VAV TV CANLI YAYIN

Ahmet Haşim "O" Şiir Tahlili Bölüm: I

Yayınlanma Tarihi: 23.10.2026 10:44

Ahmet Haşim'in şiirlerini anlamak için yalnızca mısralarda anlatılanlara değil, şairin kullandığı kelimelere, imgelere ve bunlar arasındaki ilişkilere de dikkat etmek gerekir. Çünkü Haşim, tabiatı tasvir ederken insanın iç dünyasını ve duygularını da yansıtır. İncelediğimiz şiirde akşam, yıldızlar, Ay ve karanlık imgeleri, hasta anne ve çocuk etrafında anlam kazanır. Bu tahlilde şiirin bir bölümünü ele alarak mısraların anlamını, imgelerin çağrışımlarını ve şairin anlatım özelliklerini inceledik. Şiirin devamı ise daha sonra ayrıca tahlil edilecektir.

Ahmet Haşim "O" Şiir Tahlili Bölüm: I

Bir hasta kadın, Dicle'nin üstünde her akşam
Bir hasta çocuk gezdirerek, çöllere gül-fâm
Sisler uzanırken o senin doğmanı bekler.

◽ Ahmet Haşim'in şiirlerinin dili, zaman zaman münekkitler (eleştirmenler) tarafından tenkit edilmiştir. Bu tenkitlerin temel sebebi, şairin şiirlerinde Türkçenin yapısına çok uygun olmayan bazı unsurlara ve ifade biçimlerine yer vermesidir. İncelediğimiz üç mısra da bu duruma örnek teşkil etmektedir.

◽ Şairin ilk cümlesi üç mısradan oluşmakta ve cümle yapısı itibarıyla karmaşık bir özellik göstermektedir. Cümleyi anlamlandırabilmek için öncelikle yüklemi ve fiilimsileri tespit etmek gerekir. Cümlenin yüklemi "bekler" kelimesidir. Kim bekler sorusunun cevabı "o", neyi bekler sorusunun cevabı ise "senin doğmanı"dır. Dolayısıyla temel cümle "O, senin doğmanı bekler." şeklindedir.

◽ Cümlede ayrıca "uzanırken" ve "gezdirerek" olmak üzere iki fiilimsi bulunmaktadır. Fiilimsiler, kendilerine bağlı kelime gruplarıyla birlikte yan cümlecikler oluştururlar. "Uzanırken" fiilimsisinin oluşturduğu yan cümlecikte neyin uzandığı sorulduğunda "sisler", nasıl sisler sorulduğunda "gül renkli sisler", nereye uzandığı sorulduğunda ise "çöllere" cevabı alınır. Böylece "çöllere gül renkli sisler uzanırken" ifadesi ortaya çıkar. "Gezdirerek" fiilimsisinin oluşturduğu yan cümlecikte ise kimin gezdirdiği sorusunun cevabı "bir hasta kadın", nerede gezdirdiği sorusunun cevabı "Dicle'nin üstünde", ne zaman gezdirdiği sorusunun cevabı "her akşam", kimi gezdirdiği sorusunun cevabı ise "hasta bir çocuk"tur.

◽ Bütün bu unsurlar bir araya getirildiğinde cümle şu şekilde düzenlenebilir: "Bir hasta kadın, Dicle'nin üstünde her akşam hasta bir çocuk gezdirerek, çöllere gül renkli sisler uzanırken senin doğmanı bekler." Burada "gezdirerek" fiilimsisinin oluşturduğu yan cümleciğin öznesi "bir hasta kadın", temel cümlenin öznesi ise "o" zamiridir. Bağlam dikkate alındığında "o" zamiriyle kastedilenin yine hasta kadın olduğu düşünülebilir. Bu nedenle zamiri kaldırıp kadını doğrudan özne olarak kullandığımızda cümle daha anlaşılır hâle gelir.

◽ Şiirdeki imgeleri anlamlandırırken yalnızca cümlenin dil bilgisel yapısını incelemek yeterli değildir; şairin kullandığı imgelerin zihnimizde nasıl bir tasavvur oluşturduğunu da düşünmemiz gerekir. Bu mısralarda ön plana çıkan iki temel imge hasta kadın ve hasta çocuktur. Bunların yanı sıra mekânı belirten "Dicle'nin üstünde" ve "çöllere" ifadeleri ile zamanı belirten "her akşam" ifadesi de bulunmaktadır. "Dicle'nin üstünde" sözü ilk bakışta nehrin üzerinde bulunmak şeklinde anlaşılabilse de burada nehrin kıyısında bulunmaktan söz edildiği düşünülebilir.

◽ "Her akşam" ifadesi ise olayın gerçekleştiği zamanı belirtir. Akşam vakti güneş batmaya başladığında ufukta önce sarı tonlar belirir, ardından bu renkler giderek kızıllığa dönüşür. Şair, güneşin batışı sırasında ortaya çıkan kızıllığı ve ışık yansımalarını "gül renkli sisler" imgesiyle anlatır. Gülün kırmızı rengi ile akşamın kızıllığı arasında bir benzerlik vardır.

◽ Ancak burada asıl dikkat çekici olan, şairin neden "sis" kelimesini kullanmış olduğudur. Akşam vakti güneşin ışığı zayıfladığında çevremizdeki nesneleri gündüz olduğu kadar net algılayamayız. Nesnelerin sınırları belirsizleşir, görüntüler silikleşir ve çevre giderek karanlığa bürünür. Sis de görmeyi güçleştiren ve nesnelerin belirginliğini azaltan bir doğa olayıdır. Bu nedenle akşamın belirsizliği ile sisin oluşturduğu görüntü arasında bir benzerlik kurulabilir. Şair, eşyanın silinmeye yüz tutmasını ve çevrenin belirsiz bir görünüme bürünmesini sis kelimesiyle ifade etmiş olabilir. Böylece sis, yalnızca gerçek anlamıyla kullanılan bir doğa olayı olmaktan çıkarak akşamın belirsiz atmosferini yansıtan bir imgeye dönüşür.

◽ Üçüncü mısrada dikkat çekici olan ifade ise "O senin doğmanı bekler" cümlesidir. Bu cümlede hem bir zamir hem de doğrudan bir hitap bulunmaktadır. Buradaki "o" zamiri hasta kadını karşılamaktadır. Peki, hitap edilen "sen" kimdir? Bu sorunun cevabını şiirin başlığından ve Şiir-i Kamer içerisinde değerlendirilen şiirlerden biri olmasından hareketle bulabiliriz. Şair burada Ay'a hitap etmektedir. Dolayısıyla "O senin doğmanı bekler" ifadesi, hasta kadının Ay'ın doğmasını beklediği anlamına gelir. "Doğmak" kelimesi, Güneş, Ay ve yıldızlar gibi gök cisimlerinin gökyüzünde görünmeye başlamasını ifade etmek için de kullanılır.

◽ Olay akşam vakti gerçekleştiğine göre burada kastedilen gök cismi Güneş değil, Ay'dır. Bu yönüyle şiir, Şiir-i Kamer anlayışı çerçevesinde değerlendirilebilir. Şiirde hasta kadın, hasta çocuk ve akşam arasında da anlamlı bir ilişki bulunmaktadır. Akşam, güneş ışığının giderek zayıfladığı ve sonunda kaybolduğu bir zaman dilimidir. Hastalık da insanı güçsüzleştiren ve direncini azaltan bir durumdur. Bu nedenle hasta kadın ve hasta çocuk imgeleriyle akşam arasında bir münasebet kurulabilir.

◽ Akşamın ışığını kaybetmesi ile hasta insanın gücünü kaybetmesi arasında benzerlik vardır. Şairin bu imgeleri bir arada kullanması, şiirin duygusal atmosferini güçlendirir. Burada üzerinde durulması gereken bir başka husus da hasta kadının kim olduğudur. Şiir, biyografik açıdan yorumlandığında hasta kadın, Ahmet Haşim'in annesi olarak düşünülebilir. Şiir-i Kamer şiirlerinde anne figürü önemli bir yere sahiptir. Hasta çocuk ise Ahmet Haşim'in kendisini, yani şairin altı-yedi yaşlarındaki çocukluk hâlini temsil etmektedir. Böylece şiirdeki hasta kadın ve hasta çocuk imgeleri, şairin çocukluk hatıralarıyla ilişkilendirilir.

◽ Peki, hasta kadın Ay'ın doğmasını neden beklemektedir? Akşam olmuş, güneş batmış ve çevre karanlığa bürünmeye başlamıştır. Işığa ihtiyaç duyan kişi, kendisine ışık verecek olan kaynağı arar ve onun ortaya çıkmasını bekler. Bu durumda beklenen, doğduğunda ışığıyla çevreyi aydınlatacak olan Ay'dır. Dolayısıyla hasta kadının Ay'ı beklemesi, karanlığın içinden aydınlığa duyulan ihtiyacın bir ifadesi olarak yorumlanabilir.

◽ Bununla birlikte anne ile Ay arasındaki ilişkinin bütün anlamını yalnızca bu üç mısradan hareketle açıklamak mümkün değildir. Şiirin sonraki bölümlerinde bu ilişkinin daha ayrıntılı biçimde ele alınması, ilk mısralardaki imgelerin anlamını derinleştirmektedir.

X
Sitelerimizde reklam ve pazarlama faaliyetlerinin yürütülmesi amaçları ile çerezler kullanılmaktadır.

Bu çerezler, kullanıcıların tarayıcı ve cihazlarını tanımlayarak çalışır.

İnternet sitemizin düzgün çalışması, kişiselleştirilmiş reklam deneyimi, internet sitemizi optimize edebilmemiz, ziyaret tercihlerinizi hatırlayabilmemiz için veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.

Bu çerezlere izin vermeniz halinde sizlere özel kişiselleştirilmiş reklamlar sunabilir, sayfalarımızda sizlere daha iyi reklam deneyimi yaşatabiliriz. Bunu yaparken amacımızın size daha iyi reklam bir deneyimi sunmak olduğunu ve sizlere en iyi içerikleri sunabilmek adına elimizden gelen çabayı gösterdiğimizi ve bu noktada, reklamların maliyetlerimizi karşılamak noktasında tek gelir kalemimiz olduğunu sizlere hatırlatmak isteriz.