VAV TV CANLI YAYIN
Mehmet Emin Ay

Ahiretteki hesabın asıl konusu: İsraf

23 Temmuz 2026

Bildiğiniz üzere, uzun bir süredir bu sütunda "israf" konusunu çeşitli yönleriyle ele almaya ve elde ettiğimiz bilgileri sizlerle paylaşmaya çalışıyoruz.

Konunun üzerinde bu kadar durmamızın sebebi, israf meselesinin İslam dininde son derece önemsenmesine rağmen, müslüman toplumlar tarafından yeterince anlaşılmaması, gereken hassasiyetin gösterilmemesi; ve insanların birey olarak gittikçe israfı "önemsemeyen" kişiler haline gelmeleridir. Evet, acı gerçek şudur ki, bilim ve teknolojide ilerleyen insanlık, azalan kaynaklarına rağmen daha tasarruflu olacaklarına, daha çok israf eder olmaya başlamıştır. Ne var ki, herkes ve her toplum, tercihlerinin sonucunu hem kendisi yaşıyor hem de yerküre üzerindeki diğer insanlara ve canlılara yaşatıyor. Nitekim "Ekosistem" adlı gerçek, birey olarak yaptıklarımızın sadece kendimizi ilgilendirmeyip yakın ve uzak olmak üzere tüm çevremize bir şekilde sirayet ettiğini ve onları, az ya da çok ama mutlaka etkilediğini açık bir şekilde ortaya koymaktadır. O halde, israfı önemsememenin, yakın ve uzak çevredeki insanlara ve canlılara ait bir hak gasbı olduğundan bile söz edebiliriz. Bu ise ahiret hayatına iman eden bir müslüman için gerçekten endişe verici bir durumdur. Zira Mahşer Günü'ndeki o büyük sorgulamada, kişi hem yaptıklarından hem de yapmadıklarından hesaba çekilecektir.

Mahşer Günü'nde kişinin hangi konularda hesaba çekileceği hususunda Hz. Peygamber (sav) Efendimizin son derece ciddi uyarıları vardır. Zira bu konuda Allah Teâlâ, indirdiği pek çok ayetle kutlu elçisine bunları tebliğ vazifesi vermiştir. Peygamberimizin uyarılarına bakıldığında ise birçok hadis-i şerifte açık ve net bir biçimde "kulun hesaba çekileceği hususlar"dan bahsedilmektedir. Aşağıdaki hadis onlardan biridir:

"İnsanoğlu, kıyamet günü Rabbi katında beş şeyden hesaba çekilmedikçe ayakları hiçbir yere hareket edemeyecektir:
Ömrünü nerede hangi yolda tükettiğinden, gençliğini ne uğurda yıprattığından, malını nereden kazandığından ve nereye harcadığından, öğrendiği bilgilerle nasıl amel ettiğinden…"

Hadis-i şerife dikkat ettiğimizde, "tüketmek, yıpratmak, harcamak" gibi kelimeler bize bir "haddi aşma"nın varlığını hissettiriyor. Bu haddi aşma, ömrün, gençliğin, malın ve sahip olunan bilginin kadir ve kıymetini bilememek ve yerli yerince kullanamamak şeklinde tecelli edince, tabii olarak bir haddi aşma ve israf söz konusu olmaktadır. işte Resulullah (sav) ümmetini, nimetlerin kadrini ve kıymetini bilerek şükretmeyi; haddini bilerek savurganlığa düşmemeyi öğütlüyordu. Kısacası ahiretteki hesabın ana konusunun, israf temelinde olacağına dikkat çekiyordu…

Konuyla ilgili uyarıları ihtiva eden hadis sadece bu değil elbette… Kıyamet günü gerçekleşecek hesabın asıl konusunun israf olacağını, maddi-manevi olarak insana bu dünya hayatında neler bahşedilmişse, hangi nimetler özel ihsan olarak lütfedilmişse, mutlaka bunun hesabının da sorulacağından haber veren nice uyarıları var Hz. Nebi'nin… Sözgelimi, nimetlerin kadrini-değerini bilmek ve onları israf etmemek hususunda bir kişiye verdiği şu nasihat ne kadar anlamlıdır!..

"Beş şey gelmeden önce beş şeyin değerini iyi bilmelisin.
Ölümünden önce hayatının, meşguliyetinden önce boş zamanının, fakirliğinden önce zenginliğinin, ihtiyarlığından önce gençliğinin ve hastalığından önce sağlığının."

Bu hadis-i şerif ise kişiye tam anlamıyla rehberlik yapmaktadır diyebiliriz. Günümüzde popüler bir kavram olan "hayat anlayışı", "yaşam felsefesi", "hayata bakış açısı" gibi ifadelerle ortaya konulmak istenen şey, insanın sahip olduğu nimetlerin farkında olması ve onlarla kurduğu ilişkiyi başarılı bir şekilde yönetmesidir. İşte asırlar öncesinden Sevgili Peygamberimiz (sav) ümmetine ve sonradan gelecek mümin nesillere bir hayat anlayışı kazandırmak istemekte ve mutlu bir yaşam için rehberlikte bulunmaktadır. Bu rehberliğin, dünya hayatında kendisine verilen nimetlerin hesabının görüleceği günde, "kurtuluşa erenlerden" olmak için de önemli bir rol oynayacağını söyleyebiliriz. Zira yukarıda ilk olarak zikrettiğimiz hadis-i şerif işte tam da bu hususta bilgi vermekteydi bizlere…

Ele aldığımız bu hadis-i şerif ise bize nimet elden çıkmadan, fırsat kaçırılmadan onu değerlendirmeyi öğütlemektedir. Dikkat edilmesi istenen hususlar, hayat; boş vakit; zenginlik; gençlik ve sağlık olarak gösteriliyor. Dikkat çekici olan bir başka özellik ise bunların hepsinin bir "süre" ile sınırlanmış olması. Hayat da boş vakit de zenginlik de gençlik de sağlık da kişiye bir süreliğine verilen şeyler… Ancak ne var ki, kişi bunlara malik iken farkındalık şuuruna sahip değilse eğer hiçbir zaman bunları kaybetme düşüncesini taşımıyor. Sonunda her biri, gereğince değerlendirilemediği için israf ediliyor; ve bundan dolayı dünyada ceremesi, ahirette ise cezası çekiliyor. Resul-i Ekrem (sav) işte son derece önemli bu beş hususta, müminin adeta "mümince bir yaşam felsefesi" sahibi olmasıni, böylece isabetli öngörülerde bulunarak, "ân" ile birlikte "geleceği" de hesaba katarak yaşamasını salık vermektedir. Böylesi bir anlayışla yaşanacak hayat; imar edilmiş ve "mamûr" bir hale getirilmiş olur. İşte o zaman hayat, verimli bir şekilde geçirildiği için "ömür" halini alır ve "güzel bir ömür" olarak anılır. Hadis-i şerifin ilk cümleleri bize âdeta şunları söylüyor:

Allah'ın sana verdiği nimetlerden biri de bu dünyada yaşayacağın bir zaman dilimine sahip olmaktır. Senin de dünya hayatına sahip olmandır. Seni bu fani dünya hayatından koparıp ebedi hayata götürecek olan ölüm sana gelmeden önce elinde büyük bir nimet olarak bulunan dakika, saat, gün, hafta, ay ve yıllardan oluşan zaman diliminin farkına var!.. Onun kadrini ve değerini bil!.. Onlarca yıl süren bu zaman dilimini gereği gibi değerlendir! Seni bir insan olarak yaratan ve bu dünyaya gönderen Yüce Yaratıcının varlığının da farkında ol! O'nu tanımaya, bilmeye çalış! O'nun emir ve yasaklarına riayet et ve hürmetkâr ol… İşte o zaman sen, hayatını güzel bir ömür olarak yaşayan kişilerden olursun… Böylesi bir hayat anlayışıyla yaşayan kişilerden ve ulaşacakları nimetlerden bahseden bir ayetle sözlerimizi tamamlayalım. Allah Teâlâ şöyle buyuruyor:

"Erkek veya kadın, mümin olarak salih ameller işleyenleri, andolsun ki, bu dünyada hoş bir hayatla (hayâten tayyibeten) yaşatacağız. Ayrıca onları, işledikleri güzel amellerden dolayı en güzel karşılıklarla da mükafatlandıracağız." (Nahl, 97)

Bu ayetin, Hz. Peygamber (sav) Efendimizin, ifade buyurduğu bir hadisinin, sadece bir cümlesinin bile yaşanması durumunda kişinin neler kazanacağına dair manidar bir örnek olduğunu söyleyebiliriz.

Konuya devam edeceğiz. Sağlıcakla kalınız efendim.

Mehmet Emin Ay

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
X
Sitelerimizde reklam ve pazarlama faaliyetlerinin yürütülmesi amaçları ile çerezler kullanılmaktadır.

Bu çerezler, kullanıcıların tarayıcı ve cihazlarını tanımlayarak çalışır.

İnternet sitemizin düzgün çalışması, kişiselleştirilmiş reklam deneyimi, internet sitemizi optimize edebilmemiz, ziyaret tercihlerinizi hatırlayabilmemiz için veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.

Bu çerezlere izin vermeniz halinde sizlere özel kişiselleştirilmiş reklamlar sunabilir, sayfalarımızda sizlere daha iyi reklam deneyimi yaşatabiliriz. Bunu yaparken amacımızın size daha iyi reklam bir deneyimi sunmak olduğunu ve sizlere en iyi içerikleri sunabilmek adına elimizden gelen çabayı gösterdiğimizi ve bu noktada, reklamların maliyetlerimizi karşılamak noktasında tek gelir kalemimiz olduğunu sizlere hatırlatmak isteriz.