Affetmek bir tercih, helalleşmek bir şifadır
Bir kişi, sırtında başkalarına ait hataların yüküyle ne kadar uzağa gidebilir? Çoğu zaman bizi yoran hayatın kendisi değil, aksine içimizde biriktirdiğimiz kırgınlıkların ve asla sönmeyen öfkelerin ağır prangaları değil midir? Modern psikolojinin 'iyileşme' dediği, kadim bilgilerin ise 'safh' ve 'rızalık' ile taçlandırdığı affetme eylemi, aslında başkasını haklı çıkarmak değildir. Bu eylem, kendi ruhunuzu o karanlık hapishaneden tahliye etmek demektir. Gelin, ayetlerin ve hadislerin rehberliğinde; nefsin ağır yüklerinden kurtulup gönül hafifliğine ereceğiniz o yolculuğa birlikte çıkalım.
◾ Affetmek; kişinin yaşadığı mağduriyeti ve hissettiği acıyı halının altına süpürmeden, dürüstçe kabul etmesiyle başlamakta. Psikolojik açıdan bastırılan duygular, ileride daha büyük patlamalara yol açarak canımızı daha da yakar.
◾ Ancak o zaman geldiğinde de "canım yandı" diyebilmek bir zayıflık değil, iyileşmenin ilk basamağı olarak görülmeli...