"Zincir Koparsa Hafıza da Kopar" I Sadık Albayrak ile Osmanlı Alim Biyografileri
Araştırmacı - Yazar Sadık Albayrak, yarım asrı aşan devasa emeğiyle ilmek ilmek işlediği 'Son Devir Osmanlı Uleması' külliyatında, tarihin tozlu raflarında unutulmaya yüz tutmuş binlerce âlimin aziz hatırasını, bizzat arşiv belgelerinin tanıklığında yeniden gün yüzüne çıkarıyor. İstanbul'un fırtınalı ilim deryasında, bir "namus borcu" olarak gördüğü bu vefa yolculuğuna arsasını satıp kağıt alarak devam eden Albayrak; medeniyet zincirinin koparılmak istenen halkalarını belgelerle birbirine bağlarken, okuru hem hüzünlü bir nostaljiye hem de görkemli bir keşfe davet ediyor. Aktüel Tarih'in Nisan sayısında, dokuz ciltlik bu dev külliyatın arşivlerin loş ışığından kütüphanelere uzanan ilham verici serüveni sizleri bekliyor.
Doğan Mert Demir
Hocam, 'Son Devir Osmanlı Uleması' adlı biyografik külliyatı yazmaya nasıl karar verdiniz?
Araştırmacı-Yazar Sadık Albayrak
◾ Bu, 70'li yıllarda başlayan bir süreç… Yedek subaylığım bitince Anadolu'ya tayin edilmek istemiyordum; gönlüm İstanbul'da kalıp çalışmaya devam etmekten yanaydı. Çünkü İstanbul, hem ilim çevrelerinin hem de arşivlerin merkezidir. Yüksek İslam Enstitüsü'ndeyken ders aldığımız hocalarımızın çoğu, bizim "bakiyetü'l-suyuf " yani "kılıç artığı" dediğimiz o son nesildi. Kimi idam edilmiş, kimi sürülmüş; hayatta kalanlar ise tam bir fakr u zaruret içinde ömür sürmüşlerdi. Buna rağmen ilimden ve duruşlarından taviz vermiyorlardı.
◾ Bakınız, koskoca Elmalılı Hamdi Yazır, Fransızcadan Paul Janet ile Habriel Séailles'in 'Histoire de la Philosophie' adlı eseri 'Metâlib ve Mezâhib' adıyla çevirirken önsözünde ne der: "Altı ayda Fransızca öğrendim; geçinecek maaşım olmadığı için bu kitapları çevirerek hayatımı idame ettiriyorum." İşte biz bu adamların elinde yetiştik. Eskileri anlattıkça insan ister istemez nostaljik bir özlem duyuyor; "Neler çekmişler?" diye hayıflanıyor. O vakit merhum Mahir İz'in 'Yılların İzi' adlı hatıratını okurken kendi kendime bir söz verdim: "Eğer boğulacaksam, büyük denizde boğulayım!" dedim ve Anadolu'nun güvenli limanlarına sığınmaktansa, İstanbul'un dev dalgalı ilim deryasında kalmayı seçtim.