Arama

Mustafa Özcan
Haziran 19, 2023
Baklayı ağızlarından çıkardılar

İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi'nin eşi de refakatçi olarak Venezuela ve Latin Amerika gezisine katılmış. Venezuela'daki hanımlarla köprü kurmak istemiş. Reisi'nin eşi Cemile Alem el Hüda bu arada Venezuela'daki bazı televizyon kanallarına da konuşma yapmış.

Burada aile bütünlüğünden bahsetmiş ve dünya egemenlerinin kadına karşı gösterdikleri dikkati, ilgi ve himmeti nedense aileden esirgediklerini söylemiş. Aile hesabına kadını öne çıkardıklarını ve gözettiklerini söylemiş. Yerden göğe kadar haklı. Güzel ve yerinde sözler.

Burada dikkat çeken bir tarihi ayrıntıyı da girmiş. Kısaca ağzındaki baklayı çıkarmış diyebiliriz, öfkesini kusmuş. Tarihi ve tarihle hesaplaşmayı Karakas'a kadar veya Latin Amerika'ya kadar uzatmış, taşımış. Tarihte İran'ı işgal eden güçleri sayarken hızını alamamış bir çırpıda Moğollarla birlikte Arapları ve Türkleri de sayıvermiş. 1500 yıllık bir süreçten bahsediyor. Araplar Sasanilerden sonra İran'ın ilk fatihleri arasına girmişlerdir. Bu işgal değil dini bir fetihtir. Lakin kimi İranlılar bu durumu içlerine sindirmekte zorlanmışlar. İçten içe alttan alta Cemile Alem el Hüda gibi rövanş saatini gözlemişler. Bu suretle İslam'ın iç gailesi haline gelmişlerdir. Haçlılar dış gaile İran ise iç gaile olarak tezahür etmiştir. Arapların İran'ı yönetme dönemleri Türklerin yönetimi süresine göre daha azdır. Kayhan gazetesi eski yayın yönetmeni Amir Taheri "Kızıl Gökte Hilal" kitabında Türklerin İran'ı bin yıldan fazla yönettiklerini ifade etmektedir. Kısaca Türk yönetimi Arap diyarında ne ise İran'da da o olmuştur.

Her iki tarafta da bin yıldan fazla süre yönetimde kalmıştır. Lakin Türklerin yönetimi ırkçı veya mezhepçi bir yönetim tarzı olmayıp bilakis ideolojik kimlikten uzak hanedan yönetimidir. Türklerle Arapların İran'ı İslam adına yönetmelerinde mahiyet itibarıyla bir farklılık yoktur. Bize göre bir beis ve kusur da yok. Bu ülkeyi milliyetçilik adına değil hanedanlık adına yönettiler. Halbuki Sasanilerin çevrelerine yayılmaları İran milliyetçiliği veya hakkı ilahi ya da kutsal hanedanlık adına olmuştur. Moğollar ise Sünni İran'ı baştan sona işgal ettikleri gibi aynı zamanda Irak'ı ve Harezmşah ülkesini de işgal etmişlerdir. Anadolu da işgalleri altında kalmıştır. Bunu putperestlik zemininden yapmışlardır. Lakin sonunda ne Budizme ne de Hıristiyanlığa ram olmak yerine İslam'a teslim olmuşlardır. İşgal onları hidayete götürmüştür. Persler gibi içlerinde bir milli ukde de kalmamıştır. İlk dönemlerde Yasa / Yasak gibi bazı uygulamalarına İbni Teymiye gibi alimler karşı çıksa da zamanla ukdelerinden kurtulmuşlar ve iyi bir Müslüman olmuşlardır (hasune İslamuhum). Böylece iz bırakmadan İslam dünyası içinde kenetlenip, kaynayıp gitmişlerdir.

Lakin Cemile Alem el Hüda Perslerin İslam kalıbında erimeden kalan şuubi damarına tercüman olmuştur.

İslam havuzunda veya kalıbında erimeyen canlı/diri bir tarafları kalmış. İç dünyalarında Sasanilere düşkünlüğü ve nostaljiyi bırakamamışlardır. Adeta Yahudi dönmeler gibi içten içe Sasani damarını, korunu muhafaza etmeye çalışmışlardır. Bunun en temel nedeni kendilerini Araplardan üstün görmeleridir. Dolayısıyla İslam'ın mayası olan Arapların getirdiğine de üstten bakmışlardır. Dıştan kabul içten ise reddetmişlerdir. Yahudiler kendilerini nasıl goyimlerden yani farklı din ve milliyetlerden üstün sayıyorsa Acem telakkisi de kendisini böyle saymaktadır.

Bu zeminden Cemile Alem el Hüda Arapların ve Türklerin tarihi düşmanları olduklarını ve bu düşmanlığın köklerinin 1500 yıl geriye uzandığını ifade etmektedir. İşte biz buna zındıka hali diyoruz. Fethe de işgal demektedir. Büyük İskender ve Yunanlıları aynı kategoride saymıyor. Yunanlıları Batı'nın öncüleri sayarsak Batı ile görülmemiş bir hesabı yok. Arap Baharından sonra ABD bölgeyi İran'a peşkeş çekince dillerinin altındaki baklayı da çıkardılar. Tarihten rövanş alma imkanı elde ettiler. Afganistan'dan Akdeniz'e kadar uzandılar ve yeni bir Pers imparatorluğunun doğmakta olduğunu düşlediler. Reisi'nin selefi İran eski Cumhurbaşkanı Ruhani'nin danışmanı Ali Yunusi, Mart 2015'te İran'ın artık imparatorluk haline geldiğini ve başkentinin Bağdat olduğunu söylemiştir. Husi meselesinden sonra dini merci Ali Hamaney'e yakın Ali Reza Zakani de dört Arap başkentinin İran kontrolüne geçtiğini söylemişti (Eylül 2014). Arap Baharından sonra Sasaniler namına Araplardan, Şiilik adına da kimlik siyasetiyle Sünnilerden rövanş aldılar. Onun dışında Türk düşmanlığının da hakkını veriyorlar. Nitekim İran Devrim Muhafızları Ordusu İstihbarat Teşkilatı eski Başkanı Hüseyin Taib'in kardeşi muhafazakar siyasetçi Mehdi Taib, tepki çeken bir açıklamada bulunmuştu. Taib, Irak'taki Türk mevzilerinin vurulmasının ardında İran'ın olduğunu itiraf etmiştir. Böylece içindeki düşmanlığı ve hıncı dışarıya vurdu.

Demek ki Cemile Alem el Hüda da tarihten beri içlerinde büyüttükleri ve yaşattıkları öfkeyi dışarıya sızdırmış.

İnşaallah bir sonraki yazıda da Türk düşmanlığında İran-Amerikan ortaklığına değinelim.

Mustafa Özcan

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
2024 Fikriyat. Tüm hakları saklıdır.
BİZE ULAŞIN