VAV TV CANLI YAYIN

Alerji Genetik mi? Uzmanlar Kalıtımın Rolünü Açıkladı

Yayınlanma Tarihi: 13.02.2026 10:34 Güncelleme Tarihi: 13.02.2026 10:32

Medicana Zincirlikuyu Hastanesi Çocuk Alerji Uzmanı Prof. Dr. Mahir İğde, alerjinin genetik geçişi konusunda çarpıcı bilgiler paylaştı. Uzman, anne veya babada alerjik hastalık bulunması durumunda çocukta alerji gelişme riskinin 2-3 kat arttığını açıkladı. Her iki ebeveynde de alerji varsa bu risk daha da yükseliyor. Prof. Dr. İğde, ailesinde alerji öyküsü olan çocukların erken yaşta değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayarak, doğru teşhis ve tedavinin önemine dikkat çekti. Genetik yatkınlığın yanı sıra çevresel faktörlerin de alerji gelişiminde rol oynadığını belirten uzman, ailelerle risk faktörlerini ve korunma yöntemlerini detaylı olarak paylaştı.

Hastaneden yapılan açıklamaya göre, alerji, bağışıklık sisteminin zararsız olan bazı maddelere karşı yanlış ve aşırı bir savunma tepkisi geliştirmesi sonucu ortaya çıkar. Alerjik bireylerde polen, ev tozu, hayvan tüyü, bazı besinler veya kimyasallar gibi günlük yaşamda sık karşılaşılan maddeler tehdit olarak algılanır ve bu maddelere karşı anormal bir bağışıklık yanıtı oluşur.

Hastaneden yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Prof. Dr. Mahir İğde, bağışıklık sisteminin bu maddelere gereğinden fazla tepki vererek alerjik şikayetlere yol açtığını belirtti.

İğde, bu hatalı yanıt sonucunda bağışıklık sisteminin histamin gibi kimyasal maddeler salgıladığını, burun akıntısı, hapşırma, kaşıntı, döküntü, göz sulanması ve bazen solunum sıkıntısı gibi alerjik belirtiler ortaya çıkardığını vurguladı.

Genetik yatkınlığın alerjide en önemli faktörlerden biri olduğunu vurgulayan İğde, anne veya babada alerjik bir hastalık varsa, çocukta alerji gelişme riskinin 2-3 kat artacağının altını çizdi.

İğde, astım, atopik dermatit (egzama) ve alerjik rinit (saman nezlesi) sıklıkla birlikte görüldüğünün altını çizerek, "Bu durum atopik yatkınlık olarak adlandırılır. Bu hastalıklardan birine sahip olan bireylerde, zaman içinde diğer alerjik hastalıkların gelişme riski de artar." ifadesini kullandı.

Çevresel faktörlerin bebeklerde ve çocuklarda alerjiyi tetiklediğini belirten İğde, şunları kaydetti:

"Hava kirliliği hem iç hem de dış ortamda alerjik hastalıklar ve astım gelişimi için önemli bir risk faktörüdür. Dış ortamda maruz kalınan sülfür dioksit, ozon, nitrojen oksitler ve egzoz gazlarının bronş spazmını tetiklediği, solunum yollarında aşırı duyarlılığı artırdığı, alerjik yanıtı güçlendirdiği de gösterilmiştir. Ev içi hava kirliliği de önemlidir. Isınma ve pişirme amacıyla kullanılan gaz, kömür veya biyomas yakıtlarının dumanına maruz kalmak, kapalı alanlarda ortaya çıkan oda içi kirleticiler astım ve alerji riskini artırabilir. Gebelikte annenin sigara içmesi, bebekte doğum sonrası solunum fonksiyonlarının bozulmasına yol açar. Bu durum çocukluk çağında astım gelişme riskini belirgin şekilde artırır. Annenin sigara içmesi, yaşamın ilk yılında astım gelişme riskini yaklaşık iki kat artırmaktadır."

İğde, sezaryenle doğan bebeklerde astım görülme sıklığının yaklaşık yüzde 20 daha fazla olduğunun altını çizerek, "Normal doğum sırasında bebek, annenin bakteri florasıyla temas ederek kendi bağırsak mikrobiyotasını oluşturmaya başlar. Sezaryen doğumda ise bu temas gerçekleşmediği için yararlı bakterilerin gelişimi azalır. Bebeklik döneminde bağırsaklarda oluşan yararlı bakteriler, vücudun yiyeceklere alışmasına yardımcı olur. Yani bağışıklık sistemi bazı gıdaları 'düşman' gibi görmez. Bu sayede çocuklarda gıda alerjisi gelişme ihtimali azalır, İleriki yaşlarda alerji ve astım görülme riski düşebilir. değerlendirmelerinde bulundu.

İğde, anne sütünün koruyuculuğuna da değinerek, şu ifadeleri kullandı:

"Anne karnında başlayan bağışıklık desteği, doğumdan sonra anne sütüyle devam eder. Bebek kendi bağışıklık sistemini yeterince geliştirene kadar özellikle ilk 1-2 yıl anne sütü koruyucu rol oynar. En az 4 ay anne sütüyle beslenmenin, ileri yaşlarda astım gelişimine karşı koruyucu olduğu gösterilmiştir. Bu koruyucu etki, ailesel alerji yatkınlığı olan çocuklarda daha belirgindir."

Hijyenik olmayan, kalabalık ortamlarda büyüyen çocuklarda astım, alerjik rinit ve egzamanın daha az görüldüğünün kanıtlandığını belirten İğde, titiz, hijyene abartılı bir şekilde önem veren ebeveynlerin çocuklarının daha çok alerji olduğunu hatırlattı.

X
Sitelerimizde reklam ve pazarlama faaliyetlerinin yürütülmesi amaçları ile çerezler kullanılmaktadır.

Bu çerezler, kullanıcıların tarayıcı ve cihazlarını tanımlayarak çalışır.

İnternet sitemizin düzgün çalışması, kişiselleştirilmiş reklam deneyimi, internet sitemizi optimize edebilmemiz, ziyaret tercihlerinizi hatırlayabilmemiz için veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.

Bu çerezlere izin vermeniz halinde sizlere özel kişiselleştirilmiş reklamlar sunabilir, sayfalarımızda sizlere daha iyi reklam deneyimi yaşatabiliriz. Bunu yaparken amacımızın size daha iyi reklam bir deneyimi sunmak olduğunu ve sizlere en iyi içerikleri sunabilmek adına elimizden gelen çabayı gösterdiğimizi ve bu noktada, reklamların maliyetlerimizi karşılamak noktasında tek gelir kalemimiz olduğunu sizlere hatırlatmak isteriz.