Arama

Ünlü Yazarlar ve Şairler

Oğuz Atay’ın biyografik ve kurmaca dünyasından...

Oğuz Atay’ın biyografik ve kurmaca dünyasından...

“Kelimeleri daha önce öyle kötü yerlerde kullanıyoruz ki, kirletir diye korkutuyoruz duygularımıza dokunursa” kelimelerin gücünü bu cümlesiyle ifade ediyor, Oğuz Atay. Onu anlatmak için başvuracağımız o kadar çok kelime var ki nitekim biz de korkuyoruz, kirlenmiş kelimelerle onu anlatmaktan. En güzelini ustası Vüs’at O. Bener söylemişti aslında: “Nedir bu kültür çorbası? Duyuyor musun Oğuz Atay! Çınar elli, kızdı mı kezzap gibi bakan, oysa iri çağla gözlü, kapılardan sığmaz güzel adamım! O zamanlar pek ayırdında değildin sanırım ‘tutunamadığının…”

Kabbani şiirlerinde Kudüs sancısı

Kabbani şiirlerinde Kudüs sancısı

Arap dünyasının en çok saygı duyulan isimlerinden, Suriyeli diplomat ve şair,  Nizar Kabbani… Onu aslında, ruhumuzda en çok yer edinen, acılarımıza ortak olan, yakarışlar eşliğinde söylediğimiz “Kudüs” şiiriyle tanıyoruz.

Türk şiirinde Kudüs sancısı

Türk şiirinde Kudüs sancısı

İslâmcı şairlerin şehir coğrafyalarının incisi Kudüs. Kan ve gözyaşının hiç dinmediği bir coğrafyada yer alan Kudüs, Türk şiirinde 1960’lı yıllardan itibaren yer almaya başladı ve birçok şairin yürek sızısı olarak mısralara döküldü.

Kudüsten yükselen bir feryâd: Nuri Pakdil

Kudüs'ten yükselen bir feryâd: Nuri Pakdil

Yedi Güzel Adam'ın ağabeylerinden biri olan Nuri Pakdil, fikir ve düşünceleri ile ışık tutan şairlerimizden biri. Türk edebiyatına adını altın harflerle yazdıran Pakdil, kendisini devrimci bir Müslüman olarak tanımlıyor. "Kudüs şairi" olarak da tanınan Pakdil'in dizeleri ve şiirlerinde seçtiği kelimeler inanmış olduğu hedefe yönelmiş birer ok gibi uzanıyor ve adeta "uyan" seslenişinde bulunuyor.

Sislerin ardından gelen şiirler

Sislerin ardından gelen şiirler

“Eğer sisler bulvarı olmasa/eğer bu şehirde bu bulvar olmasa/sabah ezanında yağmur yağmasa/şüphesiz bir delilik yapardım” der Atilla İlhan ve devam eder ardından Orhan Veli, "öyle bir yerde olmalıyım ki/ne karpuz kabuğu gibi/ne ışık, ne sis, ne buğu gibi/insan gibi.”

Eserlerine gömülen bir yazar: Oscar Wilde

Eserlerine gömülen bir yazar: Oscar Wilde

Modernist edebiyatın öncülerinden biri sayılan İrlandalı oyun yazarı, romancı, kısa öykücü ve şair Oscar Wilde bugün yani 30 Kasım 1900'de, bir otel odasında yaşama veda etti. Cenazesine sadece yedi kişi katılmıştı. Onun en önde gelen eseri kuşkusuz pek de iyi anıları olmayan hayatıydı, geride bıraktığı “Çünkü herkes öldürür sevdiğini…” dizeleri ise usta oyuncu Tuncel Kurtiz yorumuyla hafızalarımıza kazındı.

İsveçin en prestijli ödülü Müslüman yazarın oldu

İsveç'in en prestijli ödülü Müslüman yazarın oldu

İsveç'in en prestijli edebiyat ödülü olarak bilinen ve İsveçli yazar August Strindberg’in anısına verilen "Yılın En İyi Kurgu Kitabı" ödülüne, "Öldürdüklerinin göz yaşında boğulacaklar" romanıyla Uganda asıllı Müslüman yazar Johannes Anyuru layık görüldü.

Cumhuriyet devrinde bir Osmanlı Efendisi: İbnülemin Mahmud Kemal

Cumhuriyet devrinde bir Osmanlı Efendisi: İbnülemin Mahmud Kemal

Osmanlı Devleti’ne çeşitli görevlerde 33 yıl boyunca hizmet eden İbnülemin Mahmut Kemal İnal, kuvvetli bir inanca, güçlü bir hafızaya ve geniş bir tarih bilgisine sahipti. Toplumsal hayatta çok hızlı ve büyük değişimlerin yaşandığı bir dönemde yaşaması ve pek çok tanınmış kimse ile şahsen bir arada bulunması onu biyografi alanında pek çok eser vermeye yöneltti. Son dönem Osmanlı şairleri, müzisyenleri, sadrazamları, hattatları hakkındaki eserleri ile bu kişilerin unutulmalarını önlemeye çalıştı. Şiir, roman, hikâye gibi alanlarda da eserler verdi. Yaşamı boyunca konağındaki düzenli toplantılarda ilim ve sanat dünyasından kimseleri ağırlayarak kültür hayatına hizmet etti.

Neden en çok Stefan Zweig okunuyor?

Neden en çok Stefan Zweig okunuyor?

Geçtiğimiz hafta yapılan bir araştırmanın sonucuna göre, Türkiye dünya okuma alışkanlığı sıralamasında 86'ıncı sırada yer alıyor. Günde ortalama 1 dakika kitap okuyan Türk insanı, istatistiklere göre en çok Stefan Zweig okuyor. Peki neden Stefan Zweig?

İstanbul’da bir James Bond

İstanbul’da bir James Bond

Polisiye tutkunlarının merakla beklediği 3. Kara Hafta İstanbul Festivali'nin bu yılki teması, yarattığı 007 kod adlı MI6 ajanı James Bond karakteriyle bir fenomen haline gelen Britanyalı yazar Ian Fleming. Sahip olduğu istihbarat tecrübesiyle romanlarının alt yapısını oluşturan Fleming, 1955’te gerçekleşen 6-7 Eylül olayları sırasında, Beyoğlu’nda bulunuyordu. İstanbul’da olma sebebini kesin olarak açıklayamayan Fleming’in 6-7 Eylül olaylarında parmağı var mıydı?

Neydi bu çukur hikâyesi?

Neydi bu çukur hikâyesi?

Garip akımının kurucusu, Tanpınar’ın deyimiyle şiirimize tatlı anlaşmazlığı ve lezzeti getiren zekâ, şair Orhan Veli’nin, öldüğünde cebinde kuruşlar, yüreğinde sevdiği kadın ve ‘gelirli şiir’ vardı. Şiirleri ezbere bilinmesine rağmen hayatı hakkında pek kaynak yayımlanmadı. Elimizdeki tek bilgi, kardeşinin ölümünden üç yıl sonra yazdığı ‘Orhan Veli İçin’ kitabıydı.

Ahlâk davasıyla geçen bir ömür: Nurettin Topçu

Ahlâk davasıyla geçen bir ömür: Nurettin Topçu

Onu en iyi anlatan üç kelime: İsyan, hareket ve idare… Türkiye düşünce tarihinin yapaylıktan ve kopyacılıktan uzak en özgün düşünce adamlarından biri. Kendine özgü, ilgi çekici ve cesaretli bir fikir adamı olan Nurettin Topçu, ahlâk davası güttüğü ömrü boyunca yazdı; yazdığı gibi yaşadı. ‘Milliyetçilik’ kavramına, İslam ve Anadolu minvalinde yepyeni bir tanım yaptı. 1975 yılında vefat eden yazar, akademisyen ve fikir adamı Nurettin Topçu, “108. Doğum Yılında Nurettin Topçu” adlı anma programı ile günümüz düşünce dünyasına yeniden ışık tutacak.

239 kayıp tefrika eser bulundu

239 kayıp tefrika eser bulundu

Bir dönemin popüler tefrikalarının çoğu, kitaplaşmadan unutulup gitti. Gazete sayfalarında, arşivlerin tozlu raflarında kalmış, edebiyat tarihinde adı hiç geçmeyen bu romanlar, Özyeğin Üniversitesi’nin projesiyle yeniden canlanıyor, okuyucu ile buluşuyor.

2017 Fikriyat. Tüm hakları saklıdır.
BİZE ULAŞIN