Arama

Mefhum

Âsım: Bir neslin ideali

Âsım: Bir neslin ideali

Âsım kelimesi edebî ve fikrî tarihimiz boyunca farklı anlam ve mahiyetlerde kullanıla gelmiştir.  Dilimizde asım,  “günahtan, haramdan kaçınan, namuslu” anlamına gelir.

Flanör: Kent içindeki gezgin

Flanör: Kent içindeki gezgin

Modern kent hayatının önemli figürlerinden flanörü bir cümle ile özetlemek istersek, ‘kent içindeki gezgin’ dememiz nokta atışı bir ifade olur. Kalabalıkların içinde olmaktan hoşlanan ama yalnız; kendisinden sürekli ayrı kaldığı bir kitlenin ürünü olmak isteyen aylak kentli… Walter Benjamin’in deyimiyle, ‘ormanda yürür gibi yürür, asfaltta bitki toplar, flanör…’

Hilfü’l-fudûl

Hilfü’l-fudûl

Hilfü’l-fudûl kelime olarak, Fadl’ların Sözleşmesi (Fadl isminin manasından hareketle Erdemliler Sözleşmesi) İyiliklerin/Üstünlüklerin Sözleşmesi veya Haklar Sözleşmesi anlamlarına gelir. Bu kelime aslında bize, ‘adaleti sağlama ve insana yapılan her türlü zulmü engelleme’ konusunda ‘ümmetin evlatlarıyız derken, ne kadar da doğru bir cümle kurduğumuzun farkına vardırıyor. Çünkü Hilfü’l-fudûl, zulmün önüne set çeken bir antlaşmadır. Bazı Kureyş kabilelerinin, Mekke’de haksızlığa uğrayan insanlara yardım etmek amacıyla yaptıkları, Hz. Muhammed’in de katıldığı antlaşma…

Milli Mücadelede halkın yazdığı destan: Kuvâyi Milliye

Milli Mücadelede halkın yazdığı destan: Kuvâyi Milliye

Anadolu'nun Yunan, İngiliz, Fransız, İtalyan ve Ermeni birliklerince işgal edildiği, Osmanlı ordusunun terhis edilip silahlarının alındığı zorlu günlerde, Türk halkı tarafından oluşturulan milli direniş örgütü.

İçeni ölümsüzlüğe kavuşturan su: Âb-ı Hayât

İçeni ölümsüzlüğe kavuşturan su: Âb-ı Hayât

İçeni ölümsüzlüğe kavuşturduğuna inanılan efsanevî su. Âb-ı hayât, aslında bütün dünya mitolojilerinde bulunan bir kavram. İslâm-Türk kaynaklarında ve edebî eserlerde aynü’l-hayât, nehrü’l-hayât, âb-ı câvidânî, âb-ı zindegî, hayat kaynağı, hayat çeşmesi, bengi su, dirilik suyu olarak geçer. Bu efsanevî su, bazen de Hızır ve İskender’e atfen âb-ı Hızır veya âb-ı İskender gibi çeşitli isimlerle anılır.

Türk’ün gücünün simgesi: Kızılelma

Türk’ün gücünün simgesi: Kızılelma

Kızılelma, eski çağlardan beri Türk cihan hâkimiyeti idealini sembolik olarak ifade eden kavram olarak anıldı. Orta Asya’da Oğuz Türkleri için, hangi yöne giderlerse gitsinler hedefleri ve kazandıkları zaferin adı haline geldi. Bir zaferin, Türk’ün gücünün simgesi oldu.

“Allah bes bâki heves”

“Allah bes bâki heves”

“Allah bes bâki heves” mefhumunun anlamı Osmanlıca sözlükte Allah yeter, başkası gelip geçici istektir, hevestir, anlamında kullanılır. Bes; kâfi, yeter, yetişir demektir. Bâki; kalan demektir. Heves ise, nefsin isteği, geçici arzu demektir. Allah bes diyen, Allahü Teâlâ’ya tevekkül etmiş olur. Tevekkül, vekil etmek, işini başkasına havale etmektir. Istılahta ise, Allah’a güvenmek, O’na dayanmaktır.

Sevgide bağlılık: Vefa

Sevgide bağlılık: Vefa

Günümüzde anlamını oldukça ağır bir şekilde yitirse de halen bir yerlerde bu mefhumu gerektirdiği şekilde yüreklerinde taşıyanlar vardır. Vefa demek öyle alelade bir maneviyat demek değildir. Vefa demek, gerek hayatta iken ve gerekse öldükten sonra sevgi ve ilgiyi devam ettirmek demektir. Vefa demek, sevgide devamlılık demektir. Vefa demek, ihtiyaç hâlinde yardım etmek ve tabi ki sırf Allah rızası için sevmek demektir. Vefa, Müslümanın en belirgin özelliklerindendir…

Kur’ân-ı Kerîm’in elli dokuzuncu sûresi : Haşr

Kur’ân-ı Kerîm’in elli dokuzuncu sûresi : Haşr

Bilinir ki Haşr, Medine döneminde Uhud Gazvesi’nden sonra hicretin dördüncü yılında nâzil olan, Kur’ân-ı Kerîm’in elli dokuzuncu suresidir. Surenin asıl amacı müminlere tereddütsüz bir iman, üstün bir ahlâk, sarsılmaz bir maneviyatla yardımlaşma ve dayanışma ruhu kazandırmaktır.

Kelâm sıfatı

Kelâm sıfatı

Allah Teâlâ’nın yüce zâtı ve sıfatları ezeli ve ebedi anlam yüklüdürler. Kelâm sıfatı da O’na nisbet edilen sübûtî sıfatlardan biri olarak önemli mana taşır. Ancak burada bir husus dikkat çeker: ‘bu sıfatın sadece harf ve ses yaratmaktan ibaret sayılması Allah’ın zâtında mevcut bir kelâm niteliğini inkâr etme anlamına gelir.’ Bu nedenle kelâm sıfatını ve ince manasını derinlemesine okumak ve anlamak gerekir.

Sırât-ı müstakîm

Sırât-ı müstakîm

Gerçeğe götüren doğru yol anlamında bir Kur’an tabiri. Sözlükte “anayol; doğru ve apaçık yol” mânalarına gelen sırât ile “dengeli ve dosdoğru” anlamındaki müstakīm kelimelerinden oluşan sırât-ı müstakîm “apaçık, dosdoğru ve hak yol” demektir. Burada yol kelimesinin dosdoğru diye nitelendirilmesi onun “hedefe ulaştıran en kısa yol” anlamına geldiğini gösterir.

Ayân-ı Sâbite

A'yân-ı Sâbite

Bir tasavvuf kavramı olarak, “dış âlemde var olan eşyanın görünür hâle gelmeden önce Allah'ın ilminde bilgi olarak mevcudiyeti, ortaya çıkan varlıkların Allah'ın ilmindeki gizli hakikâtleri, mahiyetleri” anlamına gelir.

2018 Fikriyat. Tüm hakları saklıdır.
BİZE ULAŞIN