Erik dalı gevrektir ne demek?
Düğünlerin vazgeçilmez türkülerinden biri olan "Erik dalı gevrektir"i duymayanımız bilmeyenimiz yoktur. Dinleyenlere ilk başta biraz mizah duygusu ve seyir zevki veren bu Burdur-Isparta yöresi türküsüne biraz dikkat edip kulak kabartınca sözlerinin aslında o kadar da komik ve eğlenceli olmadığını fark ederiz.
Türkülerimizin özelliklerinden biri onların hayatın bir hakikatine yaslanmış olmalarıdır. Yaşanan bir olay ve doğadaki bir varlık, dile getirilmek istenen duygu ve düşüncenin teşbih veya telmih unsurudur. Bunu bazen doğrudan bazen de açıkça ifade etmekten kaçınarak örtük biçimde yapar. Anadolu türkülerinin büyük kısmının sözlerinde bir hakikate işaret edilir.
Bazen zorlaşan hayatın verdiği sıkıntıları türkülerin neşesiyle hafifletmeye çalışırız. En zor anlarımızda bile hayatı hafife almanın bir yolunu gösteren türkülerimiz vardır. Sıkıntılı olmadığımızda ise bizi yetiştirir, büyütür.
Erik dalı gevrektir
Erik dalı malum olduğu üzere herhangi bir nedenle eğlenmek üzere toplanan meclislerde oynanan bir oyun havasıdır. Sözlerindeki mizah ile oyun oynatan havası ile seyirlik olması onu vaz geçilmez kılan iki özelliğidir. Bizi ilgilendiren kısmı ise ilk başta mizah olarak algılanan sözleridir. Hatırlayalım:
Erik dalı gevrektir
Amanın basmaya gelmez
Elin gızı naziktir
Amanın küsmeye gelmez
Bu sözleri dinleyen bir genç veya yaşı kaç olursa olsun henüz olgunlaşmasını tamamlayamayanlar erik dalına çıkmanın tehlikeli olduğunu, elin kızının nazik olmasından ise sevgili, eş veya nişanlı ile iyi geçinmesi gerektiğini düşünecektir. Bu türkünün yüzeysel anlamıdır ve henüz düşünmeye başlamayanların mertebesine hitap eder. Yaşı kaç olursa olsun çocuk mesabesinde kabul edilir. Mizah ve seyir bunlar içindir.
İkinci katman
Türkü ile oynayanları izleyen yaşını başını almış, aklını başına devşirmiş olanlar ise türkünün işaret ettiği bir hakikat olduğunu düşünmeye başlar. Erik dalının zor ve hassas işler olduğunu düşünür. Erik dalına basarken dikkat edildiği gibi kimi hassas konularda da dikkatli olunması gerektiğini anlar.
Gevrek dal aynı zamanda görünüşü güzel ancak kendisine güvenilmeyen kişileri temsil eder. Hemen kırılan dal, tutunduğumuzda bizi düşüren, güvenimizi boşa çıkaran kimselerdir. Burada mevzu sevmek-sevilmek olduğu için yanlış kişilere bağlanmayı ve güvenmeyi işaret eder. Biraz daha genişletip dünya malını da anlayabiliriz. O zaman bastığımızda kırılan, yani sevdiğimizde bizi yarı yolda bırakan kimselere veya ahirette bizi faydası olmayacak bu dünyanın malına, mülküne ve makamına güvenmemeliyiz.
Elin kızı genellikle gelinler için kullanılan bir ifadedir. Yeni gelin için söylendiğini düşündüğümüzde gelinlere karşı oldukça kibar ve nazik davranılması gerektiğini de düşünürüz. Eğer erkek ise eşlerine ve nişanlılarına karşı daha sabırlı olması, onların nazlarına katlanması gerektiğini öğrenir. Doğup büyüdüğü evden çıkıp hiç tanımadığı insanların arasına katılan genç bir kızın ne kadar hassas olabileceğini bundan daha güzel nasıl ifade edilebilir? Mesele gelin olunca bu sözlerin kaynanalara yapılan bir tembih olma ihtimali de var. Elin kızı ile erik dalında bir benzerlik kurulan türküde erik dalına mahsus kırılganlık elin kızında alınganlıkla birleşir. Gençlik ve tazeliğin vermiş olduğu neşe ve hayat sevincinin bize aynı zamanda çok kırılgan olduğunu da gösterir. Bu neşeyi kaybetmesine sebep olacak davranışlardan sakınmamızı öğütler.
Sözlerdeki hikmet
Türküyü dinleyenler arasında bir tekkenin kapısından geçenler ve bir müddet eğleşenler varsa anlam biraz daha farklılaşacaktır. Onlar türkünün sözlerinden almış oldukları terbiye ve mertebelerine bağlı olarak birçok anlam çıkaracaklardır.
Ne anladıklarına erik ile başlayalım. Erik, Yunus Emre'nin meşhur şathiyesinde de geçtiği gibi hamlığı ve hakikatten habersiz olma halini temsil eder. Kişinin derviş olmadan önceki halidir. Genç ve tecrübesiz olduğu zamanlardır.
Erik dalının gevrek olması, kişinin her zaman dikkatli olması gerektiği hakikatine işaret eder. Tasavvuf yoluna erik dalına kırmadan basabilenlerin girebilir. Dolayısıyla adımlara dikkat edilmelidir. Dalın kırılmasının nedeni hassas olmasının yanı sıra basanın özensizliği ve ağırlığının da etkisi olur. Hassasiyet çevreye dikkat, ağırlığı hafifletmek ise her biri insana ağırlık veren kötü huy, davranış ve düşüncelerden kurtulmaktır. O halde buradan çıkaracağımız anlam hassaslaşıp ağırlıklardan kurtulmadan tasavvufa adım atılmaz.
Erik ağacına çıkmak ve dikkat edilmediğinde hemen kırılan dalına basmak ilim öğrenmenin kolay olmadığına da işaret eder. Malum erik dalı gevrektir, basmaya gelmez, hemen kırılır. İlim öğrenmek de ciddiyet ister, özen ister, dikkat ister, çalışmak ve gayret ister. O yüzden erik ağacına çıkıp meyvesini yemek isteyenler dalın kırılıp düşme tehlikesini her zaman düşüneceklerdir.
Gevrek dalı kırmadan basmayı başardık diye işimiz bittiğini düşünmeyelim. Erik ekşi olur, herkes sevmez ve yiyemez. Onun ekşiliğine tahammül edenler, yani yaptıkları işin hakkını verip gereğini yapanlar başlangıçta ekşi olan eriğin daha sonra tadına varırlar ve arzularına nail olurlar.
Dalın gevrek olmasını düşünmeye devam edelim. Gevreklik kolay kırılmayı ifade etmek için kullandığımız bir sıfat. Bir ağacın kökü, gövdesi, dalları ve meyveleri olur. Burada kök hayatı, gövde varlığı, dallar varlığın hayatla kurduğu münasebetleri ve meyveler de davranışları remz eder. Bu durumda dalların gevrek olması bizim dünya ile olan bağlantımızın çok zayıf olduğuna işaret etmiş olur. Gevrek dallara tutunmak bizi yukarılara çıkartmadığı gibi dünya ile kurduğumuz bağ, yani ona ve nimetlerine duyduğumuz arzu ve istek aldatıcı olup bizi yükseltmez, yolda bırakır. Gevrek dal dışarıdan baktığımızda güçlü görünen ama elimizi attığımızda veya üstüne bastığımızda dayanıksız olduğunu anladığımız şeylerdir. Bu şeyler bazen kişiler de olabilir.
Gevrek dal gençlik ve cahillik dönemidir. Henüz olgunlaşmamış, yeterince tecrübe kazanmamış halidir. Henüz kemale ermemiş nefistir. Böyle bir nefse de güvenilmez, çünkü insanı düşürür.
Düşünmeye devam edelim. Erik ağacı biz olalım. Bedenimiz bize ait değil, bu dünyada kazandık, burada bırakıp gideceğiz. Ruhumuz ise ezelden beri vardı. Ebede kadar var olacak. Dal bu dünyaya ait olan tarafımız, gövde ve kök ise varlığımızın kaynağıdır. Şu hâlde dala değil, köke ve gövdeye yaslanmalıyız. Geçici olana değil kalıcı olana güvenmeliyiz.
Bu sefer erik ağacını karşımıza alalım. Kök Hz. Peygamber, gövde o kökten neşet eden kâmil mürşitler ve onların yolu, dallar ise o yollarda yürüyenlerdir. Kök kervan, gövde kervan başı, dallar ise yolculardır. Hakikat menziline ermek istiyorsan kervana katıl ama yolculuktan her an vazgeçme ihtimali olan yolculara değil kervanbaşına bak, onu takip et, anlamına gelmektedir.
Elin kızı ile gelinden bahsedildiğini söylemiştik. Aynı zamanda tarikten olmayanlar veya yeni heves edenlerdir. Onlar henüz meselenin içine girmedikleri için her şeyi anlamaz ve bilmezler. O yüzden onlara hazmedemeyecekleri şeyler söylenmemeli ve yaptırılmamalıdır. Küsmeye gelmemesi, onların ümidini kırmamaktır. Küserse ve kırılırsa evin kızı olamayacak, hep elin kızı olarak kalacaktır.
Elin kızı aynı zamanda bizden olmayanı ifade eder. Elin kızı olarak kalmak tevhid ehli olmamaktır. Oysa aile tevhid ocağıdır. Elin oğlu-elin kızı kalındıkça tevhid olmayacak, dolayısıyla aile ocak olamayacaktır. O halde tevhidi engelleyecek tutum ve davranışlardan kaçınmak gerekir.
Bu konuda söylenecek daha çok söz var. Ancak maksadın hâsıl olduğunu düşünerek buradan sonrasını sizin idrakinize ve zevkinize havale ediyorum.
Son sözümüz şu olsun: Türkülerimiz ecdadın bizi yetiştirmek üzere yazdıkları mektuplardır. Bize düşen o mektupları dikkatlice okumaktır.
İsmail Güleç
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
- Batan şeyleri sevmeyen bir ârif: Ayaşlı Şakir Efendi (24.01.2026)
- Zikir meclisleri bize neler öğretir? (17.01.2026)
- Ahilik ahlakını bugüne aktarmak mümkün müdür? (10.01.2026)
- Dijital vicdan yahut ekmeğin kenarı gözyaşından daha iyi değildir (03.01.2026)
- Mehmet Akif’in entelektüel biyografisi yazıldı mı? (27.12.2025)
- Şeb-i Arus bu kadar güzel anlatılabilir (20.12.2025)
- Karınca deyip geçmeyin (13.12.2025)
- III. Ahmed Kütüphanesi Kitapları (06.12.2025)