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
X
Sitelerimizde reklam ve pazarlama faaliyetlerinin yürütülmesi amaçları ile çerezler kullanılmaktadır.

Bu çerezler, kullanıcıların tarayıcı ve cihazlarını tanımlayarak çalışır.

İnternet sitemizin düzgün çalışması, kişiselleştirilmiş reklam deneyimi, internet sitemizi optimize edebilmemiz, ziyaret tercihlerinizi hatırlayabilmemiz için veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.

Bu çerezlere izin vermeniz halinde sizlere özel kişiselleştirilmiş reklamlar sunabilir, sayfalarımızda sizlere daha iyi reklam deneyimi yaşatabiliriz. Bunu yaparken amacımızın size daha iyi reklam bir deneyimi sunmak olduğunu ve sizlere en iyi içerikleri sunabilmek adına elimizden gelen çabayı gösterdiğimizi ve bu noktada, reklamların maliyetlerimizi karşılamak noktasında tek gelir kalemimiz olduğunu sizlere hatırlatmak isteriz.