Kifâyetli Muhteris
Bu köşenin devamlı okurları yıllar önce "Kifâyetsiz Muhteris" başlıklı bir yazı yazdığımı hatırlayacaklardır. Ehibba vü yârândan biri "Bu muhterislerin kifâyetlisi olmaz mı?" diye sorunca "Olmaz olur mu?" dedim ve "Hatta daha da şedid ve şerîr olurlar" diye ilave edince "Allah şerlerinden muhafaza buyursun" diye dua etti.
Kifâyetli muhterise geçmeden önce kifâyet ve muhterisin sözlük anlamlarını hatırlayalım:
Kifâyet: Yeter miktarda olma, yetişme, elverme, kâfi olma ve bir işi yapma husûsunda başkasına ihtiyaç göstermeyecek güçte olma, yeterlik, iktidar.
Muhteris: Çok istekli, çok arzulu, coşkulu, ateşli kimse ve doymak bilmeyen, kanâat etmeyen, hırslı (kimse), haris.
Mezkur yazıda kifayetsiz muhterisi, bir işi yapabilmek için gereken bilgi, beceri ve tecrübeden mahrum olduğu halde yetersizliğine bakmadan o işi yapma konusunda aşırı istekli olan ve bu uğurda her şeyi yapabilen kişi olarak tanımlamıştım. Kifayetli muhterisi de kısaca "bir konuda ehil olan hikmetine ve ahlakına göre davranmayan kimse " olarak tanımlayabiliriz.
Hırs ile aynı kökten gelen muhteris çok hırslı kimseler için kullanılır. Kişi iki konuda hırs sahibi olur. İlki mal-mülk, mevki-makam, şöhret gibi dünyevî konulardır. İkincisi ise maddi ve manevî ilimleri elde etme konusundadır. Hırsın bizatihi kendisi kötü değildir ve yaşamak için gereklidir. Kötü olan tüm benliğini saracak kadar çok olmasıdır, haddi aşmasıdır. Hırsı kontrol edemeyip esiri olmaktır.
Hırs ve kibir
Kişinin ihtiras sahibi olmasının kökünde haset, hasetin altında da kibir yatar. Kibir haseti, haset de ihtirası besler ve büyütür. Dolayısıyla kibir sahipleri aynı zamanda muhteris olur. Tarih kifâyetli muhterislerin hikayeleri ile doludur.
Kuran'da kıssası anlatılan Hz. Musa kavminden bir kişi kanaatimce kifayetli muhterisler için verilen güzel örneklerdendir:
"Onlara şu adamın kıssasını anlat: Ona âyetlerimiz hakkında bilgiler verdik ve o -bunlara önce uyduğu halde- daha sonra bunlardan tamamen sıyrılıp uzaklaştı; şeytan onu peşine taktı ve bu suretle azgınlardan biri haline geldi. Biz dileseydik o kişiyi âyetlerimizle yüceltirdik; fakat o dünyaya sımsıkı sarıldı, ihtiraslarına uydu. -Allah'ın âyetleriyle bilgilendirdiği, fakat tabiatının kötülüğü yüzünden bu bilgileri daima dünya menfaatlerine alet eden- bu adamın durumu, kovsan da kendi haline bıraksan da dilini sarkıtıp durmadan soluyan köpeğin durumuna benzer. İşte âyetlerimizi yalanlayanların hali budur. Bu kıssayı anlat, belki düşünür, öğüt alırlar" (el-A'râf 7/175-176)
Ayete göre kifayetli muhteris, ihtirasından dolayı şeytana uyup dünyaya sımsıkı sarılan ilim sahibi kimselerdir. Hak ve hakikati gördükten sonra onu bırakıp şeytanın peşine düşenlerdir. Söz konusu tasavvuf olduğunda ise kibir ve dünyevî arzular sebebiyle girdiği yolu terk eden, yetki verilmediği halde şeyhlik taslayanlardır.
Kuran'da geçen bir diğer ehliyetli muhteris tipinin örneği Karun'dur. Kıssası Kasas sûresinde (28/76-82) anlatılan Kārûn Hz. Mûsâ'nın kavminden, anahtarlarını ancak bir sürü adamın taşıyabildiği hazineleriyle ve zenginliğiyle mağrur olan bir adamdır. Gösterişi seven Karun, insanların hayranlığını cezbeden gösterişli elbiseleriyle dolaşırdı. Servetiyle böbürlenmemesi gerektiği söylenildiğinde de servetini kendi bilgisi ve gayreti sayesinde yaptığını söylüyordu. Sonunda serveti ile birlikte yerinde dibine geçti.
Bir diğer kifâyetli muhteris Ebu Cehil'dir. Künyesi Ebu'l-Hakem iken İslamiyet'e ve Hz. Peygamber'e olan düşmanlığından dolayı ona Ebu Cehil adı denildi. Bedir'de öldürüldü ve cesedi kör kuyulardan birine atıldı.
Sahte şeyhler
Bir diğer kifâyetli muhteris grubu sahte şeyhlerdir. Mevlâna, Mesnevî'sinde inananları sahte şeyhler konusunda uyarır.
Görmez misin? Avcı kuşu aldatıp tutmak için ıslık çalar. Kuş gibi ötmeğe çalışır. O kuş, kendi cinsinin sesini işitir, havadan iner ve tuzağa düşer. Rûhen düşük, alçak bir kişi, bir takım saf kimseleri kandırmak için velilerin sözlerini çalar. Velilerin sözleri de yaptıkları işler de aydınlıktır, sıcaktır, samimidir. Sahte şeyhlerin, aşağı kişilerin işleri ise kandırmak, hile yapmak ve utanmazlıktır. Onların her biri; "Ben, bir yol gösterici ve kılavuzum. Gel, bu çok tehlikeli ve ince yolda ben sana arkadaş olayım." der. Aslında, seni çağıran o sahte şeyh ne kılavuzdur ne de Hakk yolunu, hakîkat yolunu bilir. Ey Yûsuf! O kurt huylunun yanına çok gitme, az git! Bu dünya sarayının yağlı, ballı tuzaklarına düşmemek, görünüşe aldanmamak ihtiyattır.
Bir başka yerde cahilleri avlayan sahte şeyhleri körlere saldıran köpeklere benzetir:
Bir köpek köyde kör bir dilenciyi gördü, üstüne saldırdı, hırkasını yırttı. Kör, köpeğe dedi ki: "Şu anda senin arkadaşların dağda av peşinde koşmadalar. Senin cinsinden olanlar, dağda yabanî eşek tutmada, sense köyde kör bir adamı yakalamadasın."
Kenan Rıfaî'nin meşhur nutk-ı şerifinin matla beytinde geçtiği gibi:
Her şahsı harîm-i Hak'a mahrem mi sanırsın
Her tâc giyen çulsuzu Edhem mi sanırsın
Her tâc giyeni Edhem sanmayacağız. Çünkü Şirazlı Sadî'nin buyurduğu gibi:
Her gözü, kulağı, ağzı olan Âdem değildir. Nice şeytanlar vardır ki; Âdemoğlu kılığında görünürler.
Ve Bâkî'nin işaret ettiği zorluk da buradadır:
Bâtıl hemîşe bâtıl u bîhûdedir velî
Müşkil odur ki sûret-i hakdan zuhur ede
Kifâyetli muhterisler suret-i haktan görünürler, muteber insanlarmış gibi yaşarlar. O yüzden fark edilmeleri kifâyetsiz muhterislere göre daha zordur ve verdikleri tahribat çok daha fazladır.
Bir kifâyetli gördüğümüzde onun muhteris olup olmadığını anlamak için elimizdeki ölçütlerin en önemlisi güzel ahlaktır. Çünkü;
Gerçek Âdem, ahlâkı güzel olan kişidir.
Güzel ahlâk bize Hz. Peygamber'den mirastır. Bize düşen de bu mirasa sahip çıkmaktır. Sözü Mevlâna Hazretlerinden bir uyarı ile bitirelim.
Oğul, muhterisler mahrum kalırlar. Muhterisler gibi koşarcasına gitme.
Allah bizi muradımızdan mahrum bırakmasın. Kifâyetli muhterislerin iğvasına kapılmaktan muhafaza buyursun. Amin.
İsmail Güleç
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
- Vefa Sultan’ın Şeyhinin Türbesinin Öyküsü (02.05.2026)
- Yağmur Duası üzerine araştırma yapılmaz mı? (25.04.2026)
- Yaşattığımızı eksiltiriz (18.04.2026)
- Sıradışı Bir Naat: Naat-ı Mimî (11.04.2026)
- Sakine Bacı’nın Namaz Tarifi (04.04.2026)
- Kellik kut mudur, kusur mudur? (28.03.2026)
- Ölüler Ölmemiştir (21.03.2026)
- Münzevi Bir Derviş: Bülent Akyürek (14.03.2026)