Arama

Ünlü Yönetmenler

Dünya sinemasının başyapıtları

Dünya sinemasının başyapıtları

Sinema tutkunlarının olmazsa olmaz dedikleri filmler, unutulmaz sahneler, herkesin hafızasına kazınmış görüntüler mutlaka vardır. 10 ülkeden 10 film derlemesinin bulunduğu bu yazı dizisi ile mutlaka izlenmesi ve belleğinizde yer alması gereken filmleri sıraladık. Öyle ki bu eserler bugün hala birçok filme referans ve ilham vermiş başyapıtlar olmaya devam ediyor.

Bir illüzyonun içinde kaybolduk

Bir illüzyonun içinde kaybolduk

Semih Kaplanoğlu’nun bu hafta gösterime giren Buğday filminde başrolde Avrupa sinemasının usta oyuncusu Jean Marc Barr var. Dalgaları Aşmak, Derinlik Sarhoşluğu, Dogville gibi filmlerle anılan Barr, “Bugün modern dünyaya baktığınızda, ister Türkiye, ister Avrupa olsun insan ilişkilerinin dahi öldüğünü göreceksiniz” diyor.

Savaş sonrası sinema

Savaş sonrası sinema

II. Dünya Savaşı’ndan sonra Avrupa kendini yeniden inşa ederken sinemacılar, İtalyanların yeni gerçekçilik üslubundaki cesur hayatlardan, soğuk suç öykülerine varana kadar anlatımda çeşitli yollar buldu.

Sessiz çağın son yılları

Sessiz çağın son yılları

Sinemadaki bütün ihtişam, Lumière Kardeşler'in ilk deneyimiyle başladı. 1920’lerde ise yeni, incelikli bir düzeye erişti. Sesli yapımlara kadar filmlere en popüler tür olan Slapstick yani “fiziksel komedi”ler egemen olmuştu. Charlie Chaplin’in kariyeri, deneysellikten sanatkârlığa geçişi simgeledi. Sesli filmlerin geçici bir heves olduğunu düşünen Chaplin, Modern Times üzerinde çalışmaya başladığında gerçeği kabullendi. Ses sinemaya geliyordu…

Bazı kesimlerin aşağılık kompleksi var

"Bazı kesimlerin aşağılık kompleksi var"

Galasının Beştepe’de yapıldığı son filmi 'Buğday' hakkında konuşan Kaplanoğlu, kendisine karşı olan olumsuz tutumları da değerlendirdi. Kaplanoğlu, "Türkiye’deki sanat camiasının bazı kesimlerde bir tür aşağılık kompleksi, kendinden nefret hali var. Bu kompleks de İslamofobi olarak ortaya çıkıyor” dedi.

Buğday’ın galası, Beştepe’de yapıldı

Buğday’ın galası, Beştepe’de yapıldı

Yönetmen Semih Kaplanoğlu'nun son filmi "Buğday"ın galası, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın da katılımı ile Beştepe Millet Kültür ve Kongre Merkezi'nde yapıldı.

Türk Sinemasının çınarı: Ömer Lütfi Akad

Türk Sineması'nın çınarı: Ömer Lütfi Akad

Ömer Lütfi Akad, 1948 yılında Halide Edip Adıvar'ın aynı adlı romanından uyarlanarak beyaz perdeye aktarılan 'Vurun Kahpeye' adlı yapımda ilk kez tek başına yönetmen koltuğuna oturdu.

“Dönüp içimize bakmıyoruz!”

“Dönüp içimize bakmıyoruz!”

Usta yönetmen Semih Kaplanoğlu'nun Bal filmi ile Altın Ayı almasının üzerinden yedi yıl geçti. Yedi yılın sonunda da Buğday geldi. Amerika, Avrupa ve Türkiye'de çekilen filmi görünce böylesi bir film için yedi yılın çok da uzun olmadığını anlıyorsunuz.

Mirası kahkaha olan usta tiyatrocu: Nejat Uygur

Mirası kahkaha olan usta tiyatrocu: Nejat Uygur

Türk tiyatrosuna 60 yılı aşkın emek veren usta sanatçı Nejat Uygur, geleneksel Türk temaşa sanatında kendine özgü bir tavır geliştirerek, rol aldığı oyunlarda çocuksu tiplemeleriyle, söze dayanan oyunculuğuyla ve hafif komedileriyle adından söz ettirmeyi başardı. Sinema, tiyatro, dizi oyuncusu ve komedyen Nejat Uygur'u, vefatının 4'üncü yılında saygı ve rahmetle anıyoruz.

İstanbul’da bir James Bond

İstanbul’da bir James Bond

Polisiye tutkunlarının merakla beklediği 3. Kara Hafta İstanbul Festivali'nin bu yılki teması, yarattığı 007 kod adlı MI6 ajanı James Bond karakteriyle bir fenomen haline gelen Britanyalı yazar Ian Fleming. Sahip olduğu istihbarat tecrübesiyle romanlarının alt yapısını oluşturan Fleming, 1955’te gerçekleşen 6-7 Eylül olayları sırasında, Beyoğlu’nda bulunuyordu. İstanbul’da olma sebebini kesin olarak açıklayamayan Fleming’in 6-7 Eylül olaylarında parmağı var mıydı?

Myanmarlı mültecileri anlattığı filmiyle ödüle uzandı

Myanmarlı mültecileri anlattığı filmiyle ödüle uzandı

29 yaşındaki Japon yönetmen, gerçek bir Myanmarlı mülteci aileyi oynattığı ve Japonya'daki Myanmarlı mültecilerin yaşadığı sorunları anlatan filmiyle Tokyo Uluslararası Film Festivali'nde ödül kazandı. Fujimoto, "Mülteciler çok korkunç sorunlar yaşıyorlar ama bizim filmde anlatmak istediğimiz, başka bir ülkeye gittikleri zaman da sorunlarının bitmediğini göstermek" dedi. Semih Kaplonoğlu'nun ödüllü filmine de değinen Fujimoto, "Kaplanoğlu’nun 'Bal' filmi benim kutsal kitabım" şeklinde konuştu.

Film yapmak ahlâki bir iştir aynı zamanda

"Film yapmak ahlâki bir iştir aynı zamanda"

"Buğday" filmiyle Tokyo Uluslararası Film Festivali'nde büyük ödülün sahibi olan Kaplanoğlu, Kyoto Sanat ve Dizayn Üniversitesinde sinema bölümü öğrencileriyle bir araya gelerek, onların sorularını yanıtladı. Kaplanoğlu, "Film yapmak ahlâki bir iştir aynı zamanda. Ve biz bir ustadan el alırsak, onunla bir ruh birliği kurarsak kendimize çok şey katabiliriz. Sanat eğitiminde en büyük açmazın bu ustalarla ilişki kurulamaması olduğunu düşünüyorum" dedi.

Tokyo Film Festivalinde büyük ödül Buğdayın

Tokyo Film Festivali'nde büyük ödül 'Buğday'ın

Filmin Yönetmeni Kaplanoğlu, 'Her yaşadığımız an dünyada bir zarara sebep oluyor. Aşırı tüketim, aşırı kapitalizm... Lütfen hayatımıza ve insanlığa değer verelim. Nereden gelip nereye doğru gittiğimizi kavrayalım ve anlayalım' dedi.

Türkiyenin ortak değerleri

Türkiye'nin ortak değerleri

Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülleri'nin bu yılki sahipleri belli oldu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, ödüllerin sosyal bilimler alanında İlber Ortaylı'ya, sinema dalında Yavuz Turgul'a, geleneksel sanatlarda Ali Toy'a, resim alanında ressam Selahattin Kara'ya, vefa ödülünün de merhum Nurettin Topçu'ya verildiğini söyledi.

2017 Fikriyat. Tüm hakları saklıdır.
BİZE ULAŞIN