VAV TV CANLI YAYIN
Mehmet Emin Ay

İsraf etmeme bilincinin oluşmasında Hz. Peygamber örnekliği

25.06.2026

Bundan önceki yazımızda, israf etmeme bilincinin oluşmasında dinin ve din eğitiminin de önemli bir rol oynadığını, İslam'ın hayatımıza yön veren düsturlarından birinin de "haddi aşmamak" olduğunu ifade etmiş ve Kur'an-ı Kerim'de geçen "israf" kelimesinin doğrudan ve öncelikle bu anlamı taşıdığını aktarmıştık. Yine dinin ve din eğitiminin temel kaynaklarından ilki olan Kur'an-ı Kerim'in israf hususundaki açık ve net mesajlarını da sizlerle paylaşmıştık. Bugünkü yazımızda ise ikinci kaynağımız olan Hz. Peygamber'in Sünnetinin, israf etmeme bilincini kazanmamızda bize nasıl bir rehberlikte bulunabileceği konusuna değineceğiz.

Allah Teâlâ tarafından Kur'an-ı Kerim'de müminler için "en güzel örnek" olarak vasıflandırılan Son Nebi Hz. Muhammed (sav) aynı zamanda isimlerinden biri de "el-Muallim" olan bir peygamberdir. Nitekim O, kendisinin de bir "muallim/öğretmen" olarak gönderildiğini ifade buyurmuş ve mukaddes vazifesini ifa ederken, insanlara bir öğretmen gibi davranmış, onlara bilmediklerini öğretmiş, eğitmiş ve terbiye etmiş; sözleriyle, tavırlarıyla ve davranışlarıyla da örnek olmuştur…

"İsraf etmeme" bilincinin oluşması konusunda da Sevgili Peygamberimizin söz ve davranışlarının bizler için örneklik teşkil etmesi pek tabiidir. Bütün mesele, yaşadığı Saadet Asrı ile günümüz arasındaki bağı doğru ve sağlam bir şekilde kurabilmektir. Zira bu bağı zayıflattığımız ve kaybettiğimiz için pek çok konuda olabildiği gibi israf etmeme bilincini kuşanmak, taşımak ve hayatımızın her alanına taşımak noktasında da İslam Ümmeti olarak başarısızlıklar yaşamakta; ne ayete ne de hadise uyan bir "savurganlık, sorumsuzluk ve haddi aşma" örneği davranışlar sergilemeye başlamışız asırlardır… Geliniz bugün, Sevgili Peygamberimizin (sav) sözleri ve davranışlarından, "israf"ı tanımaya çalışalım. Bu çabamızın, "israf etmeme" bilincini kazanmada Sünnet-i Seniyye'nin ne denli önemi haiz olduğunun farkına varmamıza da vesile olacağı kanaatindeyiz.

Asr-ı Saadet'ten bir hatıra…

Asr-ı Saadet günlerinden biriydi… Resûl-i Ekrem (sav) Efendimiz, sevdiği ve değer verdiği Sa'd b. Ebî Vakkâs'a uğramıştı. O sırada abdest almakta olduğunu ve abdest alırken suyu biraz fazla kullandığını görünce bu durumu yadırgayarak ona "Bu nasıl bir israftır?" dedi. Hz. Sa'd, "Abdestte de israf olur mu yâ Resulallah?" diye sordu. Peygamberimiz (sav): "Evet, akan bir nehirden abdest alıyor olsan bile…" diye cevap verdi…

Yaşanan bu hadise bize şunu öğretmektedir: Peygamber Efendimiz (sav), kişinin "abdest almak" gibi dinî bir vecibeyi yerine getirirken bile suyu gereğinden fazla harcamasına gönlü razı olmamış ve hayretini ifade ederek müdahale etmiştir. Uyarısı ise son derece önemsenmesi gereken bir mesaj yüklüdür: "Akıp giden bir nehirden abdest alıyor olsan bile…"

Bilindiği üzere Arabistan, suyun az bulunduğu bir coğrafyada yer almaktadır. O gün, o topraklardaki su azlığı sebebiyle abdest alırken suyu israf etmemeyi tembihlemek, makul bir telkin olarak görülebilir. Ancak bunu "akıp giden bir nehirden abdest alırken bile yapmamak" bilincine yönlendirmek ise son derece dikkat çekicidir. Bu bağlamda diyebiliriz ki, Hz. Peygamber (sav) az olan bir şeyi kullanırken, dikkatli ve özenli davranarak onu gereksiz yere harcamaktan kaçınmak kadar, çok olan bir şeyi bile gereğinden fazla harcamayı da uygun bulmamış; bunu "israf" olarak görmüş ve yasaklamıştır.

Sünnet-i Seniyye, sadece su konusunda değil, tüketilecek/kullanılacak her hususta bu farkındalık bilincine sahip olmayı ve israf etmeme bilincinin her konuda olabileceğini ve olması gerektiğini de ortaya koymaktadır.

Aşağıda, suyun israf edilmemesi hususunda zikredeceğimiz örneklerde, aslında bu konunun düşündüğümüzden daha fazla önemsenmesi gereken bir nitelik arz ettiğini de görmek mümkündür.

Suyun israfı hususunda Peygamberimizin uyarıları

Yine bir Asr-ı Saadet Hatırasıyla konuya devam etmek istiyoruz.

Bir gün bir bedevi (çöl sakini) çıkageldi ve Peygamberimize abdest hakkında bilgi almak isteğini arz etti. Bunun üzerine Efendimiz, (sav) abdest organlarını bizzat kendisi üçer kere yıkayarak ona nasıl abdest alınacağını göstererek öğretti ve ardından şu dikkat çekici açıklamada bulundu: "İşte abdest budur. Kim bundan daha fazlasını yaparsa kötü davranmış, haddini aşmış ve zulmetmiş olur."

Bu olayda da gereğinden fazla su kullanmak ve abdest organlarını üç defadan fazla yıkamak suretiyle abdest almayı, "kötü davranmak, haddini aşmak ve zulmetmek" gibi ifadelerle vasıflandıran Sevgili Peygamberimiz, kendisinden bilgi isteyen kişiye, suyu gereğinden fazla kullanarak israf etmeyi "kötü bir iş, haddi aşmak ve zulüm" olarak nitelendirmişti. Dikkat çekici olan nokta şudur: İsraf etmek, Peygamber Efendimiz (sav) tarafından kötü bir iş ve haddi aşmak yanında bir de adaletin zıddı olan "zulüm" olarak vasıflandırılmıştır… Zulmü, kelime anlamına istinaden en hafif ifadeyle "haksızlık" olarak görmek mümkündür. Anlaşılan şudur ki, sadece bu yönüyle bile israf, kişinin sorumsuzca yaptığı harcamanın, bir başkasının mağduriyetine sebep teşkil eden haksızlığa dönüşmektedir. Günümüzde "Su Savaşları" adını alan ve büyük bir mücadele objesi haline dönüşen su nimeti, onu sorumsuz ve fütursuzca israf eden insanlar ve toplumlar yüzünden, diğer insanlar için bir mahrumiyet, mağduriyet, kul hakkını ihlal ve zulüm aracı haline dönüşmektedir.

"İsraf etmeden" su nimetinden istifade etme bilinci …

Yaşadığı hayat, söylediği mesaj yüklü sözler, öğrettiği bilgilerle müminlerin en güzel örneği olan Hz. Peygamber (sav) Allah'ın kullarına bahşettiği en büyük ikram ve ihsanlardan biri olan su nimetini farklı şekillerde kullanmak ve tüketmek hususunda büyük bir özen göstermiştir diyebiliriz.

Buraya kadar aktardığımız abdest konulu hatıralar, Peygamber Efendimizin (sav) "ibadette bile ölçülü olmayı" ümmetine örnek olarak gösterdiğini ve öğrettiğini ortaya koymaktadır. Onun bu husustaki özenli davranışı, sadece suyun tasarruflu kullanılmasına bir örnek olarak kabul edilmesinden çok daha derin ve kapsamlı şekilde düşünmemizi gerektirecek bir anlam taşımaktadır. Bu anlam kısaca ifade edilecek olursa kişi, öncelikle su nimetini veren Allah'a, suyun kaynağı olan tabiata, suya muhtaç çevreye ve diğer insanlara karşı sorumluluk bilinci taşımalıdır. İşte bu bilinç, kişiyi gereksiz tüketim ve harcamadan koruduğu gibi, başkalarına karşı haksızlık etmekten de muhafaza edecektir. Suyu gereksiz yere harcamadan abdest almasını başarabilmek, kişinin diğer alanlarda da israftan kaçınan biri haline gelmesinde önemli bir rol oynayabilir. Zira küçük yaştan itibaren, "az ile yetinebilen" bir kişinin, sonraki dönemlerde hayatını kolay bir şekilde yaşayabilme ihtimali daha yüksektir. Ne var ki, dinimiz, kültürümüz ve geleneğimizle alakası olmayan ve adına "Dünyevileşme" denilen bu sosyal salgın, en yaygın söylemlerinden biri olarak "Neden daha azla yetinesiniz?" şeklindeki bir soruyla daha fazla tüketmeye yönlendirmektedir. Dikkat edilirse kapitalizm banyo ve mutfak armatürlerinde suyu bir anda boca eden, kontrolü zor olan ürünler üretmekte, kontrolü kolay ve tasarruflu kullanmaya imkan veren muslukları ise "demode" ürünler kabul etmektedir. Yeni yetişen nesillerimizi, önce bu söylemlerin farkında olmalarını sağlamak, sonra da onları bu salgının tasallutundan muhafaza etmek yükümlülüğünde olduğumuzu ifade etmek isteriz… Zira israf, sadece su meselesinde değil pek çok konuda ve alanda, hayatımızın derinliklerine sirayet etmiş durumdadır. Onu tanımak ve bu toplumsal bir hastalığa dönüşen bu problemi çözmek ve tedavi etmek adına elimizden geleni yapmak durumundayız. Konuya devam edeceğiz…

Sudan, suyun öneminden bahsettiğimiz yazımızın sonunda, aynı zamanda Muharrem ayının 10.gününü idrak ettiğimiz bu mübarek günde; bundan asırlar önce Kerbelâ'da "susuzlukla şehid edilen" Hz. Hüseyin (ra) Efendimizi ve beraberindeki yetmiş şehidi; yine bugüne dek mukaddes değerler uğruna canlarını feda eden bütün Şühedây-ı İslam'ı rahmetle yâd ederiz…

Mehmet Emin Ay

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
X
Sitelerimizde reklam ve pazarlama faaliyetlerinin yürütülmesi amaçları ile çerezler kullanılmaktadır.

Bu çerezler, kullanıcıların tarayıcı ve cihazlarını tanımlayarak çalışır.

İnternet sitemizin düzgün çalışması, kişiselleştirilmiş reklam deneyimi, internet sitemizi optimize edebilmemiz, ziyaret tercihlerinizi hatırlayabilmemiz için veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.

Bu çerezlere izin vermeniz halinde sizlere özel kişiselleştirilmiş reklamlar sunabilir, sayfalarımızda sizlere daha iyi reklam deneyimi yaşatabiliriz. Bunu yaparken amacımızın size daha iyi reklam bir deneyimi sunmak olduğunu ve sizlere en iyi içerikleri sunabilmek adına elimizden gelen çabayı gösterdiğimizi ve bu noktada, reklamların maliyetlerimizi karşılamak noktasında tek gelir kalemimiz olduğunu sizlere hatırlatmak isteriz.