VAV TV CANLI YAYIN

Direniş Kültürü Belgeseli Atlas'ta Gösterime Girdi

Yayınlanma Tarihi: 08.10.2026 09:18

İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırılarının 3. yılında Atlas Sineması'nda galası yapılan "Direniş Kültürü: Filistin'in Sesi" belgeseli, Filistin davasına verilen küresel desteği 10 ülkede gerçekleştirilen çekimlerle ekrana taşıyor. Yapımcı Tülay Gökçimen ve yönetmen Betül Doğan imzası taşıyan 44 dakikalik belgesel, Malezya'dan İsveç'e, Türkiye'den Bosna Hersek'e uzanan geniş bir coğrafyada farklı diller konuşan insanların ortak vicdanını belgeliyor. Yönetmen Doğan, direniş kavramını sadece sokak eylemlerinden ibaret görmediğini, sanat üretmenin ve yaşananları unutturmamanın da birer direniş biçimi olduğunu vurguluyor. Türkçe ve İngilizce alt yazı seçenekleriyle sunulan yapım, Filistinlileri sadece acı çeken bir millet olarak değil, köklü tarihleri ve zengin kültürleriyle de anlatıyor. Belgesel, dünya halklarının "Bu adaletsizliğe karşı ne yapabilirim?" sorusuna verdikleri yanıtları tarihe not düşüyor.

Filistin halkının küresel çaptaki direnişini ve adalete olan inancını odağına alan "Direniş Kültürü: Filistin'in Sesi" belgeseli, İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırılarının 3. yılı dolayısıyla Atlas Sineması'nda düzenlenen özel gala gösterimiyle seyircisiyle buluştu. Human Movie Team ve Nida Yapım'ın ortaklaşa gerçekleştirdiği, deneyimli yapımcı Tülay Gökçimen ve yönetmen Betül Doğan imzası taşıyan 44 dakikalık belgesel, Malezya, İsviçre, Avusturya, Türkiye, Bosna Hersek ve İsveç'in de aralarında bulunduğu toplam 10 ülkede gerçekleştirilen yoğun çekim çalışmaları sonucunda tamamlandı. Filistin'e verilen küresel desteği ekrana taşımayı amaçlayan yapım, Türkçe ve İngilizce alt yazı seçenekleriyle geniş bir izleyici kitlesine ulaşmayı hedefliyor ve Gazze'de yaşanan insanlık trajedisine karşı dünyadan yükselen ortak sesi belgeleyerek tarihe not düşüyor.

Belgeselin yönetmeni Betül Doğan, projenin oluşum hikayesini paylaşırken fikrin ani bir karardan ziyade süreç içerisinde olgunlaştığını ve şekillendiğini vurguluyor. İsrail'in Gazze'deki saldırılarına dünya genelinden gelen tepkileri takip ederken, farklı coğrafyalardan, farklı diller konuşan insanların "Bu adaletsizliğe karşı ben ne yapabilirim?" sorusunu sorduğunu fark ettiklerini belirten Doğan, bu ortak vicdanı ve soru işaretini belgelemeye karar verdiklerini ifade ediyor. "Biz de hikayeyi sadece Gazze'den anlatmak yerine, Gazze'nin dünyanın farklı yerlerinde nasıl bir karşılık bulduğuna bakmak istedik. Bu nedenle 10 ülkede çekimler yaptık" diyen yönetmen, projenin kapsamını ve amacını net bir şekilde ortaya koyuyor. Belgeselde direniş kavramının geniş bir perspektiften ele alındığını vurgulayan Doğan, "Bizim için direniş sadece meydanlarda olmak değil. Bir sanat üretmek, ses çıkarmak, yaşananları unutturmamak da bir direniş ifadesi" diyerek ekibin yaklaşımını özetliyor. Filistin söz konusu olduğunda köklü bir tarih ve zengin bir kültürün varlığına dikkat çeken yönetmen, belgeselde "İnsanlar Filistin için ne düşünüyor?" sorusundan ziyade "Ne yapıyor?" sorusuna odaklandıklarını, çünkü söylemden çok eylemin kendisinin onları ilgilendirdiğini aktarıyor. Hikayeyi sadece yaşanan soykırım üzerinden anlatmayı istemediklerini belirten Doğan, "Gazze'de çok ağır bir yıkım var, bunu elbette görüyoruz ama Filistinlileri sadece acı çeken bir millet olarak göstermeyi doğru bulmadık. Tarihleri, kültürleri ve direnme biçimleri de bu hikayenin önemli bir parçası" diyerek projenin dengeleyici yaklaşımını vurguluyor. Filistin'e yönelik küresel desteği değerlendiren Doğan, insanların Filistin'le kurduğu ilişkinin kendi ülkelerindeki adalet duygusunu da harekete geçirdiğini ve destek gösterilerine katılanların dil, kültür ve hayatları farklı olmasına rağmen direniş cümlelerinin birbirinin devamı gibi olduğunu dile getiriyor.

Yapımcı Tülay Gökçimen ise 7 Ekim sonrası dünya halklarının İsrail'in gerçek yüzünü ve vahşetini gördüğünü vurgulayarak, daha önce Filistin topraklarında "Biz Burada Kalacağız" adlı belgeseli çektiğini hatırlatıyor ve bu yeni projeyle İsrail'in saldırılarına karşı dünyada oluşan direniş ve eylem kültürünü belgelemeyi amaçladıklarını söylüyor. Belgeselin amacını ve ortaya çıkış hikayesini detaylandıran Gökçimen, "Dünya halkları küvezdeki bebekleri bile öldürmekten çekinmeyen İsrail'in yaptıklarını görünce herkes kendince bir şeyler yapmaya çalıştı. Bir ülkede milyonlarca insan toplandı, diğer bir ülkede tek bir insan elindeki pankart ile İsrail'i protesto etti. Herkesin yaptığı çok değerliydi ve biz bu yaşananları kayıt altına almak istedik" ifadelerini kullanıyor. Proje kapsamında siyonizm karşıtı ünlü tarihçi İlan Pappe ve akademisyen Doç. Dr. Mehmet Dinç gibi alanında uzman isimlerle görüşerek derinlemesine analizler ve perspektifler aldıklarını aktaran Gökçimen, "Gittiğimiz her ülkede diller ve kültürler farklıydı, kimi sanatla gösteriyordu tepkisini kimi de meydanda tek başına duruyordu. Filistin'in dünyayı nasıl birleştirdiğine şahit oldum" diyerek projenin evrensel boyutunu vurguluyor. Türkiye'nin Filistin'e desteğine ve son 3 yılda küresel çapta yaşanan dönüşüme dikkati çeken Gökçimen, "Dünya 7 Ekim sonrası Gazze'de dağa, taşa, insana, hayvana, kitaplara bile soykırım yapan işgalci İsrail ile tanıştı. Bu andan sonra halklar öz eleştiri yapmaya ve kendi yöneticilerine hesap sormaya başladılar. Avrupa ve Amerika halkları bu süreçte katillere destek olanların kendi liderleri olduğunu gördü ve onlara karşı ayaklandı" diyerek sürecin toplumsal ve politik etkilerine vurgu yapıyor. Belgeselin görüntü yönetmeni Rabia Aydoğdu ise anlatılan hikayeyi yalnızca sözlerle değil, güçlü bir görsel dille de hissettirebilmenin önemine dikkat çekerek, filmde protestoların ötesine geçerek duyguları da aktarmayı hedeflediklerini belirtiyor. "İnsanların yüzlerindeki duyguyu, sessizliği, öfkeyi, dayanışmayı ve umudu da görünür kılmaya çalıştık" diyen Aydoğdu, Gazze'de gazetecilerin yaşanan soykırımı dünyaya duyurmaya çalışırken İsrail tarafından kasıtlı olarak öldürüldüklerini hatırlatarak, "Biz bu belgeseli hem gazeteci hem aktivist kimliğimizle çektik. Dünyada yankılanan bu sesi ne kadar karartmaya çalışsalar da insanlar bir yolunu bulup ses çıkarmayı başardı, biz de bu sesleri tarihe not düşmek istedik" ifadelerini kullanıyor. Gala gösteriminde izleyici tarafından büyük ilgiyle takip edilen belgeselin ardından filmin ekibi sahneye çıkarak belgesele dair duygu ve düşüncelerini paylaştı. Gecede ayrıca yönetmenliğini Deniz Türker'in, senaryosunu Büşra Sağlık'ın üstlendiği "Ev Sahibi / Host" adlı kısa film de seyircilerin beğenisine sunuldu ve Berlin Indie Film Festivali'nde "En İyi Animasyon" seçilen bu yapım, Filistin topraklarında Yahudi bir aile tarafından işgal edilen bir evin hikayesi üzerinden yaşanan dramı ele alıyor.

X
Sitelerimizde reklam ve pazarlama faaliyetlerinin yürütülmesi amaçları ile çerezler kullanılmaktadır.

Bu çerezler, kullanıcıların tarayıcı ve cihazlarını tanımlayarak çalışır.

İnternet sitemizin düzgün çalışması, kişiselleştirilmiş reklam deneyimi, internet sitemizi optimize edebilmemiz, ziyaret tercihlerinizi hatırlayabilmemiz için veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.

Bu çerezlere izin vermeniz halinde sizlere özel kişiselleştirilmiş reklamlar sunabilir, sayfalarımızda sizlere daha iyi reklam deneyimi yaşatabiliriz. Bunu yaparken amacımızın size daha iyi reklam bir deneyimi sunmak olduğunu ve sizlere en iyi içerikleri sunabilmek adına elimizden gelen çabayı gösterdiğimizi ve bu noktada, reklamların maliyetlerimizi karşılamak noktasında tek gelir kalemimiz olduğunu sizlere hatırlatmak isteriz.