Psikoterapide Dekolonizasyon I Prof. Dr. Kemal Sayar
Kemal Sayar, modern psikiyatrinin evrensel bir bilim olduğu iddiasını sorgulayarak, Batı merkezli ruh sağlığı anlayışının yerel kültürler üzerinde kurduğu "epistemik şiddeti" gözler önüne seriyor. Batılı, eğitimli ve zengin toplumların "insan normalini tüm dünyaya bir standart" olarak dayatmasının, aslında ruhların ve benliğin bir nevi işgali olduğunu savunan Sayar; teşhislerin politik bir araç olarak kullanılmasından Sri Lanka'daki travma müdahalelerine kadar çarpıcı örneklerle sömürgeci mantığın izini sürüyor. Psikiyatrinin dekolonize edilmesi gerektiğini vurgulayan bu konuşma, bireyi toplumsal bağlarından koparan tek tipçi anlayışa karşı; kültürel mütevazılığı, yerel sağaltıcı sistemleri ve insanın kendi hikâyesine sahip çıkabildiği çoğulcu bir iyileşme modelini savunuyor...
◾ 11-12 Mayıs tarihleri arasında; Enstitü Sosyal ile NUN Eğitim ve Kültür Vakfı'nın öncülüğünde AKM'de "Dünya Dekolonizasyon Forumu" gerçekleştirildi. Prof. Dr. Kemal Sayar, psikolojide ve psikoterapide dekolonizasyon üzerine konuşma yaptı. Konuşmadan öne çıkan satırları sizler için derledik.
💠
Ruhların İşgali ve Psikiyatrinin Dekolonizasyonu
◾ "Neden psikiyatri, neden ruhların işgali dedim?" Çünkü kolonyalizmin temel dayatmalarından bir tanesi insan ruhunun tek ve biricik olduğu ve bunun standartlarını Batı toplumlarının belirlediği düşüncesidir.
◾ Aslında antropolojiden başlayarak; Afrika toplumlarına, Uzak Doğu toplumlarına gittiği zaman hem sömürgeci psikiyatri hem sömürgeci antropoloji incelediği özneleri nesneleştirmiş; onları beyinsiz, ilkel, çocuksu, primitif özneler olarak tanımlamıştır.