Arama

Prof. Dr. Sefa Saygılı
Ocak 29, 2024
Mutluluk nasıl yakalanır?

Günümüz insanı adeta otomatlaşmış halde. Sabah yataktan isteksiz bir şekilde doğruluyor, bir şeyler atıştırdıktan sonra rekabetin zirveye çıktığı işine koşuyor.

Karmakarışık trafik, yoğun stres ve sayısız problemle boğuşmasının ardından, geç vakit eve gelip televizyon karşısında uyuya kalıyor.

Böylelikle de devamlı düşünceli ve dalgın oluyor, çabucak öfkelenebiliyoruz. Uykularımız bozuk. Zaman darlığı birçoğumuzun derdi. Neredeyse yaşadığımızın farkına bile varamıyoruz.

Büyük şehrin stres dolu insanının en önemli şikâyeti mutsuzluktur. Psikiyatrist olarak birçok insan bana şu cümleyi sözleriyle olmasa bile bakışlarıyla fısıldar: "Mutlu değilim doktor bey."

Adeta mutluluğu unutmuş gibiyiz. Hâlbuki mutlu olmak elimizdedir. Ama maalesef mutluluğu elde etmeyi pek azımız başarır.

Mutluluk nedir?

Mutluluğun tam bir tarifi yapılamamıştır. Ancak minnettarlık, iç huzuru, doyum, hem kendimize hem başkalarına şefkat duygularıyla mutluluğu tanımlayabiliriz. İyi olduğumuzu içimizden ve dilimizden tekrarlamak mutluluktur.

Aslında hepimizde mutluluk ve hoşnutluk duyguları vardır. Fakat bazı şartlanmalarımız bu olumlu hisleri duymamıza engel olur. "Mecburiyet" deriz, "hayat böyle" deriz. Hâlbuki bu olumsuz şartlanmalardan kurtulduğumuz an yaşantımız daha anlamlı ve güzel olacaktır.

Mutluluk enerji ve güç verir

Mutluluk kişinin kendi beden gücünü hissetmesine yol açar, canlılığını artırır. Dünyayı daha renkli algılayıp daha duyarlı bir yaklaşım geliştirmesini sağlar.

Kişi problemlere daha olumlu bakar, hayata daha sıkı bağlanır.

Mutlu insan, ilişkilerinde başarılıdır, yaptığı işten memnundur, ailesi ile sağlıklı iletişim kurabilir. Problemlerden endişe etmek yerine mücadele eder ve bundan zevk bile alır. Zaten mutluluk, şartlara değil zihnimize bağlı bir olaydır. Arayarak bulunmaz, çünkü her an zihnimizdedir ve her zaman yaşayabileceğimiz huzur verici bir duygudur.

Enteresan olanı da mutluluğun şimdi bile içimizde oluşu, yaradılışımızda bulunuşudur. Onu yakaladığımız zaman dış dünyaya daha olumlu gözlerle bakar, daha doğru kararlar verebiliriz. Bu bakış açısı, güzelliklerinden olduğu kadar zorluklarından da zevk almamızı, hayatı aklımız ve sağduyumuz doğrultusunda idare edebilmemizi kolaylaştırır.

Mutluluk bulaşıcıdır da. Mutlu insanlar mutluluğu yayarlar, adeta çevrelerinin neşe ve muhabbet kaynağı olurlar.

Halet-i ruhiye değişkendir

İnsanlar genellikle ruh hallerinin sürekli değiştiğinin farkına varmazlar. Aslında her gün mutlu olmak hiç mutlu olmamak demektir. Kendimizi kötü hissettiğimiz bir an, hayatımızın da berbat olduğunu düşünürüz.

Hâlbuki mutluluk bir iç huzuru, bir tatminkârlıktır. Kişi her an sıkıntı ve problemlerle karşılaşabilir, ruh halimiz her zaman değişebilir. Bunu unutmamalıyız.

Şu da var: Moralimiz yerindeyken hemen hepimiz sağduyulu, akılcı insanlarız. Sevecen, yardımsever ve düşünceliyiz. Moralimiz kötüyken kendimizi berbat hissederiz, iç dengemizi yitirir, tökezler, diğer insanların hatalarını abartırız.

Hepimizin aklına olumsuz düşünceler gelebileceğini, halet-i ruhiyemizin bozuk olduğu zamanlar bulunabileceğini aklımızdan çıkarmayalım. Ruh halimiz düz değil, dalgalı bir çizgi şeklindedir. Bu normaldir. Ancak ruh halimiz berbatken önemli karar almayalım, durumu kendi haline bırakalım. Bir süre sonra halet-i ruhiyemiz düzelecektir.

Her insan farklıdır

İnsan beyninde hepsi birer merkez olan 100 milyar nöron (sinir hücresi) ve bunlar arasında 1 katrilyon gibi muazzam büyüklükte bağlantılar vardır. Bu yüzden her insan davranış, şahsiyet ve düşünce tarzı olarak farklıdır. Hepimiz kendi bakış açımızı gerçekçi görür, gördüklerimizin gerçeği olduğu gibi yansıttığına inanırız.

Hâlbuki değişik bakış açılarının kendine göre haklı yönleri olabilir. Bunu unutmayalım ve insanlara da bu açıdan bakalım.

Geçmişteki kötü deneyimler

Birçok insan geçmişte kalan sorunlarını ve acılarını devamlı hatırasında yaşatır, onun etkisinden kurtulamaz. Sercan bunlardan biriydi. Kederli ve dalgın bir ifadeyle şunları anlatmıştı: "7 yaşında bana yapılan kötü muameleyi unutamıyorum. Hayatımı yaşayamıyorum, bütün insanlardan nefret ediyorum. Her an aklımda o kötü olay var, etkisinden bir türlü kurtulamıyorum."

Sercan'ın yaptığı doğru değildi. Elinde olmayan, kendi tercihi bile bulunmayan bir olaydan böylesine tedirginlik duyması yanlıştı. Kötü hatıraların bize hiçbir faydası yoktu. Zihnimizi bunların zincirlerinden kurtarmalıyız. Peygamberimiz, "Sana safa (huzur ve sevinç) veren şeyi al. Üzüntü ve keder veren şeyi de bırak" tavsiyesiyle bu hususa işaret etmiştir. Huzur veren, moralimizi ve ümidimizi yükselten güzel şeyleri düşünmek ve hoş manzaralara bakmak halet-i ruhiyemizi olumlu yönde değiştirecektir.

Yoksa hep olumsuz şeyler üzerinde durur, karşılaştığımız berbat olaylara kafa patlatırsak giderek zihnimizdeki hoşnutsuzluk daha çok yer kaplayacaktır. Bu da yeni bir stres kaynağı demektir. Geçmişte yaşadığımız felaket ve acılar geleceğimizi karartmamalıdır.

Mutluluk için önemli tavsiyeler

Birey olarak hepimiz yanlışlar yapabiliriz. Kimse bizim kusursuz olmamızı beklemezken, biz niye böyle bir beklenti içine girelim ki? Hatalarımızı büyütmeyelim ve hayatımızı altüst etmesine fırsat vermeyelim.

*Sevilmek ve takdir edilmek herkesin hoşuna gider, fakat mutluluğumuzu buna bağlamayalım.

* Dışımızdaki insanlar ve olaylar bizi mutsuz etmemelidir. Duygularımızı kendimiz belirlemeliyiz.

*İstemediğimiz ve o an için sıkıntı veren bir işle karşılaştığımız zaman bunu ertelemeyelim. Hemen üstüne gidelim, yapalım ve bitirelim. Böylece hem gecikmenin getireceği, hem de o işi üzerimizde taşımanın vereceği stresten kurtulmuş oluruz.

*İrademiz dışında gelişen şeylere üzülmekten vazgeçelim. Unutmayalım ki kâinatta her şey, gözle görülmeyen bir mikroorganizmanın kıpırdanması bile Allah'ın izni ve müsaadesiyle olmaktadır. Takdir böyleyse, bizim kendimizi üzmemiz niye? Hadiselerden ders ve ibret almak başka, birtakım kötü olaylarla zihnimizi aşırı meşgul edip mutsuzluk kaynağı haline getirmek başkadır.

Prof. Dr. Sefa Saygılı

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
2024 Fikriyat. Tüm hakları saklıdır.
BİZE ULAŞIN