Yeşilhat Akademi'de İklim Krizi Çözümleri Tartışıldı
Anadolu Ajansı Yeşilhat ve İstanbul Teknik Üniversitesi iş birliğinde düzenlenen Yeşilhat Akademi Buluşmaları'nda iklim krizi ve etkileri masaya yatırıldı. Uzmanlar, iklim değişikliğinin yağış rejimlerini köklü biçimde değiştirdiğine dikkat çekti. Kısa sürede gerçekleşen şiddetli yağışlar ve derinleşen kuraklık dönemleri, Türkiye'nin karşı karşıya olduğu en büyük çevre tehditleri arasında gösterildi. Plansız ve kontrolsüz şehirleşmenin bu doğal süreçleri afete dönüştürdüğü vurgulandı. AA Çevre ve Tarım Haberleri Müdürlüğü koordinasyonunda gerçekleştirilen buluşmada, iklim krizine karşı alınması gereken önlemler ve sürdürülebilir çözüm yolları tartışıldı. Akademisyenler ve çevre uzmanlarının katılımıyla gerçekleşen etkinlikte, iklim değişikliğinin Türkiye'ye özgü etkileri bilimsel verilerle ele alındı.
İTÜ İklim Bilimi ve Meteoroloji Mühendisliği Bölümü'nün Dünya Meteoroloji Günü kapsamında düzenlediği tam gün süren etkinlik kapsamında gerçekleştirilen panelde, iklim değişikliğinin hava olayları, şehir yaşamı ve afet riskleri üzerindeki etkileri bilimsel veriler ışığında ele alındı.
- "İklim beklenen, hava durumu yaşanandır"
Panelde konuşan Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu, toplumda iklim ve hava durumu kavramlarının sıklıkla karıştırıldığını belirterek, "Hava durumu o anda yaşadığımız atmosfer koşullarıdır, iklim ise uzun vadede beklediğimiz ortalamadır. Ancak bugün bu ayrım giderek bulanıklaşıyor." dedi.
İklim değişikliğinin yalnızca ortalamalarda değil, aşırı hava olaylarında da kendini gösterdiğini vurgulayan Kadıoğlu, buharlaşma arttıkça su döngüsünün hızlandığını, yağışların daha kısa sürede ve daha şiddetli düştüğünü, bunun da özellikle kentlerde ani sel ve taşkın riskini artırdığını anlattı.
Yanlış şehirleşmenin afet riskini büyüttüğünü belirten Kadıoğlu, dere yataklarına yapılan yapılaşmaya dikkati çekerek, "Selin afete dönüşmesi için maruziyet gerekir. Dere yatağına yapı yaparsanız, aşırı yağışta bunun sonuçlarını yaşarsınız." diye konuştu.
Akdeniz havzasının iklim değişikliğinden daha fazla etkilendiğini, Kuzey Afrika'da beklenen kuraklığın Avrupa için göç ve güvenlik sorunu olarak görüldüğünü aktaran Kadıoğlu, afetlere karşı toplumsal bilincin artırılmasının önemine işaret etti.
Kadıoğlu, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Afet eğitimi küçük yaşlardan itibaren başlamalı. Anaokulu ve ilkokuldan başlayarak çocuklara güvenli yaşam kültürünü kazandırmamız gerekiyor. Bu bilinç refleks haline gelmeli, selde, fırtınada, yıldırımda nasıl davranacağını bilen bir toplum oluşturmalıyız. Doğal afet diye bir şey yoktur, doğal tehlike vardır. Afet, tehlike, maruziyet ve etkilenebilirliğin çarpımıdır. Tehlike engellenemez ama maruziyet ve etkilenebilirlik azaltılabilir. Bu nedenle şehir planlaması ve yapılaşma kritik öneme sahiptir."
- "Yeşil alanların artırılmasıyla 2 dereceye kadar soğuma sağlanıyor"
Prof. Dr. Yurdanur Ünal, iklim değişikliğinin yağış rejiminde çelişkili gibi görünen etkiler oluşturduğunu, toplam yağışlar azalırken, atmosferdeki nem artışı nedeniyle kısa sürede çok şiddetli yağışlar görülebildiğini kaydetti.
Sıcaklık artışıyla birlikte atmosferin daha fazla nem tutabildiğini, bunun da ani ve yoğun yağışları tetiklediğini ifade eden Ünal, kentlerde "ısı adası" etkisinin giderek büyüdüğünü ve yüzey malzemelerinin bu süreçte kritik rol oynadığını dile getirdi.
Ünal, "Yaptığımız ölçümlerde asfalt yüzeyde 55 derece, hemen yanındaki beton yüzeyde 50 derece sıcaklık ölçtük. Bu fark, gece boyunca ortama geri verilen ısıyı artırarak kent ısı adasını büyütüyor." şeklinde konuştu.
Yeşil alanların artırılmasının sıcaklıkları düşürdüğünün altını çizen Ünal, "İstanbul için yaptığımız modellemelerde, yeşil alanların artırılmasıyla 2 dereceye, tamamen doğa tabanlı çözümlerle ise 5-7 dereceye kadar soğuma sağlanabileceğini gördük." bilgisini verdi.
- "İklim sistemi için kritik eşik"
Prof. Dr. Barış Önol ise hava tahminlerinin küresel ve bölgesel modellerin birlikte kullanılmasıyla yapıldığını belirterek, "Küresel modellerden elde edilen verileri, daha yüksek çözünürlüklü bölgesel modellerle işleyerek 3 ila 10 günlük tahminler üretiyoruz. Özellikle son 3 gün kala tahminlerin doğruluğu oldukça artıyor." sözlerini sarf etti.
İklim değişikliğinde kritik eşiklere, özellikle de okyanus akıntılarındaki yavaşlamaya dikkati çeken Önol, "Atlantik'teki sıcak su taşıyan akıntıların zayıflaması, iklim sistemi için kritik bir eşik olabilir. Bu sistemin durması, geri dönülmesi çok zor bir sürece işaret eder. Bu sistem şu anda yavaşlamış durumda." uyarısında bulundu.
Yapay zekanın iklim çalışmalarına katkı sağladığına ancak yeni sorunlar da doğurduğuna değinen Önol, "Yapay zeka hesaplamaları çok büyük enerji gerektiriyor. Bu enerji ihtiyacı mevcut iklim senaryolarında tam olarak yer almıyor. Bu da geleceğe dair yeni bir belirsizlik oluşturuyor." tespitini paylaştı.
Panelde konuşmacılar, sunumlarda, iklim değişikliğiyle mücadelede yalnızca bilimsel verilerin değil, şehir planlaması, enerji politikaları ve toplumsal farkındalığın da belirleyici olduğunu anlattı.