Batı Türkiye'den neden rahatsız oluyor?

Yayınlanma Tarihi: 19.03.2017 12:17 Güncelleme Tarihi: 19.03.2017 12:27
Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, Avrupa’nın çok eskilere giden bir Müslüman, Türk korkusu olduğunu, zaman zaman Türkofobi’nin, İslamafobi’nin önüne geçtiğini belirterek, "Türkiye sesini yükselttikçe, önüne konan başka yerlerde hazırlanmış planları sorguladıkça, bozdukça bir de Türkiye’de Tayyip Erdoğan gibi bir lider var, Avrupa’nın, Batı’nın hatalarını yüzlerine vuran, onlara ayna tutan, bundan rahatsız oluyorlar." dedi.
Kalın, CNN Türk’te Hakan Çelik’in gündeme ilişkin sorularını yanıtladı. Çelik’in Cumhurbaşkanlığı Sözcülüğünün yanı sıra, kültür, sanata yönelik ilgisi ile "Ben, Öteki ve Ötesi" başlıklı kitabını hatırlatması üzerine Kalın, kitapta Batı merkezci tarih tasavvurunu sorgulayan bir çaba olduğunu ifade etti.
Dolayısıyla bu düşüncenin kaleme alındığı kitabın Batılı olmayan toplumların da ilgisini çekebileceğini dile getiren Kalın, "Hala biz tarihe, siyasete, kültüre, sanata, ekonomiye Batı merkezli bir perspektiften bakmaya devam ediyoruz. Avrupa, Batı merkezcilik ortadan kalkmış değil. Aslında su sön dönemde Avrupa ile yaşadığımız gerilimin arkasında bu var." diye konuştu.
Kalın, seçimlerle ilgili konunun daha konjonktürel, daha geçici olduğunu aktararak, şunları kaydetti:
"Bir ay sonra bu hava değişecek. Hollanda’da seçim oldu, Almanya’da Eylül’de, Fransa’da Mayıs’ta olacak belki değişecek konjonktürel olarak ama daha derindeki bu dalga devam edecek. Çünkü hala bugün Avrupalıların önemli bir kısmı, istisnalar olmakla beraber dünyaya batı merkezli bir perspektiften bakıyorlar. Kendi standardına uymayan her şeyi gayri medeni, standart dışı, geri vesaire ilan edebiliyor. Hala biz bunları görüyoruz, yaşıyoruz farklı şekillerde tabii. Dolayısıyla bu tür çalışmalar aslında biraz Batı, Avrupa merkezli tarih perspektifini sorgulaması açısından belki ilgi de çekiyor."
"AVRUPA İLE BUGÜN YAŞANAN GELİŞMELERİN ÇOĞU TARİHSEL"
İbrahim Kalın, bugün Avrupa ile yaşanılan sıcak gelişmelerin çoğunun tarihsel ön yargı ve meselelerden kaynaklandığını belirterek, "Mesela Almanya ile son dönemde yaşadığımız gerilim... Bu kadar uzun iyi ilişkilerimizin olduğu bir ülke normalde Almanya. Bizim üç milyondan fazla vatandaşımızı orada yaşıyor. Fakat daha önce de bu tür gerilimlerin olmadığı bir ortamda bile, mesela Sayın Cumhurbaşkanımız Almanya’ya her gittiğinde, oraya gitmesi, oradaki vatandaşlarımızla buluşması hep bir eleştiri konusu olur." dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Almanya’da ve Avrupa’da yaşayan vatandaşlara "O topluma entegre olun ama kimliğinizi kaybetmeyin." yönünde iki mesajda bulunduğunu, bunun da güzel örneklerinin görüldüğünü belirten Kalın, Almanya’da Türklerin kurduğu şirketlerin sayısının 100 bini geçtiğini, bu anlamda 30-40 milyon avroluk bir ekonomi üretildiğini söyledi.
Kalın, "Düşünün bizim ilk ’Alamancı’ dediğimiz, 60’lı yıllarda bir anlaşmayla giden vatandaşlarımız Alman ekonomisini yeniden inşa etmek için gittiler. Bugün Almanya 2017’de bir noktaya geldiyse bunda oraya giden Türk işçilerin de çok ciddi bir emeği, katkısı var. Bu insanlar orada kanunlara uygun şekilde çalışmışlar, vergilerini ödemişler, o topluma katkı sağlamışlar. O topluma katkı sağlamışlar." diyerek, şöyle devam etti:
"Cumhurbaşkanımız diyor ki ’Entegre olun.’ Ama iki kimliğinizi kaybetmeyin. Şimdi birinci kısma alkış tutuyorlar, ikinci kısma gelince ’Kimliğinizi, dilinizi kaybetmeyin’ deyince, işte ’Erdoğan geldi yine Almanya’daki Türkleri tahrik etti.’ Halbuki Avrupa’daki çoğulculuk tartışmalarına baktığınız zaman orada ne diyor, ’Farklı diller, kültürler de yaşayabilir entegre olduğu müddetçe.’ ama Almanların kast ettiği orada entegrasyon değil asimilasyon. Yani tarihini, kültürünü, kimliğini, kollektif hafızanı bir kenara koy, Türkiye ile bağlarını kopar. Normalde Amerika’da yaşayan bir Almanın, İtalyanın, Yahudinin kendi kökleriyle bağlarını koparmasını talep edebilir misiniz? Edemezsiniz. Ama Batılı olmayan göçmenler söz konusu olduğunda ’Hayır, siz köklerinizi, bağlarınızı kopartın, burada yeni bir sayfa açın, bambaşka bir insan olun.’ deniliyor. Şu anda Almanya ile yaşadığımız tartışmanın arkasında yatan, derindeki şeylerden biri bu."
Kalın, bunun tarihi köklerinin çok olduğunu, Avrupa’nın çok eskilere giden bir Müslüman, Türk korkusu olduğunu, zaman zaman Türkofobi’nin, İslamafobi’nin önüne geçtiğini dile getirerek, "Türkiye sesini yükselttikçe, önüne konan başka yerlerde hazırlanmış planları sorguladıkça, bozdukça bir de Türkiye’de Tayyip Erdoğan gibi bir lider var, Avrupa’nın, Batı’nın hatalarını yüzlerine vuran, onlara ayna tutan, bundan rahatsız oluyorlar. Dolasıyla o Orta Çağlarda özellikle 16. 17. yüzyıllarda şekillenmiş olan o korkunç Türk imajını tekrar geri getiriyorlar." şeklinde konuştu.
"ACABA TÜRKLERİN ATALARI TRUVALILAR MI?" DİYE SORGULANDI"
Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u fethetmesinin Avrupa için büyük bir şok olduğunu, o tarihten sonra da Avrupalıların Türkleri hiçbir zaman affetmediklerini belirten Kalın, bu durumunda bugün Avrupa ile yaşanan sorunların tarihi unsurlarından biri olduğunu söyledi.
İbrahim Kalın, Çanakkale’nin Türk tarihinde çok önemli bir yeri olduğunu, tüm milletlerin bir araya geldiği, Türkiye’nin ve Osmanlı coğrafyasının her yerinden gelen insanların vatan, namus için verdiği çok önemli bir mücadele olduğunu aktararak, buranın aynı zamanda Truva Savaşının da gerçekleştiği yer olduğunu hatırlattı.
İstanbul’un fethinden sonra Avrupa’da ilginç bir tartışma başladığını, "Acaba Türklerin ataları Truvalılar mı?" diye sorgulandığını anlatan Kalın, bugünkü Çanakkale’de yer alan Truva medeniyetini gelip yıkanların da Yunan adalarından gelenler olduğunu aktardı.
Kalın, Truva’nın o dönemde en ileri kültür ve medeniyeti temsil ettiğini, o dönemde Avrupa’dan gelenlerin de barbarlığı temsil ettiğini ve bunun da tarihe hep böyle yazıldığını anlatarak, "Fatih İstanbul’u fethettiği zaman rivayet olunur ki ’Bugün Truva’nın intikamını aldık.’ demiş. Bu çok önemli bir bir şey, tarih perspektifi açısından. Niye? Fatih İstanbul’u Bizans’tan aldı. Fatih Sultan Mehmet’in, böyle derin bir tarihi perspektifle bakabilmesi muazzam bir şeydir. Bunu demek bir anlamda, ’Truva’nın varisi biziz.’ demek. Aynı zamanda ’Ben İstanbul’u öyle bir şehir yapacağım ki, Anadolu’yu öyle bir coğrafya haline getireceğim ki tekrar burası insanlığın medeniyet adası haline gelecek. Hakikaten de öyle oluyor." ifadelerini kullandı.
"SON 1-2 YILDA ALMAN BASININDA BİR ERDOĞAN OBSESYONU VAR"
Alman basınının Cumhurbaşkanı Erdoğan’a sık sık yer verdiğinin hatırlatılması üzerine Kalın, şu değerlendirmede bulundu:
"Almanya’nın bir ötekine ihtiyacı var, kendi sorunlarını öteleyebilmek, meselelerini başka bir yöne yönlendirebilmek için. Bunu da Erdoğan figürü üzerinden yapıyor. Son 1-2 yılda Alman basınında bir Erdoğan obsesyonu var. Oturup kalkıp, Erdoğan hakkında yazıp duruyorlar. Bunun tabii birçok sosyolojik, psikolojik sebepleri üzerinde konuşabilir ama ne için bu yapılıyor? Hangi işleve atfen bu yapılıyor diye baktığınızda çok açık. Almanya kendi içinde bir entegrasyon sorunu yaşamaya devam ediyor. Avrupa’nın genelinde bir arayış var. Avrupa’nın geleceği nereye doğru gidecek? Şu anda Almanya, özellikle İngiltere’nin ayrılmasından sonra Avrupa’nın, AB’nin tartışmasız tek lideri haline geldi. Bütün bunlarla beraber bir kimlik arayışı da var. Bir tarafta da Cumhurbaşkanımız, Batı’nın eksiklerine, günahlarına, kusurlarına ayna tutuyor. Suriye, Filistin, Somali, dünya düzeni konusunda olsun.. ’Dünya 5’ten büyüktür.’ diyebilen ve bunu her yerde, burada muhtarlara da Birleşmiş Milletlerde devlet başkanlarına diyebilen tek lider. Bir ikincisi var mı?"
Kalın, "Batılılar, özellikle Avrupalılar o aynada gördükleri resimden rahatsızlar. Çünkü kendi kusurlarını görüyorlar orada. Ama kendilerini düzeltmek yerine aynayı tutan kişiye saldırmayı tercih ediyorlar. Tayyip Erdoğan’a saldırıyorlar. Bir de tabii, Türkiye’ye, Cumhurbaşkanımıza özellikle Almanya üzerinde çok tarafgir bakan bir kesim var." diye konuştu.

X
Sitelerimizde reklam ve pazarlama faaliyetlerinin yürütülmesi amaçları ile çerezler kullanılmaktadır.

Bu çerezler, kullanıcıların tarayıcı ve cihazlarını tanımlayarak çalışır.

İnternet sitemizin düzgün çalışması, kişiselleştirilmiş reklam deneyimi, internet sitemizi optimize edebilmemiz, ziyaret tercihlerinizi hatırlayabilmemiz için veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.

Bu çerezlere izin vermeniz halinde sizlere özel kişiselleştirilmiş reklamlar sunabilir, sayfalarımızda sizlere daha iyi reklam deneyimi yaşatabiliriz. Bunu yaparken amacımızın size daha iyi reklam bir deneyimi sunmak olduğunu ve sizlere en iyi içerikleri sunabilmek adına elimizden gelen çabayı gösterdiğimizi ve bu noktada, reklamların maliyetlerimizi karşılamak noktasında tek gelir kalemimiz olduğunu sizlere hatırlatmak isteriz.