“Ben ahlâkî güzellikleri tamamlamak için gönderildim”
Mübarek bir gecenin arefesinde, Sevgili Peygamberimizin kutlu doğumunun 1501. Yılını idrak ettiğimiz bir günü yaşıyoruz…
Bugün, yeni bir Mevlid Kandili… Bugün, âlemlere rahmet olarak gönderilen Son Nebi'nin dünyamızı şereflendirdiği vaktin yeni bir yıl dönümü…
Üzerinden yıllar değil, çağlar geçmiş olsa da muhabbetinden bir şeyin eksilmediği Hz. Muhammed'in (sav) dünyamızı değiştiren Mevlid'ini, bugünden itibaren muhtelif programlarla ülkemizde ve İslam dünyasında yine ve yeniden yâd edeceğimiz günlerin başlangıcı, bugün…
Bu yılki Mevlid-i Nebî Haftasında ana tema, "Peygamberimiz ve Güzel Ahlâk" olarak belirlenmiş… Doğrusu çokça muhtaç olduğumuz bir konu, Güzel Ahlâk… Temennimiz, bu yılın teması olarak belirlenen güzel ahlâkın gerek bireysel gerekse toplumsal olarak ne denli önemli olduğunun farkına varmamıza bu hafta içerisinde yapılacak faaliyetlerin bir vesile olması…
Son Nebi'nin önemli misyonu: Ahlâkî güzellikleri tamamlamak…
Peygamberler, Allah Teâlâ'nın insanlar içinden seçerek toplumlarına gönderdiği kutlu elçilerdir. Onlar aynı zamanda iyiliklerin ve güzelliklerin öğretmenleridir. Kendisini bir "muallim=öğretmen" olarak nitelendiren Sevgili Peygamberimiz (sav) bir başka hadisinde ise gönderiliş gayesini şu manidar ifadelerle ortaya koymaktaydı: "Şüphesiz ben, ahlâkî güzellikleri tamamlamak için gönderildim."
Hz. Adem'den beri insanlar, peygamberlerden hayata, dünyaya ve ahirete dair bilgilerle beraber ahlaki olgunluğa ve nihayet güzel ahlaka dair bilgileri öğrene gelmişlerdir. Kendilerine iman eden müminleri dünya ve ahirette mutluluğa ulaştıracak olan dinî ve ahlakî prensipleri, müntesiplerine bizzat yaşayarak ve tatbik ederek öğreten bu kutlu elçilerin sonuncusu olan Hz. Muhammed (sav) ise işte bu kadim ahlakî güzellikleri tamamlamak ve taçlandırmak maksadıyla gönderilmiş olduğunu beyan ederek bu önemli görevine dikkat çekmektedir. Kendisinden sonra peygamber gelmeyeceği için aynı zamanda güzel ahlakın zirvesi olan özelliklere sahip İslam Ahlâkı'nı bizzat kendisi yaşayarak ashabına ve sonradan gelecek Müslüman nesillere öğretmişti Resul-i Ekrem (sav)… Bu sebeple Mevlid-i Nebî haftalarında belirli periyodlar ile "Peygamberimiz ve Güzel Ahlâk" konusunu ele almak, zamanın daha bir hızlı aktığı, kutsalların değersizleştirilmeye çabalandığı günümüzde son derece önemli bir durumdur. Bugünkü yazımızda biz özetle Peygamber Efendimizin (sav) güzel ahlak konusundaki örnekliğinden bahsetmeye çalışacağız.
Hayatı güzel ahlak örnekleriyle dolu bir Peygamber…
Kendisine mukaddes peygamberlik görevi verilmeden önce amcasıyla birlikte Mekke şehrinde kumaş ticaretiyle iştigal eden Hz. Muhammed (sav) ticaret ahlâkı namına söylenecek bütün olumlu şeylerin kendisine yakıştırıldığı biriydi… Doğru sözlü oluşu, verdiği sözde duruşu, vâdini vaktinde yerine getirişi, randevusuna sadakati…
Bütün bunlar kısa zamanda Mekke ticaret piyasasında onun "Muhammedül-Emin" olarak anılmasına ve güvenilir biri olarak şöhret bulmasına vesile olacaktı. Peygamberlik vazifesinden itibaren tebliğ ettiği İslam dininde de tüm bu ahlakî güzelliklere vurgu yapılması ve bunların insanlara da emrediliyor olması tam bir "söylem-eylem bütünlüğü"nün güzel örnekleri olarak tecelli ediyordu. Yıllar sonra Mekke'nin Fethinde bir gün Resulullah'ın huzuruna eski iş ortağı Abdullah b. Sâib'in gelmesi ve peygamberimizle ilgili sitayiş dolu sözler söylemesi son derece manidardı…
Bugün modern hayatta, Müslüman ülkelerde ve toplumlarda ticari hayatta rastlanan gayri ahlaki tavır ve davranışların, tutum ve uygulamaların, Peygamberimizin ticari ahlâka dair tavsiye ve telkinlerinin ne kadar önemli olduğunu ortaya koymaktadır. O halde diyebiliriz ki, güzel ahlâk ticari hayatta önemlidir ve son derece değerlidir.
Dürüstlüğü ve işine bağlılığıyla insanlarda hayranlık uyandıran genç bir tacir iken kendisine aracılar vasıtasıyla evlilik teklifinde bulunan Hz. Hatice ile yuva kuran Peygamberimiz, aile hayatında da güzel ahlakıyla dikkat çekmişti. Eşinin kişilik haklarına saygılı, evlatlarına şefkatle davranan bir aile reisi olarak Hz. Muhammed (sav) kendisine ilk vahyin geldiği dönemde hemen koşarak evine geldiğinde onu ilk olarak teselli eden ve sakinleştiren, hayat arkadaşı ve yoldaşı Hz. Hatice olmuştu. Peygamberimize, "Onun, akrabalarına iyilikte bulunan, yoksulları, dulları ve yetimleri görüp-gözeten biri olduğunu ve Allah'ın, onun bu iyiliklerini asla zayi etmeyeceğini" hatırlatmıştı…
Kur'an-ı Kerim, peygamberlerden ve onların ailelerinden bahsederken, Peygamberimizin ailesine de özel sorumluluklar yüklemiş ve "Ehl-i Beyt" denilen Peygamber ailesinin bütün ahlaki güzelliklerle bezenmiş ve olumsuzluklardan arınmış olmalarını telkin etmişti. Denilebilir ki, Peygamberimizin aile hayatı, modern hayatta aile kurumunun böylesine yıpratılmış ve değersizleştirilmiş olduğu bu ortamda, en değerli ve önemli örneğimiz olacaktır ve olmalıdır. Zira evlerde -artık akıllı robotların hizmete başladığı şu günümüzde- huzur yerine mutsuzluk hüküm sürüyorsa, eksiğimiz maddi olan değil, manevi olan şeylerdir. Eksiğimiz, yuvalarımızda Muhammedî Muhabbet'tir. Bu ise ancak güzel ahlak ile tecelli etmektedir…
Ticaret ve Aile hayatı dışında kalan tüm alanlarda; eğitim-öğretim, sanat, bilimsel araştırmalar, insanlar ve uluslararası ilişkiler… Tüm bunlarda da güzel ahlak ilkelerinin varlığına ve olumlu etkilerine muhtacız. Bugün Müslümanlar olarak Peygamberimizin öğrettiği İslam'ın güzelliklerine hem bizler hem de tüm insanlık büyük bir ihtiyaç duymaktadır…
"Müminlerin iman bakımından en olgunu ve kâmili, ahlakı en güzel olanıdır." Buyurarak güzel ahlakın iman ile ilişkisine dikkat çeken Sevgili Peygamberimize, ailesine ve ashabına binlerce salat ve selam olsun.
Mevlid Kandiliniz mübarek olsun efendim.
Mehmet Emin Ay
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
- İslam âlimlerinin “zamanın kadrini bilmek” konusundaki görüşleri - 2 (20.08.2026)
- İslam âlimlerinin “zamanın kadrini bilmek” konusundaki görüşleri-1 (17.08.2026)
- İslam kültüründe “zamanın kadrini bilmek” (10.08.2026)
- Zaman israfı… (30.07.2026)
- Ahiretteki hesabın asıl konusu: İsraf (23.07.2026)
- 15 Temmuz’un 10. yıl dönümünde… (15.07.2026)
- İsraftan sakınmanın “sağlıklı bir hayat” için taşıdığı önem (10.07.2026)
- Gıdanız “Helal ve Temiz” olursa israfa düşmezsiniz (02.07.2026)