Secdenin Sükûneti: "En yakın olduğun an"
Secde, yalnızca bedenin yere eğilmesi demek değildir. Secde, ruhun sonsuzluğa doğru kanat çırpışıdır. İnsan, alnını secdeye koyduğunda dünyevi tüm hırslarını, kaygılarını ve benliğini geride bırakır; yerin en altına inerken manen göğün en yüksek katmanlarına ulaşır. Bu sessiz çığlık, kalbin dile gelip Rabbine "Senden başka sığınacak kimsem yok" demesidir. Her secdede toprakla buluşan alın, aslında topraktan geldiğini hatırlar ve bu tevâzu sayesinde ruhundaki ağırlıklardan kurtulur.
◾ Kul, Rabbine daima yakın olmak ister. O'nun emrettiklerine uymak ve daha iyi bir insan olmak için çabalar. Bahsi geçen anların en özeline dair bir hadis-i şerif bulunmakta. "Kulun Rabbine en yakın olduğu an, secde anıdır."
(Ebu Davud, Nikâh, 40.)
◾ Rahmân suresinde ise "O, insanı ateşte pişirilmiş toprak kaplar gibi kurutulmuş çamurdan yarattı" buyuruluyor. İnsan oğlu yaratılışından ötürü Rabbi'ne secde ederek ruhunu huşûyla buluşturur.