Arama

Sinema

Sessiz çağın son yılları

Sessiz çağın son yılları

Sinemadaki bütün ihtişam, Lumière Kardeşler'in ilk deneyimiyle başladı. 1920’lerde ise yeni, incelikli bir düzeye erişti. Sesli yapımlara kadar filmlere en popüler tür olan Slapstick yani “fiziksel komedi”ler egemen olmuştu. Charlie Chaplin’in kariyeri, deneysellikten sanatkârlığa geçişi simgeledi. Sesli filmlerin geçici bir heves olduğunu düşünen Chaplin, Modern Times üzerinde çalışmaya başladığında gerçeği kabullendi. Ses sinemaya geliyordu…

Biz neden gerçek kahramanlarımızın filmlerini yapamıyoruz?

Biz neden gerçek kahramanlarımızın filmlerini yapamıyoruz?

Lumiére Kardeşler'in Paris’te ilk sinema gösterimlerini yapmalarından bu yana tam 132 yıl geçti. Sinema, o günlerden bugünlere çoğunlukla bir eğlence aracı, sosyal bir aktivite olarak görüldü. Görüntülerin kitleler üzerindeki inandırıcılığı o denli yüksekti ki, otoritelerin de bu gücü fark etmeleri ve kendi amaçları doğrultusunda yönlendirmeleri gecikmedi.

Bazı kesimlerin aşağılık kompleksi var

"Bazı kesimlerin aşağılık kompleksi var"

Galasının Beştepe’de yapıldığı son filmi 'Buğday' hakkında konuşan Kaplanoğlu, kendisine karşı olan olumsuz tutumları da değerlendirdi. Kaplanoğlu, "Türkiye’deki sanat camiasının bazı kesimlerde bir tür aşağılık kompleksi, kendinden nefret hali var. Bu kompleks de İslamofobi olarak ortaya çıkıyor” dedi.

Buğday’ın galası, Beştepe’de yapıldı

Buğday’ın galası, Beştepe’de yapıldı

Yönetmen Semih Kaplanoğlu'nun son filmi "Buğday"ın galası, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın da katılımı ile Beştepe Millet Kültür ve Kongre Merkezi'nde yapıldı.

Yedinci sanatın başarı öyküsü

Yedinci sanatın başarı öyküsü

Sinema, bir sanat olmasının yanı sıra aynı zamanda da büyük bir endüstriydi. Hatta dönem dönem modayı, gelenekleri ve karakterleri de bile etkiledi. Sinema ciddiye alınınca, yönetmenler filmlere has görsel bir dil yarattı. Böylece sinemacıların üslupları da ayırt edilmeye başlanmıştı. Günümüzde de büyük bir endüstri halinde devam eden sinema, teknolojik diğer gelişmelerin desteğiyle hızlı bir şekilde ilerliyor.

Türk Sinemasının çınarı: Ömer Lütfi Akad

Türk Sineması'nın çınarı: Ömer Lütfi Akad

Ömer Lütfi Akad, 1948 yılında Halide Edip Adıvar'ın aynı adlı romanından uyarlanarak beyaz perdeye aktarılan 'Vurun Kahpeye' adlı yapımda ilk kez tek başına yönetmen koltuğuna oturdu.

“Dönüp içimize bakmıyoruz!”

“Dönüp içimize bakmıyoruz!”

Usta yönetmen Semih Kaplanoğlu'nun Bal filmi ile Altın Ayı almasının üzerinden yedi yıl geçti. Yedi yılın sonunda da Buğday geldi. Amerika, Avrupa ve Türkiye'de çekilen filmi görünce böylesi bir film için yedi yılın çok da uzun olmadığını anlıyorsunuz.

İstanbul’da bir James Bond

İstanbul’da bir James Bond

Polisiye tutkunlarının merakla beklediği 3. Kara Hafta İstanbul Festivali'nin bu yılki teması, yarattığı 007 kod adlı MI6 ajanı James Bond karakteriyle bir fenomen haline gelen Britanyalı yazar Ian Fleming. Sahip olduğu istihbarat tecrübesiyle romanlarının alt yapısını oluşturan Fleming, 1955’te gerçekleşen 6-7 Eylül olayları sırasında, Beyoğlu’nda bulunuyordu. İstanbul’da olma sebebini kesin olarak açıklayamayan Fleming’in 6-7 Eylül olaylarında parmağı var mıydı?

Unutulmaz Kemal Sunal karakterleri

Unutulmaz Kemal Sunal karakterleri

Türk sinemasının unutulmaz siması ve kendisiyle özdeşleşen karakterleriyle izleyiciyi güldüren, güldürürken düşündüren bir isim Kemal Sunal. Milyonları kendine hayran eden usta oyuncunun doğum gününde, unutulmaz karakterlerini sizler için derledik. Kapıcılar Kralı, Hababam Sınıfı, Çöpçüler Kralı, Süt Kardeşler, Tosun Paşa, Kibar Feyzo ve dahası…

Unutulmaz filmlerden akıllara kazınan replikler

Unutulmaz filmlerden akıllara kazınan replikler

Sinema tarihinde öyle filmler vardır ki, üzerinden uzun zaman geçse de aklımızdan çıkmaz. Yıllar geçse de öyküler, karakterler ve bazı cümleler hafızamıza kazınır. İşte unutulmaz filmlerden akıldan çıkmayan replikler!

Myanmarlı mültecileri anlattığı filmiyle ödüle uzandı

Myanmarlı mültecileri anlattığı filmiyle ödüle uzandı

29 yaşındaki Japon yönetmen, gerçek bir Myanmarlı mülteci aileyi oynattığı ve Japonya'daki Myanmarlı mültecilerin yaşadığı sorunları anlatan filmiyle Tokyo Uluslararası Film Festivali'nde ödül kazandı. Fujimoto, "Mülteciler çok korkunç sorunlar yaşıyorlar ama bizim filmde anlatmak istediğimiz, başka bir ülkeye gittikleri zaman da sorunlarının bitmediğini göstermek" dedi. Semih Kaplonoğlu'nun ödüllü filmine de değinen Fujimoto, "Kaplanoğlu’nun 'Bal' filmi benim kutsal kitabım" şeklinde konuştu.

2017 Fikriyat. Tüm hakları saklıdır.
BİZE ULAŞIN