Hayatta Güvenle İlerlemenin Yolu: İhtiyat
Sırat-ı müstakim üzere yürürken helal ve haram hudutlarını gözetmek, müminin en büyük imtihanıdır. Hayatı otobanda son model bir arabayla hızla ilerlemeye benzetelim. Yol açıkken, hava güneşliyken her şey kolaydır. Kurallar nettir. Kırmızı ışıkta durursun, yeşilde geçersin. Kimse "kırmızıda geçmeli miyim?" diye sormaz, çünkü sonuç bellidir. Ama kabul edelim ki hayat her zaman bu kadar berrak değil. Bazen sis iner, yol çizgileri silinir, tabelalar okunmaz hale gelir. Tam burada daha dikkatli olmak için tüm çabamızı gösteririz. İslam hukukunda ve Müslümanca duruşta buna "ihtiyat" demiş büyüklerimiz. Bu kavram, basit bir tedbir değil aslında hayatın arka planında çalışan, bizi hatalardan koruyan muazzam bir işletim sistemi. Hz. Peygamber'in (sav) "Şüphe vereni bırak" emri ile; nefsi terbiye eden, kalbi mutmain kılan ve ahiret yurdunda selamete erdiren bir hayat düsturu olan ihtiyatı sizler için kaleme aldık.
İhtiyat Tam Olarak Nedir?
🔸Kelimeye baktığımızda kuşatmak, korumak, en sağlam olana tutunmak manalarını görürüz. Ama bizim için anlamı, ne yapacağını tam kestiremediğin, kafanın karıştığı o şüpheli durumlarda işi sağlama alma çabasıdır. Bir nevi manevi sigorta poliçesidir. "Acaba?" diyerek huzursuz olmaktansa, "Kesinlikle" diyerek huzura erme yoludur. TDV İslam Ansiklopedisi de kavramın tanımını şöyle açıklar: Çekingen davranmak, işi sağlama bağlamak, güvenli olana tutunmak... Dini literatürde ise tam bir "hukuk terimi" olmaktan ziyade, Müslümanın genel tavrını, bir nevi "refleksini" ifade eder. Kısaca ihtiyat, "Vera" (harama düşmemek için şüpheliden kaçma) kavramının pratik hayata dökülmüş halidir.