Arama

ve bilinci

Tercih bilgisi ve bilinci

Hayatımızın hal ve gidişini belirleyen şey; yaşadığımız safha ve süreçler içinde yaptığımız imiz. Olaylar ve durumlar karşısında gösterdiğimiz tepkilerimiz; "evet" ya da "hayır" hükmündeki ön kabullerimiz.

Ne zaman, nerede, hangi temel özelliklerle dünyaya geldiğimiz ya da geleceğimiz; hangi anne ve babanın oğlu, kızı olduğumuz ya da olacağımız bizim elimizde değildir. Hatta, ve kulları nezdinde yetkili ve sorumlu kabul edileceğimiz çağa gelinceye kadarki hayatımız bile; bizim dışımızdaki unsurların etkisi, katkısı, isteği, iradesi ile şekillenir.

Fakat nerede, nasıl ve kimlerle yaşayacağımız; yeryüzünde hangi rolleri üslenip ne işe yarayacağımız, büyük ölçüde bizim tercihlerimizle oluşur. Külli iradenin sahibi olan Allah'ın genel takdiri ile cüz'i iradenin sahibi olan insanın özel tercihleri; adına "kader" dediğimiz çizgide buluşur.

O halde, ler yapıp, iyi sonuçlar elde edebilmemiz için; hayatın bütün alanlarında ve konularında, öncelik ve önem sırasına göre, ihtiyacımız olan bilgi ve bilinç düzeyine ulaşmamız gerekir. Aksi takdirde, yanlış tercihler bizi ana yoldan çıkarıp aykırı adreslere götürür; hatta, bazen bir yanlış, bütün doğruları değersizltirip yok edecek hale gelir.

Doğru tercihin ön şartlarından biri; gündemdeki konuyla ilgili olan tüm doğru bilgilere ulaşmaktır. İkincisi ise; o bilgileri iyi tahlil edip yorumlayarak bilince dönüştürebilmek için, her işi ehline danışmaktır.

İŞ TERCİHİ

İçinde bulunduğumuz günler; öğrencisi olmaya aday gençler için, tercih mevsimi. Aldıkları puanlara göre; gidebilecekleri üniversiteleri, leri, bölümleri belirleme dönemi.

Onun için, hem kendileri, hem de anneleri ve babaları; telaşla sağa sola koşuşturup duruyorlar. Bu fırsatı iyi değerlendirip, doğru tercihler yapabilmek amacıyla; akıl ve fikir alabilecekleri uzman kişiler, kurumlar arıyorlar.

Kamunun ve ün ilgili kurumları; tercih rehberleri hazırlayıp, hedef kitlelere sundular. Basılı, sesli, görüntülü yayın kuruluşları; bu konuyla ilgili özel neşriyatlar yaparak, sürece müdahil oldular.

Yeni dönemde, yeni bir bilgilendirme ve bilinçlendirme modeli geliştirilerek; tercih fuarı bile organize edildi. Sınava giren gençler, hazırlık hizmeti veren kurslar ve kayıt yapmayı bekleyen üniversiteler; tam da ihtiyaç hissedilen bir zamanda, özel bir organizasyonla bir araya getirildi.

İşte bu noktada; hatırlatılması gereken önemli bir husus var. Bugün üniversite, fakülte, bölüm tercihi yapmaya çalışan gençler; aynı zamanda ve büyük bir ihtimalle yarınlardaki işlerini, mesleklerini, branşlarını da seçmiş oluyorlar.

Yılların, hatta asırların tecrübesi ile görüyor ve biliyoruz ki; insanlar, ve iş hayatlarında, fıtrî kabiliyetlerine ve kapasitelerine uygun olan alanlarda ve bölümlerde, daha mutlu ve daha başarılı oluyor. İlgi ve yeteneklerine uygun olmayan alanlarda ve bölümlerde ise; mutsuz ve başarısız bir birey haline geliyor.

O halde; herkesin, kendisine uygun olan alanı ve bölümü tercih etmesi gerekir. Bu ise; aldığı puandan ve o puanla girebileceği üniversiteden, fakülteden, bölümden önce fıtrî kabiliyetinin ve kapasitesinin ne olduğunu bilip ona yakın ve yatkın olan alanlara, bölümlere yönelmek anlamına gelir.

EŞ TERCİHİ

ndan hemen sonra, gündeme giren konu; evlenip aile olmak. Birlikte yuva kurup, toplum zincirinin halkalarından birini oluşturmak üzere; bizim eşimiz, hayat arkadaşımız, çocuklarımızın da annesi ya da babası olacak kişiyi bulmak.

Ancak, genel gidişata bakılırsa; konunun önemine uygun olmayan bir durum var. Sonu iş i ile biten eğitim safha ve süreçlerinde her türlü fedakârlığı göze alarak canla başla çalışan, çocukları ve gençleri sınavlara hazırlamak için neredeyse dokuz takla atan anneler ve babalar, öğretmenler ve idareciler; evliliğe ve na hazırlamak, eş seçimi konusunda da gereken bilgi ve bilinç düzeyine ulaştırmak için, kıllarını bile kıpırdatmıyorlar.

Oysa, isabetsiz evlilikler; hayat ufkunda uçan insanlık kuşunu, tek kanatlı hale getiriyor. Aile içi çatışmalar ve huzursuzluklar, boşanmalar ve sosyal faciaya dönüşen ayrılıklar; toplum hayatımızı, içten içe çürütüp bitiriyor.

Niçin, evliliğin ve aile hayatının da kurslarını açıp; uzun uzun derslerini vermiyoruz? Eş adayı olmanın, anne ya da baba adayı olmanın aşkını, şevkini, heyecanını yaşayıp; gereken olgunluğa ulaşıp ulaşamadığımızı ölçmek için, yeterlilik sınavına girmiyoruz?

İş edinme yolunda bin bir zahmet çekerek almaya çalıştığımız notlar, puanlar, karneler, diplomalar; eş olma ve eşini bulma yolunda neden gündeme gelmiyor? Motorlu taşıt kullanmak için ön şart kabul edilip aranan ve sorulan ehliyet; eş olma, anne olma, baba olma aşamasında niçin kimsenin umurunda olmuyor.

Sonuç olarak; iş seçimi de, eş seçimi de fevkalade önemlidir. Bu iki konuda yapılan tercihlerin bileşkesi; zamanla kişisel, kurumsal, toplumsal hayatımızın kaderi haline gelir.

2018 Fikriyat. Tüm hakları saklıdır.
BİZE ULAŞIN