Şiir ve düşünce dünyamızın silinmez izi: Necip Fazıl Kısakürek
Edebiyatımızın kendine has en güçlü seslerinden Necip Fazıl; düşünceleri ve şiirlerinin yanında karakteri ile de öne çıkan bir isimdi. Şairler Sultanı Necip Fazıl Kısakürek'in hayatında dedesiyle başlayan okuma serüveni, Paris'deki Sorbonne yılları ve "Kaldırımlar" ile gelen şöhret ona edebiyat kapılarını açmıştı. İşte üstad Necip Fazıl'ı hayatından öne çıkanlar...
◼ Savcılık ve hakimlik görevlerinde bulunan hukukçu Abdülbaki Fazıl Bey ile Girit muhaciri ailenin kızı Mediha Hanım'ın çocuğu olarak 26 Mayıs 1904'te dünyaya gelen Kısakürek'in çocukluğu, "Terbiyemi borçluyum" dediği, dönemin hakimlerinden büyükbabası Maraşlı Kısakürekzade Mehmet Hilmi Bey'in Çemberlitaş'taki konağında geçti. Okumayı 5-6 yaşlarındayken dedesinden öğrenen ve günlük gazeteleri okuyarak çevresine anlatan Kısakürek, büyükannesi Zafer Hanım'ın da etkisiyle okuma tutkusuyla tanıştı.
◼ Kısakürek, mahalle mektebinde başladığı öğrenimine Fransız Papaz Mektebi, Amerikan Koleji ve Rehber-i İttihad okullarında devam etti. İlkokulu Heybeliada Numune Mektebinde tamamlayan şair, 1916'da Yahya Kemal, Ahmet Hamdi Akseki ve Hamdullah Suphi Tanrıöver'in öğretmenlik yaptığı Mekteb-i Fünun-u Bahriye-i Şahane'ye (Deniz Harp Okulu) girdi. Usta yazarın tasavvufla ilk teması ise bu okuldaki edebiyat hocası İbrahim Aşki Bey'in kendisine verdiği "Semarat-ül Fuat" ve "Divan-ı Şah-ı Nakşibend" eserleriyle gerçekleşti.