VAV TV CANLI YAYIN
Mehmet Emin Ay

Zaman israfı…

30 Temmuz 2026

İsraf türlerinden birinin de zaman israfı olduğunu, Peygamberimizin (sav) hadislerinden öğreniyoruz. Bundan 14 asır önce irad ettiği hadis-i şerifleriyle çağları aşan mesajları hem yolumuzu aydınlatıyor hem de irşad ediyor, bizleri.

Doğrusu, O'nun yaşadığı çağda, bir diğer ifadeyle Asr-ı Saadet'te, belki zaman günümüzdeki kadar hızlı geçmemekteydi. Zira o devirlerde ihtiyaçlar daha sınırlı, meşguliyetler daha azdı. Buna rağmen, "ahlakî güzellikleri tamamlamak için gönderildim" buyuran Muallim-Nebi (sav) ümmetine, zamanı da hakkını vererek değerlendirmesini öğretiyordu.

Gelelim yaşadığımız günümüz dünyasına. Modern çağımız, "haz ve hız çağı" olarak adlandırılıyor. Bu çağda her şey hazza dayalı olması gibi hızlı da olmalı! Zira günümüz insanında sabır denilen erdem, sayfalarda yazılı bir kelimeden ibaret! Ancak acı gerçek, bir "kıyamet alameti" olarak da zikredilen "zamanın çok hızlı geçmesi/vakitlerin bereketsizliği", sabır erdemiyle alakası olmayan günümüz insanı için gerçekten de önemsenmesi gereken bir paradoks olarak karşımızda duruyor. Bugün zamanın hızla akıp gitmesi karşısında elinden bir şey gelmeyen insanoğlu, "bereket" ve "sabır" gibi dinî kavramlarla tanışmak, barışmak ve yaşamak zorunda. Bu gerçeğin farkında olanlar da var; olmayanlar ve olmak istemeyenler de… Lâkin burada şunu rahatlıkla ifade edebiliriz: Kur'an-ı Kerim'in, ilahî vahiy olan mesajları gibi, bunları insanlığa tebliğ eden Kutlu Elçi'nin (sav) hadis-i şerifleri ve sünnet-i seniyyesi de sadece yaşadıkları çağ için değil, özellikle günümüzde yaşayan insanlık ve sonradan gelecek nesiller için de son derece kıymetli rehberlikler sunuyor bizlere. Bütün mesele, özellikle müslüman toplumlar için, bunların rehberliğini kabul etmek ve benimsemek!.. Söz gelimi, aktaracağımız şu iki hadis-i şerif, sanki daha yeni söylenmiş gibi ter-ü taze duruyor karşımızda…

"İki nimet vardır ki, insanların çoğu, onların değerini bilme hususunda yanılgı içindedirler: Sağlık ve boş vakit…"

"Beş şey gelmeden önce beş şeyin değerini iyi bilmelisin.
Ölümünden önce hayatının, meşguliyetinden önce boş zamanının…"

Hatırlayacağınız üzere, bundan önceki yazımızda insan için hayatın önemi hakkında sizlerle hasbihal etmiştik. Bugünkü yazımızda ise vaktin önemi ve zamanın israfı hususlarına değineceğiz.

"Asr'a andolsun ki" ilahi buyruğunda, Vaktin Önemi…

Kur'an-ı Kerim'de üç ayetten oluşan ve "Asr" suresi olarak bilinen bir sure vardır. Bu surede Allah Teâlâ, asrın üzerine yemin ederek başlar ilahi buyruğuna. Peki nedir Asr?... Tefsir kaynaklarına baktığımızda, önce "Asr" kelimesi üzerinde durulduğuna ve Asr'ın, "Mutlak zaman; ikindiden güneşin batmasına kadar olan zaman; sabah veya akşam vakitleri; seksen veya yüz yıllık zaman dilimi; çağ; bir insan ömrünün tamamı; Resûlullah (sav) Efendimizin yaşadığı "asr-ı saadet" dönemi" gibi mânalar taşıdığına şahit oluruz.

Denilebilir ki, bu ilk ayeti-i kerimedeki tek kelime, yukarıda bahsi edilen manalar için ufuk açıcı bir nitelik arz etmekte ve müfessirler de bu doğrultuda farklı yorumlarda bulunmaktadırlar. Ancak daha ziyade tercih edilen "mutlak zaman" karşılığının, diğer anlamları da içine alan bir kapsam genişliğine sahip olduğu ifade edilmektedir. Esasen "zaman" kavramı hem bizzat insan için hem de sonsuz ahiret hayatı öncesinde şu fani dünyada insanın geçireceği dönem için vazgeçilemez bir öneme sahiptir. Nitekim Kur'an-ı Kerim, "insan için dünyada tanınan zaman diliminin bir sınav olduğuna; bunu kimin iyi değerlendirdiği kimin de zâyi ettiği hususlarında bir sınavdan geçirileceğine" dikkat çeker (Bkz. Mülk, 2).

Asr Suresinin ilk iki ayetine baktığımızda gözlenen odur ki, Allah Teâlâ, üzerine yemin ettiği "zaman" kavramının, aslında son derece önem taşıdığına dikkat çekerek, insanların bu hususta derin bir yanılgı ve "hüsran" içinde olduğunu ifade buyurmaktadır.

Surenin, "Hiç şüphesiz insan mutlak bir hüsran içindedir" mealindeki ikinci ayetinde bahsi geçen "hüsran" kelimesi de aynı şekilde üzerinde dikkatle durmamızı ve incelememizi gerektirecek bir özelliğe sahiptir. Şöyle ki, bu kelime "zarar, ziyan, kayıp, iflas etmek ve eli boş kalmak" gibi anlamlar taşırken, ilişkili olduğu varlık ise insandır. Hem de buradaki ifadesiyle tüm insanlık. Nitekim önce Asr'a yemin edilmiş, ardından -birtakım istisnalarla- tüm insanlığın "kaybeden"lerden olduğu vurgulanmıştır. Bazı müfessirler burada geçen hüsran kelimesinin ahiretteki azaba işaret ettiğini ifade etmektedirler. Zira zamanını israf eden ve ömrünü boşa geçiren bir insan için en büyük ziyan ve kayıp bu olacaktır. Zaten İslam âlimleri, daimi bir zaman bilincine sahip olmama ve onu değerlendirme şuuru taşımamanın hem dünya hem de ebedi ahiret hayatının kaybında en büyük etken olduğu kanaatindedirler. İşte tam burada İmam Şâfiî'nin şu kıymetli tespitini sizlerle paylaşmak isteriz:

"İnsanların çoğunluğu ve neredeyse tamamı, bu sureyi tefekkür, (üzerinde düşünme ve değerlendirme) hususunda gaflettedirler (farkında değiller)."

Hüsran yaşamayacaklar kimlerdir ve hangi özelliklere sahiptirler?

Asr suresinin üçüncü ayeti işte bunu ifade ediyor: "Onlar, iman edenler, salih amellerde bulunanlar; birbirlerine hakkı ve sabrı tavsiye edenlerdir."

Aslında bu son ayet, başlı başına bir yazı konusudur. Ancak amacımız sadece vaktin önemi ve zamanın israfı çerçevesinde konuyu ele almak olduğu için ilgili ayetlerin detaylarını temel kaynaklara bırakarak şunları ifade etmek ve konuyu toparlamak istiyoruz.

Zamanın kadrini bilmek, onu israf etmemek, vaktini en verimli şekilde değerlendirmek, vakti boşa harcamamak gibi kavramlar, kültürümüzde mevcut zenginliklerimizdir. Bunların pek çoğu İslam dininin bizlere rehberliği sayesinde kazandığımız güzelliklerdir. Ne var ki, pek çok güzel özelliğin aramızdan yitip gittiği gibi "zamanın kadrini bilme" hususunda da maalesef kaybımız büyük… İçinde bulunduğumuz mevcut sıkıntılı durumumuzu ve buna dair çözüm önerilerini yine dinimizden ve kültürümüzden devşireceğimiz bilgilerle sizlerle paylaşmayı arzu ediyoruz. Gelecek yazımızda buluşmak üzere sağlıcakla kalınız…

Mehmet Emin Ay

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
X
Sitelerimizde reklam ve pazarlama faaliyetlerinin yürütülmesi amaçları ile çerezler kullanılmaktadır.

Bu çerezler, kullanıcıların tarayıcı ve cihazlarını tanımlayarak çalışır.

İnternet sitemizin düzgün çalışması, kişiselleştirilmiş reklam deneyimi, internet sitemizi optimize edebilmemiz, ziyaret tercihlerinizi hatırlayabilmemiz için veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.

Bu çerezlere izin vermeniz halinde sizlere özel kişiselleştirilmiş reklamlar sunabilir, sayfalarımızda sizlere daha iyi reklam deneyimi yaşatabiliriz. Bunu yaparken amacımızın size daha iyi reklam bir deneyimi sunmak olduğunu ve sizlere en iyi içerikleri sunabilmek adına elimizden gelen çabayı gösterdiğimizi ve bu noktada, reklamların maliyetlerimizi karşılamak noktasında tek gelir kalemimiz olduğunu sizlere hatırlatmak isteriz.