Arama

'İcazet diplomadan daima kıymetli'

İcazet diplomadan daima kıymetli

Hekim, tıp tarihçisi, ilimler tarihçisi, folklor araştırmacısı, etnograf, yazar, arşivci, ressam, şair, hattat, ebru sanatçı ve müzehhib Ord. Prof. Dr. Ahmet , doğumunun 120’nci yılında özel bir etkinlik ile anıldı.

() İstanbul Şubesi, 'nün katkılarıyla "Bir İstanbul Beyefendisi " konulu söyleşiye ev sahipliği yaptı.

Moderatörlüğünü 'nın üstlendiği etkinlikte konuşan , Ünver'in sanatçı kişiliğini ele alarak, "Hocamızı rahmetle, sevgiyle yad edip, kendi nasibimize göre örnek almaya çalışmalıyız. Çünkü hakikaten örnek alınacak bir hayat yaşamıştı. Tam 88 yıl, bir anını boşa geçirmeden yaşadı. Muhteşem bir yaşayış ve programlı bir hayat sayesinde tabii bunlar elde edilmiş." dedi.

'İcazet diplomadan daima kıymetli'

Derman, Ünver'in sanatla ilk tanışmasının 1915'te Medresetü'l Hattatin mektebinde olduğunu kaydederek, eğitimi sırasında, anlatılan her şeyi günü ve saat bilgisini de ekleyerek mutlaka not ettiğinin altını çizdi.

Ünver'in sekreteri olarak 22 ay birlikte çalıştıklarını anlatan Derman, "22 ayda, 22 sene kadar bana yön verdi. Hayatımın şekli değişti. Süheyl Hocam sayesinde Türk kültürünü, tezhip sanatını, yaşayan sanatkârları, İstanbul kültürünü öğrendim. Üzerimde hakkı çok büyüktür." ifadelerini kullandı.

Prof. Dr. Çiçek Derman, Ünver'in icazete çok önem verdiğinin altını çizerek, " 'İcazet diplomadan daima kıymetli' derdi ve çok da haklı. Kendisi de hayatında daima icazet sahibi olmak için emek vermiş ve buna dikkat etmiştir." diye konuştu.

"Tezhip ve bezeme kelimelerini tanıtan, duyuran, Süheyl Ünver Hoca'dır"

Süheyl Ünver'in bildiklerini öğrencilerine aktarmaktan büyük zevk aldığını dile getiren Derman, şunları kaydetti:

" 'Siz kepçeyle verirseniz, Rabbim size kepçeyle döner. Kaşıkla verirseniz, kaşıkla verir' derdi. Mutlaka duyduğunu, yeni öğrendiklerini gençlere aktarmaktan zevk duyardı. Bu sebeple de hayatında bugün hala devam eden 3 büyük nakkaşhane kurmuştur. Bu nakkaşhanelerin müşterek tarafı, asla yaş sınırı, tahsil, milliyet aranmıyordu. Bütün istenen hevesli, meraklı, öğrenen ve öğretecek olan insanlara bu sanatı tanıtmaktı. Zaten Süheyl Hocamız, bu sanatı reklamını yapmış bir hocadır. 1960'lı yıllarda, 'Tezhip yapıyorum' dediğimde, 'Efendim, ne dediniz, anlamadım' diyen çok arkadaşım vardı. Tezhip ve bezeme kelimelerini, sergileriyle, yayınlarıyla, neşriyatıyla tanıtan, duyuran, Süheyl Ünver Hoca'dır. O dönemde akademide de tezhiple uğraşan çok değerli hocalar vardı ama hiçbiri Süheyl Hocanın bu babdaki başarısını yakalayamamıştır."

Çiçek Derman, Ünver'in öğrencilerine son derece değer verdiğini söyleyerek, "Bir kere gidip onun halini, tavrını, has İstanbullu beyefendi havasını görüp, daima mütebessim çehresini seyredip anlattıklarını biraz dinlediğinizde, artık oranın müdavimi olup kopamıyorsunuz." değerlendirmesinde bulundu.

Süheyl Ünver'in bütün çalışmalarını öğrencileriyle paylaştığına vurgu yapan Derman, şöyle konuştu:

"Hiçbir dosyasını, evrakını esirgemezdi. Hangi konuda isterseniz ne kadar doküman varsa hemen önünüze getirir ve memnuniyetle faydalanmanızı sağlardı. 'Onu ben hazırlıyorum, ben yazacağım' gibi bir şey yoktu Süheyl Hoca'da. Sanatın vakıf gibi olduğuna ve verdikçe artacağına inanıyordu. Hakikaten artıyordu. Bunu yaşayarak görmüş bir insanım."

"SADECE İSTANBUL'A AİT YAZDIKLARI TOPLAM 5 CİLT"

da Ünver ile iftihar edilmesi gerektiğine vurgu yaparak, "İki bine yakın makale, kitap, risale, gazete yazısı var. Sadece İstanbul'a ait yazdıkları toplam 5 cilt." dedi.

Ünver'in yazdığı şiirlerden de alıntılar yapan Sayar, hiçbir zaman onu mutsuz görmediğini belirterek, "Her işi rast gidiyor. O kadar bereketli, feyzli birisiydi. Süheyl Bey, mistisizm ve İslam tasavvufu meselelerini, insan vücudunu ve gök kubbenin kusursuzluğunu bilen bir insan. Onun o hali, kamil insanların dahi dikkatini çekiyordu." ifadelerini kullandı.

Sayar, aklı dizginleyecek gücün imandan geçtiğine işaret ederek, şöyle devam etti:

"Süheyl Bey, bunları halletmiş insandı. Dua almıştı. Biz 1900'lü yıllarda doğanlar, o nesle yetiştik. O nesil Osmanlı Devleti'nin son kuşağıdır. Biz ona yetiştik. Nasıl ki Osman Gazi olmak zorsa, Sultan Vahdettin olmak da Mustafa Kemal Paşa olmak da zordur. Artık önümüz açık, gidiyoruz. Allah'a şükürler olsun. Pupa yelken gidiyoruz. Her zaman her şeyin bir ömrü var. Bu devletten Süheyl Bey'in rüyasını da söyleyeyim. 2071. Eğer cumhurbaşkanı bunları söylüyorsa, bu abdi aciz Süheyl Bey'den kaynaklı olmalıdır. Süheyl Bey'in ideali, bu topraklardaki bekamızdı."

'SÜHEYL ÜNVER'İ ANLATAN KİTAP

Süheyl Ünver'i anlatan bir kitap çalışması içinde olduğunu söyleyen Sayar, "Biz Türkler sohbeti severiz. Leyleğin ömrü lak lakla geçer derler. Nice kıymetler uçup gitmiştir böyle. Geriliğimizin temel sebeplerinden biri de yazma alışkanlığımızın olmaması. Süheyl Bey emretti, yazın dedi. Ben de yazdım. Defterlerim var. Onları inşallah bu topluma hediye etmek düşüncesindeyim." şeklinde görüşlerini dile getirdi.

2018 Fikriyat. Tüm hakları saklıdır.
BİZE ULAŞIN