Bağımlılıkla Mücadelede Bilim ve Toplum Gücü
Bağımlılık tedavisinde umut veren gelişmeler yaşanıyor. Lokman Hekim Üniversitesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Zehra Arıkan, bağımlılığın sadece bireysel bir sorun olmadığını, biyolojik, psikolojik ve sosyal boyutları olan kapsamlı bir halk sağlığı meselesi olduğunu vurguluyor. Özgür Köy Tedavi ve Rehabilitasyon Merkezi'nde yürütülen çalışmalar, bilimsel tedavi yöntemleri ve güçlü sosyal destek sistemleriyle bağımlılıktan kurtulmanın mümkün olduğunu kanıtlıyor. Uzmanlar, toplumsal farkındalık ve doğru tedavi yaklaşımlarıyla bağımlı bireylerin üretken ve sağlıklı bir yaşama geri dönebileceğini belirtiyor.
Açıklamada görüşlerine yer verilen Prof. Dr. Zehra Arıkan, Yeşilay Haftası dolayısıyla değerlendirmelerde bulundu.
Arıkan, bağımlılığın, bireyin kişisel yaşamını etkileyen bir sorun olmaktan çıkarak, aileyi, sosyal çevreyi ve toplumun genel sağlığını etkileyen çok boyutlu bir halk sağlığı meselesi haline geldiğini belirtti.
Bu nedenle bağımlılık konusunun yalnızca bireysel irade ya da kişisel tercihler üzerinden değerlendirilmesinin yeterli olmadığına dikkati çeken, Arıkan, bilimsel çalışmaların bağımlılığın biyolojik, psikolojik ve sosyal boyutları olan karmaşık bir süreç olduğunu gösterdiğini aktardı.
Bağımlılığın, bireyin bir maddeyi ya da davranışı kontrol edemeyecek düzeyde tekrar etmesi ve ortaya çıkan fiziksel, psikolojik veya sosyal zararlara rağmen bu davranışı sürdürmesi olarak tanımlandığı bilgisini paylaşan Arıkan, "Bu süreçte beynin ödül sistemi önemli bir rol oynamaktadır. Psikoaktif maddeler ya da belirli davranışlar, beyinde haz ve ödül duygusunu artıran nörokimyasal süreçleri tetikleyerek bireyin aynı davranışı tekrar etme eğilimini güçlendirmektedir. Zamanla tolerans gelişimi ve yoksunluk belirtileri ortaya çıkmakta; birey, olumsuz sonuçları bilmesine rağmen bağımlılık döngüsünden çıkmakta zorlanmaktadır." ifadelerini kullandı.
- "Teknoloji ve dijital yaşamın hızla yaygınlaşmasıyla birlikte yeni bağımlılık türleri dikkat çekmektedir"
Arıkan, bağımlılığın uzun yıllar boyunca çoğunlukla alkol ve madde kullanımıyla ilişkilendirildiğini vurgulayarak, son yıllarda hem dünyada hem de Türkiye'de bağımlılığın görünümünün önemli ölçüde değiştiğini anlattı.
Arıkan, çevrim içi kumar ve bahis uygulamalarının da son yıllarda bağımlılık alanında giderek daha fazla gündeme gelen bir sorun olduğunun altını çizerek, dijital ortamların kolay erişilebilir olması, 24 saat açık olması ve hızlı ödül mekanizmaları sunması, özellikle genç yetişkinlerde kumar davranışının kontrolsüz bir biçimde gelişmesine zemin hazırlayabildiğini aktardı.
Bu durum yalnızca ekonomik kayıplarla sınırlı kalmadığını, aile ilişkilerinde bozulma, yoğun suçluluk duyguları ve psikolojik sorunlara da yol açabildiğini vurgulayan Arıkan, şunları kaydetti:
"Bir diğer dikkat çeken alan ise 'davranışsal bağımlılıklar' olarak adlandırılan gruptur. Alışveriş, oyun, sosyal medya kullanımı veya çevrim içi içerik tüketimi gibi davranışlar bazı bireylerde kontrol edilemeyen bir döngüye dönüşebilmektedir. Bu davranışların ortak özelliği, kısa süreli bir rahatlama ya da haz sağlarken uzun vadede kişinin işlevselliğini olumsuz etkilemesidir. Bu noktada önemli bir gerçeği hatırlamak gerekir, bağımlılık yalnızca kullanılan madde ya da yapılan davranışla ilgili değildir. Bağımlılık, bireyin beyin ödül sistemini, duygusal düzenleme becerilerini ve sosyal yaşamını etkileyen çok boyutlu bir süreçtir."
Arıkan, özellikle gençler için koruyucu çalışmaların öneminin her geçen gün arttığına işaret ederek, sağlıklı baş etme becerilerinin geliştirilmesi, sosyal destek ağlarının güçlendirilmesi ve bağımlılık konusunda doğru bilginin yaygınlaştırılması, risklerin azaltılmasında önemli bir rol oynadığını kaydetti.
Bağımlılık gelişebilen bir durum olduğu gibi, tedavi edilebilen ve iyileşmenin mümkün olduğu bir süreç olduğuna değinen Arıkan, "Erken farkındalık, doğru yönlendirme ve destekleyici bir çevre ile birçok birey sağlıklı bir yaşama yeniden adım atabilmektedir. Bağımlılık tedavisi genellikle çok yönlü bir yaklaşımı gerektirir ve bireyin ihtiyaçlarına göre planlanan tıbbi ve psikososyal müdahaleleri içerir." değerlendirmelerinde bulundu.
Bağımlılıkla mücadelede en önemli adımlardan birinin, bireylerin yardım arama konusunda cesaretlendirilmesi ve tedaviye erişimin kolaylaştırılması olduğunu aktaran Arıkan, "Uygun tedavi ve güçlü sosyal destekle bağımlılıktan uzak, üretken ve sağlıklı bir yaşamın yeniden kurulması mümkündür. Yeşilay Bağımlılık Haftası, bağımlılığı yalnızca bir sağlık sorunu olarak değil, aynı zamanda toplumsal bir sorumluluk alanı olarak ele almak için önemli bir fırsattır. Bağımlılıkla mücadelede en güçlü araçlarımızdan biri bilimsel bilgi, diğeri ise toplumsal duyarlılıktır." ifadelerini kullandı.